Ailelere örnek Olacak Önderlere İhtiyaç Var – Abdülaziz Kıranşal

21. yüzyılda teknolojinin ve iletişimin gelişmesiyle birlikte muhataplarımıza adeta ışık hızıyla ulaşabileceğimiz bir zamanda imtihan oluyoruz. İnternet, televizyon, akıllı telefonlar, videolar, ses kayıt cihazları gibi birçok imkânın tebliğ ve davet vasıtası olarak kullanıldığı bir dönemi yaşıyoruz.
Eskiden küçük bir odada beş on kişi gizlice konuşmaya bile çekindiğimiz şeyleri, bugün televizyon ekranlarında, onlarca kanal ve yüzlerce programla milyonlarca insana rahatlıkla anlatabilme imkânımız var. Büyük spor müsabakalarında ve konserlerde bile dolmayan kapalı spor salonlarının ve stadyumların, bugün dini programlar vesilesiyle tıka basa dolduğunu görebiliyoruz.
 
Binlerce imam hatip okulumuz, Kur’an kursumuz, İslami ilimler merkezimiz var. Yüz binin üzerinde maaşlı din görevlimiz, binlerce vakıf ve derneğimiz, yüzlerce şöhretli ilim adamımız var. İnternet sayesinde ev konforunda sohbet dinleme ve İslami ilimler öğrenme fırsatına bile sahibiz.
Ancak tüm bu yoğun vaaz ve nasihat bombardımanına, tebliğ imkânına rağmen, Allah ve Rasûlü’nünmurad ettiği bir toplum olmaktan fersah fersah uzağız. Evet, bilgimiz çoğaldı, tebliğ ve davet vasıtalarımız ve imkânlarımız arttı, ancak aynı oranda temsil kabiliyetimizi ve örnekliğimizi kaybettik. Bugün, bilgi kadar bilince ve şuura, tebliğ kadar temsil ve örnekliğe ihtiyacımız var.
 
Hedefi, inandığı değerleri iktidara taşımak olan Müslüman fertler gibi Müslüman aileler olarak da örneklik vasfımızı yeniden kuşanmak, toplumun hayranlığını kazanmış ve her alanda örnek olmuş yuvalar kurmak mecburiyetindeyiz. İçinde yaşadığımız topluma önder olmak istiyorsak önce o topluma örnek olmak zorundayız.
 
Aile yaşantımızı, yetiştirdiğimiz çocukları, karı koca ilişkilerimizi, komşuluk ilişkilerimizi, akrabalık ilişkilerimizi, ticaretimizi, borç alışverişimizi görenlerin, işte böyle ailelerin, böyle çocuk yetiştirenlerin, böyle annelerin ve babaların, böyle tüccarların zihniyeti bu memleketi yönetmelidir dediği gün, iktidar kendiliğinden gerçekleşecektir.
 
Yetiştirdiğimiz çocuklarımızdan mahalleli illallah ediyorsa, çevremizdekiler bizimle komşuluk ve akrabalık ilişkisi kurmaya korkuyorsa, insanlar ticaretimizden ve borç alışverişimizden nefret ediyorsa, kimse bizim elimizden ve dilimizden emin değilse örnekliğimizi kaybetmişiz demektir. Örnekliğini kaybedenlerin, Müslümanları temsil etmesi düşünülemez bile.
 
Bugün, vaaz ve nasihatten çok çoluk çocuğuyla İslam’ı yaşayan, aile boyu örnek olan Müslüman kadın ve erkek şahsiyetlere ihtiyacımız var.
 
Allah, içinizden, iman edip de salih ameller işleyenlere, kendilerinden önce geçenleri egemen kıldığı gibi onları da yeryüzünde mutlaka egemen kılacağına, onlar için hoşnut ve razı olduğu dinlerini iyice yerleştireceğine, yaşadıkları korkularının ardından kendilerini mutlaka emniyete kavuşturacağına dair vaadde bulunmuştur. Onlar bana kulluk eder ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Artık bundan sonra kimler inkâr ederse, işte onlar fasıkların ta kendileridir. (Nur, 24/55)
 
Bu ilahi müjde, imanını hayata dönüştürmüş, salih amel sahibi Müslümanların ve Müslüman ailelerin muhakkak yeryüzünün iktidarını teslim alacağını bildirmektedir. İslam’ın yeryüzünde iktidar olması için çatısı altında Allah’tan korkulan, salih amel işlenen ve adaletle hükmedilen yuvalar kurabilmek duasıyla…
Abdülaziz Kıranşal – Milli Gazete

SEÇME VİDEO

1 Yorum

  1. İşte ilim budur; Bi arkadaşımız paylaşmış. Sayet paylaşımın aslı var ise, Bu dini ve dinin ilmini bize bahşeden Rabbime hamdediyorum. Buyurun okuyun inşaallah… İLGİNÇ BİR OLAY. 1940’ların sonuna doğru Amerika’da bir olay meydana geliyor. Zengin bir adamın ölümünden birkaç yıl sonra bir kadın yanında bir çocukla mahkemeye başvuruyor. Çocuğun ölen adamdan olduğunu iddia ediyor. Ölüden DNA testi yapılamayan bir dönem dünya için. Amerika hukuk sistemlerinde bu olayın bir karşılığını bulamayınca başka sistemlere müracaat ediyorlar. Roma hukukuna bakıyorlar yok. Yunan, Hint, Uzakdoğu’da yok. Bir heyet Türkiye’ye geliyor. Dönemin İstanbul Müftüsü Ömer Nasuhi Bilmen’e yönlendiriliyorlar. İlk başta anlam veremiyor gelen ekip. Gönülsüz de olsa görüşüyorlar. Bilmen onlara ölen adamın kemiklerinin durup durmadığını sorduğunda şaşkınlıkları iyice büyüyor. Durduğunu söylüyorlar. Ömer Nasuhi onlara kuyruk sokumu kemiğinden bir yer tarif ediyor. Tarif ettiği yere çocuğun bir damla kanını damlatmalarını, eğer o kemik kanı emerse çocuğun o adamdan olduğunu aksi olursa kadının yalancı olduğunu ve buna göre hüküm verebileceklerini anlatıyor. Gelen ekip görüşmeden memnun olmaksızın şaşkınlıklarını da yanlarına alıp ülkelerine dönüyorlar. Bir müftünün böyle bir tıp bilgisine nasıl hâkim olabileceğine ihtimal veremiyorlar. Ekipteki bir doktorun ise kafasını kurcalıyor bu mesele. Müftünün yanlışlığını ispat etmek için mezar açtırılıp adamın bedeni çıkarılıyor. Tarif edilen kemiğin üzerine önce kendi kanını damlatıyor. Kan akıp gidiyor kemiğin üzerinden. Sonra çocuğun kanını döktüğünde gözleri fal taşı gibi açılıyor. Kemiğin kanı emdiğini gördüğünde hayretini gizlemiyor. Görüşmede Ömer Nasuhi’nin yanında olanlar da ilk duymuş olacaklar ki heyet gittikten sonra bu meseleyi nereden bildiğini soruyorlar. Adı geçen kemiğin sadece kendi neslini kabul ettiğini uzun uzun anlatıyor. Oradaki küçük bir parçanın önemine değiniyor. Vücuda ne yaparsanız yapın o kemiği yok edemediğinizi, kıyamete kadar hiçbir gücünde buna muktedir olamayacağını, zira mahşerde insanlar o kemik parçasından yeniden diriltileceğini anlatıyor. *** وَضَرَبَ لَنَا مَثَلًا وَنَسِىَ خَلْقَهُ قَالَ مَنْ يُحْيِ الْعِظَامَ وَهِىَ رَمٖيمٌ قُلْ يُحْيٖيهَا الَّذٖى اَنْشَاَهَا اَوَّلَ مَرَّةٍ وَهُوَ بِكُلِّ خَلْقٍ عَلٖيمٌ “Şu çürümüş kemikleri kim diriltecek?” dedi. De ki; “Onları ilk defa yaratan diriltecek. O, her yaratmayı bilir.” Yasin 78-79. âyetler

Zaman aşımına uğramış

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.