15 Yorum

  1. Hüseyin ULUÇAY

    Abdullah isimli arkadaşa tavsiyedir;
    Sadece kitapta anlatıldığı kadarı ile farz ibadetleri yap(nasıl yapacağın sana kalmış),gerçek olduğunu ve sadece senin bildiğini düşündüklerini tebliğ et,kabul ettirmeye çalışmaktan vazgeç…

  2. Sayın editör keşke tartışmanız sürseydi hepsini okudum ve aydınlandım. Ve vereceği cevapları yayınlasaydınız

    1. Arapçanın kural, kaide, usulünü bilmeyip mealden yola çıkarak ve Kuran bütünlüğünden uzak yapılan yorumlar ilmi bir tartışma zemini oluşturmadığı için vakit kaybıdır.

  3. Şamil Çeçendaglı

    Abdullah savunduğun adamlar birisi maymundan geldiğini söyleyen Caner Taslaman birisi hz ademin babası var diyen Mustafa islmolu diğeri hz meryeme eşcinsel di diyen mehmt okuduğunu anlamayan okuyan Bu kripto Yahudileri mason maşalarını savunduğun kadar Peygamberi savunsaydin hem ALLAH azze ve celle hemde peygamber efendimiz senden razı ve hoşnut olurdu sen ise boş kelimelerle zaman kaybı yaşamaktasın hatta ben şunu anlamadım ###### bu kare işaretinden neden düzine koymak zorunda hissediyorsun kendini ? Yorumun gerisine taşmış öyle mi dikkat çekmeye çalışıyorsun? Bizleri peygamber ve hadis ile sünnetlerine düşman edip sadece kuran yeter diyorsunuz ? Madem kuran yeter de neden ardı ardına savunduğun adamlar kuranı sozde açıklayan kitaplar yayınlıyorlar? O kadar kitaba video ya söze sempozyumlara kanala sitelere yorumlara ne gerek var madem kuran yetiyorsa hadise sünnete gerek yok sa siz neden bu kadar kendi yorumlarınızı katiyorsunuz? Ee bu ne yaman çelişki yumağı isteseniz de istemeseniz de bizleri deist yapamayacaksiniz deist lerin diliyle konuşuyorsunuz onlar da öyledir ler peygambere gerek yok ALLAH bize yeter derler sizin 1 level üstünüz yarın sizde onlar gibi kurana gerek yok ALLAH yeter diyeceksiniz ama bunu yaparken de önce resulALLAHin hadis ve sunnetlerini kaldırmaya çalışıyorsunuz sırayla o raya geleceksiniz deistligin üst leveli ateist ligi bize kanitsattiracaksiniz önce resulALLAH sonra hadis sünnet alim ulema tarikat tasavvuf sonra kuranı aradan çekip bize ALLAH yeter deyip daha sonra da onu inkar edeceksiniz siz mealciler de buram buram ateistlerin görüşlerini ifade ve yayma düşüncelerini görüyorum birde hangi tanıdığım alevi varsa mealci kafa kuran bize yeter diyorlar hani şu rakıyla cem evinde ibadet yapıyoruz diyenler ha bu arada hatirlatirim alkol haramdır haram olan bir şey ile ibadet yapılmaz ki. ..

  4. 1. CAPS E CEVAP;

    -> Bir şeyin Kur’an’da geçmemesi, o şeyin YANLIŞ/KÖTÜ olduğu manasına gelmez. Tam tersi kişilerin ‘özgür bırakıldığı’ alan anlamına gelir… Ramazan bayramıda bir gelenektir Kur’an’da geçmez ama bu ‘yapılmaması’ gerektiği anlamına gelmez.

    -> Ey iman edenler! Açıklandığı zaman hoşunuza gitmeyecek olan şeylerden sormayın. Eğer onları Kur’ân indirilirken sorarsanız size açıklanır. Halbuki Allah onlardan geçmiştir. Allah çok bağışlayan ve çok yumuşak davranandır.[5-MAİDE, 101]

    ###################################################################################

    2. CAPS E CEVAP;

    Öncelikle capste zikredilen ayette ‘Paygamber’ kelimesi yok ‘Elçi’ kelimesi var.

    -> Ey elçi, Rabbinden sana indirileni tebliğ et. Eğer (bu görevini) yapmayacak olursan, O’nun elçiliğini tebliğ etmemiş olursun. Allah seni insanlardan koruyacaktır. Şüphesiz, Allah, kafir olan bir topluluğu hidayete erdirmez. [5-MAİDE, 67]

    -> İşte biz sana, böyle Arapça bir Kur’an vahyettik; şehirlerin anası (olan Mekke halkı)nı ve çevresinde olanları uyarman için ve kendisinde şüphe olmayan toplanma gününü (haber verip onları) uyarman için de. (O gün onların) Bir bölümü cennette, bir bölümü çılgınca yanan ateşin içerisindedirler. [42-ŞURA, 7]

    -> Şüphesiz, Allah’ın sana gösterdiği gibi insanlar arasında hükmetmen için biz sana Kitabı hak olarak indirdik. (Sakın) Hainlerin savunucusu olma. [4-NİSA, 105]

    -> Biz onların neler söylediklerini daha iyi biliriz. Sen onların üzerinde bir zorba değilsin; şu halde, Benim kesin tehdidimden korkanlara Kur’an ile öğüt ver. [50-KAF, 45]

    -> Allah’tan başka bir hakem mi(hüküm koyucu mu) arıyayım? Oysa O, size Kitabı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. [6-ENAM, 101]

    1. CEVABA CEVAP…
      1- Şimdi de gelenekçi oldunuz demek 🙂
      İşinize gelince Kur’an’da olmayınca da oluyor…

      2- İşte bunların hepsi Kur’an ilimlerini okumadığınızdan kaynaklanan cehaletin eseri. Ya kulaktan duyma ya da mealden bakma…
      “Allah’ın indirdiğine ve Resulüne gelin” ifadesinde “vav” harfi ile Resulüne atıf yapmaktadır. Atıf bize “ayrı” bir şeyi ifade eder, işaret eder. Resul sadece Kur’an ile hükmedecek olsaydı, ayetler dışında başka bir hüküm koymayacak olsaydı “vav” harfi ile atıf yapılmaz, sadece Kur’ana gelinmesi emredilirdi.
      Başka bir örnek: “Aralarında hüküm vermesi için Allah’a ve Resulüne davet edildiklerinde, mü’minlerin sözü ancak ‘işittik ve itaat ettik’ demeleridir. İşte asıl bunlar kurtuluşa erenlerdir.” (Nur 51)
      Sadece Kur’an ile hüküm verilecek olsaydı atıf harfiyle Resul zikredilmezdi.
      “Allah ve Resulü bir işe hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadına o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Her kim Allah ve Resulüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab 36)
      Aynı kaide burada da geçerli…

      Allah’ın Resulü Kur’an ile korkutur, Kur’an ile hükmeder, ayetlerde olmayan hüküm de koyar, Kur’an’ı da açıklar… Bunlar birbirine zıt olan şeyler değildir…

      Bu arada En’am 101’de verdiğiniz gibi bir ayet yok..

      1. 1. İDDİANIZA CEVAP;

        Öncelikle her hangi bir ‘GELENEĞE/DÜŞÜNCEYE’ uymak ile bu ‘GELENEĞİN/DÜŞÜNCENİN’ ‘Allah’ın emri’ olduğunu iddia etmek farklı şeylerdir. Her hangi bir gelenek/düşünce Kur’an’a aykırı değilse bu geleneğe uymak neden yanlış olsun ki? Ya da görüşlerimizle niye çelişssin?

        ###############################################################################

        2. İDDİANIZA CEVAP;

        Zikrettiğim ayetin numarasınını yanlış vermişim. Ayeti bir daha paylaşalım:

        Allah’tan başka bir ‘HAKEM’ mi?(hüküm koyucu mu) arıyayım? Oysa O, size Kitabı ‘AÇIKLANMIŞ’ olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. [6-ENAM, 114]

        ‘ELÇİ’ nin kelime manası nedir?

        Kur’an’da bir çok konu ‘NEBİ’ ve ‘ELÇİ’ ortak kullanımına sahiptir… Fakat ilginç bir şekilde, ‘İTAAT’ sadece ‘ELÇİ’ kullanımına sahiptir. Başka şaşırtıcı bir noktaysa; ‘NEBİ’ kullanımlarında hatalarda vurgulanır…

        Dikkatinizi çekerim, Allah ‘NEBİ’ ye itaat istemiyor, ‘ELÇİ’ ye itaat istiyor. Yani bu şu anlama gelir; siz bir müslüman olarak ‘NEBİ’ nin Kur’an’a muhallif olabilecek bir hareketini görürseniz uyarabileceğiniz ya da bazı konularda ‘NEBİ’ den daha isabetli kararlar alabileceğiniz anlamına gelir.

        -> Ey Nebi, eşlerinin hoşnutluğunu isteyerek, Allah’ın sana helal kıldıklarını niçin haram kılıyorsun? Allah, çok bağışlayandır, çok esirgeyendir. [66-TAHRİM, 1]

        -> Kime dilerse ‘HİKMETİ’ ona verir; şüphesiz kendisine hikmet verilene büyük bir hayır da verilmiştir. Temiz akıl sahiplerinden başkası öğüt alıp düşünmez. [2-BAKARA, 269]

        Fakat ‘ELÇİ’ lik farklıdır. Elçi Allah’tan aldığı vahyi iletir. Zaten görevide budur. O yüzden ‘HATA YAPMA İHİMALİ YOKTUR ÇÜNKÜ KORUMA ALTINDADIR’

        En önemlisi ise, Allah, sadece ‘ELÇİYE İTAAT’ edin demiyor. Şuları da söylüyor:

        -> ELçinin görevinin ne olduğunu…
        -> Elçiye ne indirildiğini…
        -> Elçinin insanlar arasında hükmederken hangi kaynaktan faydalanacağı…

        Sonuç olarak;
        Allah, elçiye itaat et diyor, ama elçiye zadece Kur’an’ın indiğini de söylüyor. ELçiye itaat et diyor, ama elçinin Kur’an ile hükmedeceğini de söylüyor.

        Dolayısıyla; Elçi sadece Kur’an’ı getirdiğine göre; KUR’AN’A İTAAT = ELÇİYE İTAAT = ALLAH’A İTAAT…

        #############################################################################

        3. İDDİANIZA CEVAP;

        Kur’an’ı açıklayan Allah’tır. Elçinin görevi, vahy edileni insanlara aktarmak, uyarıda bulunmak, öğüt vermek ve hikmeti öğretmektir (hikmet Kur’an’ın içindedir)

        -> Öyle ki size, kendinizden, size ayetlerimizi okuyacak, sizi arındıracak, size Kitap ve hikmeti öğretecek ve bilmediklerinizi bildirecek bir elçi gönderdik. [2-BAKARA, 151]

        -> Andolsun hikmetli Kur’an’a, [36-YASİN, 2]

        -> Elif, Lam, Ra. (Bu,) Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ‘birer birer (bölüm bölüm) ‘AÇIKLANMIŞ(FUSSILET)” bir Kitap’tır. Öyle ki, Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ‘BEN’, sizi O’nun tarafından ‘UYARAN’ ve müjdeleyenim;[11-HUD, 1-2]

        -> Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri ‘GENİŞÇE AÇIKLANMIŞ(FUSSILET)’ bir kitaptır. [41-FUSSILIET, 3]

        NAHL SURESİ 44 e bakalım:

        -> (Onları) Apaçık deliller ve kitaplarla (gönderdik). Sana da zikri (Kur’an’ı) indirdik ki, insanlara kendileri için indirileni ‘AÇIKÇA ANLATASIN(LİTUBEYYİNE)’ ve onlar da iyice düşünsünler, diye. [16-NAHL, 44]

        Görüldüğü gibi Arapça metinde ‘AÇIKLAMA’ olarak verilen kelimeler farklı…

        Öncelikle türkçedeki ‘AÇIKLAMA’ kelimesinin 2 anlamı vardır, bunlar: ‘GİZLİ BİR ŞEYİ AÇIKCA ANLATMAK’ ve ‘DETAYLANIRARAK VE ÖRNEKLERLE AÇIKLAMAK’

        Dolayısıyla mealdeki hata bu 2 anlam fakı dikkate alınmadığı için ortaya çıkıyor hemen 2 ayet ile NAHL 44 te söylenenin, ‘GİZLİ BİR ŞEYİ AÇIKCA ANLATMAK’ olduğunu görelim:

        -> Ey Kitap Ehli, Kitaptan ‘GİZLEMEKTE’ olduklarınızın çoğunu size AÇIKLAYAN(YUBEYYİNU) ve bir çoğundan geçiveren elçimiz geldi. Size Allah’tan bir nur ve apaçık bir Kitap geldi. [5-MAİDE, 15]

        -> Hani kitap verilenlerden: ‘Onu mutlaka insanlara AÇIKLAYACAKSINIZ(LETUBEYYİNUNNEHU), onu GİZLEMEYECEKSİNİZ’ diye kesin söz almıştı. Fakat onlar, bunu arkalarına attılar ve ona karşılık az bir değeri satın aldılar. O aldıkları şey ne kötüdür. [3-ALİ İMRAN, 187]

        1. 1- Kur’an’da olmayan bir şeyi “gelenek kabul edip” yapabiliyorsunuz ama Resulüllah’ın sünneti deyince karşı çıkıyorsunuz..

          2- Siz Arapça kaide ile açıkladığımız gerçeğe cevap verememişsiniz… Resul sadece verileni aktaracak başka bir görevi olmayacak olsaydı “ve” atıf harfi ile ayrı bir şey olarak zikredilmez. “Allah ve Resulü” veya “Allah’ın indirdiğine ve Resule gelin” veya “llah ve Resulü hüküm verdiği zaman” buyrulmazdı. Kur’an Arapça inmiştir. Arapça kaideleri göz ardı ederek ayetleri sıralamanız hiçbirşey ifade etmez.

          Şu ayet yine sizin kurgunuzu boşa çıkartıyor:
          “Ancak Allah’tan gelenleri tebliğ edebilirim ve O’nun vahiylerini açıklayabilirim. Kim Allah’a ve Resülüne karşı gelirse, şüphesiz onlar için, içinde ebedi kalacakları cehennem ateşi vardır.” (Cin 23)

          Bu ayette de Allah’tan gelenler tebliğ ayrı, “Risalat” ayrı oalrak zikredilmiştir. Yine vav harfiyle ayrılarak ikisinin ayrı şeyler olduğu vurgulanmıştır.

          Bir vav harfi ile bütün sisteminiz alt üst oluyor…

          3- Arapça kaideleri bilmeyip mealden din uydurunca maalesef böyle yanlış iddialarda bulunabiliyorsunuz. Ehli Kitap ile alakalı ayetlerde “gizlemek” kelimesi ile açıklamanın tahsisi vardır. Yani gizlenilen şeyin ortaya çıkarılması. Peygamberimize ise “indirileni açıklaması” açıkça ifade edilmiştir. Aynı manayı alacak olursanız “PEYGAMBERE İFTİRA” etmiş olursunuz. Çünkü Peygamber vahyi gizlememiştir, hiçbir şeyi gizlememiştir.

          Kur’an Arapça indiği halde bütün kaideleri bir kenara itip, usulsüz yola çıkarsanız Allah’ın demediğini “Allah böyle buyurdu” diyerek Allah’a iftira atarsınız.

          1. 1. İDDİANIZA CEVAP;

            ‘NEBİ’ nin sünneti demek istediniz heralde, hani 40 yaşından ölene kadar üzerinde sürekli olan kimlik, övülmüş, Allah tarafından makamı yüceltilmiş kişi olan aynı zamanda ‘İLAHİ KORUMA ALTINDA OLMAYAN’, ‘HATALARIDA ANLATIN’ ‘NEBİ’… çünkü; ‘ELÇİ’ nin tek sünneti Kur’an’dır. ‘ELÇİ’ nin görevi açık bir tebliğden başka bir şey değildir… Zaten ELÇİ ‘kelimenin manası da budur’. Daha önce de dediğim gibi, biz geleneğe karşı değiliz. Geleneğin ‘DİNİN BİR PARÇASI’ olarak gösterilmesine karşıyız.

            ###################################################################################

            2. İDDİANIZA CEVAP;

            Vav harfi ile ilgili bilginizde yanlışlık var. Aşağıda İslam Ansiklopedisinden alıntılıyorum:

            “1. Atıf “vâv”ı. Çok kullanılması sebebiyle bağlaçların esasını teşkil eder. Aynı i‘rab konumundaki iki öğeyi (kelime veya cümle), Basra mektebine göre öncelik-sonralık şartı olmadan birbirine bağlama ve i‘rab hükmünde ortak etme vazifesi görür.”

            Kısaca paylaştığınız ayetlerde Arapça vav-ı atıf Kuralına göre ‘RESUL’ ayrı bir itaat kaynağı değildir…

            KUR’AN’A İTAAT = ELÇİYE İTAAT = ALLAH’A İTAAT…

            Kur’an parça parça inmiş bir kitapdır Ve haliyle başka ayetler inerek bir birini açıklayan ayetler dizisi oluşturmuştur. Ve haliyle o zamanın canlı Kur’an’ı resul’dür. Kafanıza takılan soruları sorduğunuzda cevap alacağınız(ayet inerek) veya her hangi bir emiri size getiren resuldür… Yani elinizde başka ayetlerinden cevap arayacağınız bir kiap bulunmamakta…

            Mesela, Kur’an daha tamamlanmamış ve anlaşmazlığa düştüğünüz bir konu var ne yapacaksınız? Tabii ki başka ayetlerin kendisine vahy edileceği ‘ELÇİ’ ye gideceksiniz. ‘ELÇİ’ de ‘VAHİY’ ile yani başka ayetlerin vahy edilmesi ile sizin aranızda hüküm verecek… Adı üstünde ‘ELÇİ’… Allah ile insanlar arasında köprü…

            Şuan elimizde tamamlanmış bir Kur’an’ımız var elhamdüLİLLAH… Herhangi bir hükmün ya da anlaşmazlığın çözümü bu kitabın içinde… Resul’ün söylediği herşeyi aynı şekilde söyleyen bir kitap! Dolayısıyla Kur’an; elçinin getirdiği son ilahi mesajdır. Ve dileyen bu rehberliği kabul edip, Kur’an’a uyacak dileyen geleneğine/saplatılarına uyacak…

            Son olarak Kur’an ile ilgili bir çok yanlış anlaşılmanın nedeni, Allah ve Resulünü ayırmak, ‘NEBİ’ yi ‘RESUL’ olarak görmek… Halbuki Kur’an’da bu 2 makam çok net bir şekilde ayrılmıştır… Ve Allah bize Kur’an’dan başka bir şeyi söylemeyen ‘ELÇİ’ ye itaat istemiştir… Ve şuan ki bütün müslümanlar Kur’an’a uymakla yükümlüdür. Yani ‘ELÇİ’ nin bize getirdiği mesaja…

            Bu açıklamara katılmıyorsanız daha önce de paylaştığım şu ayet hakkında düşünmeniz gerekecek…

            -> Allah’tan başka bir ‘HAKEM’ mi?(hüküm koyucu mu) arıyayım? Oysa O, size Kitabı ‘AÇIKLANMIŞ’ olarak indirmiştir. Kendilerine Kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan olma. [6-ENAM, 114]

            Allah ve resulünü ayırarak, nasıl Kur’an’ı açmaza sürüklediğinizi görmelisiniz… Halbuki Kur’an’da ayrılmadığı halde…

            ##################################################################################

            3. İDDİANIZA CEVAP;

            Nahl 44 de dahil, paylaştığım 3 ayette kullanılan kelimeler aynı şöyle ki;

            -> 16-NAHL, 44 = LİTUBEYYİNE
            -> 5-MAİDE, 15 = YUBEYYİNU = Gizlemenin Zıttı.
            -> 3-ALİ İMRAN, 187 = LETUBEYYİNUNNEHU = Gizlemenin Zıttı.

            Gizlemenin zıttı, olduğu gibi açıklamaktır… Nahl SUresi 44 deki mananın ne olduğu çok net bir şeklde görülüyor… ‘OLDUĞU GİBİ AÇIKLAMAK’

            Dolayısıyla, zaten zikrettiğim ayette Resulullah Ayet gizliyor gibi bir anlam çıkmıyor, Resulullah’ın ayetleri ‘OLDUĞU GİBİ AÇIKLAMASI’ gerektiği anlamı çıkıyor…

            Bu açıklamara katılmıyorsanız daha önce de paylaştığım şu ayetler hakkında düşünmeniz gerekecek…

            -> Elif, Lam, Ra. (Bu,) Ayetleri muhkem kılınmış, sonra hüküm ve hikmet sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) tarafından ‘birer birer (bölüm bölüm) ‘AÇIKLANMIŞ(FUSSILET)” bir Kitap’tır. Öyle ki, Allah’tan başkasına ibadet etmeyin. Gerçekten ‘BEN’, sizi O’nun tarafından ‘UYARAN’ ve müjdeleyenim;[11-HUD, 1-2]

            -> Bu, bilen bir toplum için Arapça bir Kur’an olarak âyetleri ‘GENİŞÇE AÇIKLANMIŞ(FUSSILET)’ bir kitaptır. [41-FUSSILIET, 3]

          2. 1- Sizin görüşünüze katılmak zorunda değilim ki “şöyle demek istediniz herhalde” diyerek yorumunuzu dayatıyorsunuz.
            Hatalardan emin kılınmayan biri Risalet görevini nasıl üstlenecek? Nasıl güvenilecek? “uyarılan” diyorsunuz. Kur’an’da ancak bir kaç konu gösterirsiniz. Ya uyarılmayanlar? Uyarılmadığı ve hüküm olarak ortaya koyduğu şeyleri kabul etmiyorsunuz… Bunların hepsi Kur’an’ın hedefi ve hayata yansımasını bilmediğinizden kaynaklanıyor. Kur’an ayeti ile sabit olan hususlarda Resulüllah o emri uygulamıştır. Ayet (emir) gelmeyen konularda ictihad etmiştir. Bazen uyarılmış ama ictihadınnı da yerinde olduğu teyit edilmiştir. Tevbe 43-47 ayete bakabilirsiniz. 47. ayette Resulüllahın ictihadının doğru olduğu teyit edilir.

            2- Yorumlara cevap vererek vakit kaybı yaşadığımı anladım. Vav harfi için ansiklpediye bakıp orada yazanı da anlamıyorsunuz. Verdiğiniz paragrafta “birbirine bağlama ve i‘rab hükmünde ortak etme” diyor. İrab nedir diye sorsam onu da bilmiyorsunuz. İrab, bir etken sonucunda kelimenin sonuna gelen harekeye deniyor. Vav harfi atfedilenleri irapta ortak kılar yani aynı harekeyi almalarını sağlar. Siz de kalkmış “bir fark yok, ayrı bir şey değil” diyorsunuz 🙂

            Cehaletinize siz gülmeyin ağlayın kardeşim. Çünkü bir de kalkmış Kur’an’dan hüküm çıkartmaya çalışıyorsunuz.

            Bir vav harfi bile yerle yeksan ediyor teorilerinizi.

            Hattatlar neden vav harfine önem vermiştir burdan anlayın işte…

            3- Önceki cevabımda da belirttiğim gibi ehli kitap için litübeyyine denirken “gizlediklerini” ifadesi de eklenerek anlam tahsis ediliyor. Anlam tahsis edilmediği zaman mana geneldir. Peygamberimiz için de tahsis edilmeden “zikri açıklayasın” buyruluyor.

            Ama bunu da anlamazsınız.

            Bir daha ki yorumunuz yayınlanmayacak, boşuna vakit harcamayın. Çünkü cahile 40 delil de göstersek ikna olmayacağı aşikardır…

        2. Abdullah adlı kişiye: ‘ELÇİ’ nin kelime manası nedir?

          Kur’an’da bir çok konu ‘NEBİ’ ve ‘ELÇİ’ ortak kullanımına sahiptir… Fakat ilginç bir şekilde, ‘İTAAT’ sadece ‘ELÇİ’ kullanımına sahiptir. Başka şaşırtıcı bir noktaysa; ‘NEBİ’ kullanımlarında hatalarda vurgulanır…

          Dikkatinizi çekerim, Allah ‘NEBİ’ ye itaat istemiyor.

          BU yazıyı yazmışsınız Abdullah efendi ama çok büyük ayrıntıları gözden kaçırmışsınız. Neler mi? İşte size birkaç örnek:

          Nur suresi ayet 56 dan: Namazı hakkıyla ifa etmeye devam edin, zekatı verin ve Peygambere(Resule (Sallallahu aleyhi ve sellem)) itaat edin..Şimdi bu ayet i kerimeyi inceleyelim biraz. Burada yukarıdan beri vurgu yaptığınız ve Elçi kelimesini kullandığnız RESUL’e itaat istenmiştir. Dikkat edin ayet i kerime Namazı kılın zekatı verin deniyor..ama burada sonlanmamış… eğer Kuran-ı kerim yanlız başına anlaşılması gereken bir kitap olsaydı.. Namazı kılan ve zekatı da veren bir müminden, niçin bir daha yeniden itaat edin kelimesi getirilerek kullanılıp ayrı vurgu yapılarak Resule de itaat istenmiştir? Öyle ya çünkü namazı kılan ve zekatı veren bir mümin zaten Allah ‘a c.c. itaat etmiş olacaktır.. bir daha niçin böyle bir vurgu yapılıyor..cevabı Sünnet-i seniyyeye de itaatin isteniyor olmasıdır. Çünkü bir insan Sünnet-i seniyyeye uymadan namaz kılamaz oruç tutamaz zekat da veremez..
          Benzer bir vurgu da Muhammed suresinde yapılmıştır..ama önce enfal suresi 1. ayet-i kerimeye bakalım. Bu ayet i kerimede diğerlerin olduğu gibi Allah a ve Resulue itaat edin cümlesi geçmektedir. Buradaki ve bağlacının önemi ihvanlar.net kardeşimiz dediği gibidir. Ama siz mealci grubu bu gibi ayeti kerimelere ısrarla Resule itaat ayrı bir şey değildir şeklinde mana veriyorsunuz..AMA meselenin siz mealci grubun dediği gibi anlaşılmaması için Rabbimiz Muhammed suresinde Nisa suresinde ve diğer surelerde farklı yerlerde İtaat kelimesini başa getirerek sünnet e uymanız konusunda sizleri bir kez daha uyarıyor..ve Şöyle diyor: Ey iman edenler Allah’a itaat edin ve Resul’e de itaat edin ve amellerinizi boşa çıkarmayın..benzer kullanım Nisa suresi 59 numaralı ayette geçmektedir.
          Buralardaki arapça kullanımlara özellikle dikkat edin..
          Sizler şu tavsiyem vardır..size anlatılan belki de kendiniz düşünüp öyle olması gerektiğini düşündüğünüz sadece meal yolu batıl bir yoldur. Allah c.c. aşkına vazgeçin yoksa sizde diğerleri gibi kaybedeceksiniz yani imansız gidebilirsiniz ahirete. Zira kendiliğinden yol uyduranların sonu ya Ehli bidat olmak yada KAfir olmaktır.. dikkat edin Ey ademoğlu kardeşlerim gittiğiniz yola dikkat edin..

          1. Fetih suresindeki Fetih suresindeki şu ayeti kerimeyi de hatırlatırım sizlere: Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem )Allah’ın Resulüdür. Onun beraberindeki müminler de kafirlere karşı şiddetli olup kendi aralarında merhametlidirler..

  5. Bu kriptolar için DNA testi uygulatırdım, genetik mirasları bakalım nereden geliyor?

Zaman aşımına uğramış

YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.