Ebubekir Sifil ve Caner Taslaman Tv progmramında karşı karşıya gelecek

   Kur’an ilimlerini temelinden okuyan Ebubekir Sifil Hocaefendi ile fail ile mefulü ayıramayan felsefeci Caner Taslaman 20 Temmuz’da Habertürk’te karşı karşıya gelecek.

   İkisi de bu karşılaşmayı kendi hesaplarından duyurdular. Ve bakın nasıl bir fark ortaya çıktı:

   Birisi “münazara yapacağız, inşaAllah” diyor.

   Diğeri “tartışacağız” diyor.

   Ebubekir Sifil Hocaefendi “münazara” yapacağız diyor çünkü münazara hakkı, gerçeği ortaya çıkarmak için belli şartla yapılan karşılıklı oturumdur. Niyetinin hakkın ortaya çıkartılması olduğunu belli ediyor. Tabiki bu aldığı İslam terbiyesinden kaynaklanıyor.

   Caner Taslaman ise “tartışacağız” diyor çünkü tartışmak haklı çıkmaya çalışmaktır. Haksız da olsa haklı çıkmak için tartışacağını şimdiden ilan ediyor. Bu da sistemden aldığı terbiyeden kaynaklanıyor. Çünkü mevcut eğitim sistemi böyle bir ruh hali şekillendiriyor. Ve zaten kendisi İslami ilimlerden haberi olmayan felsefe ile meşgul olan birisi olduğundan Kur’an’ın insana kattığı o vakardan da mahrum.

   Bu şartlarda Ebubekir Sifil Hocanın işi zor çünkü alime 1 delil gösterirsin ikna edersin, bilgisiz ama inatçı kişiye 40 delil de göstersen de ikna olmayacaktır.

GÜNCELLEME: PROGRAM OLDU

   Programda Caner Taslamanın ne kadar İslami ilimlerden uzak olduğunu, eleştirmek için kullandığı bilgilerin bile piyasadan toplanmış, oryantalistlerden çalma, çürük kaynaklara dayanan iddialar olduğunu gördük.

   Kur’andan bahsederken bile Kur’andan habersiz olduğuna şahit olduk.

   Ateistleri ikna etmek için hadisleri inkar eden Taslamanın ateistleri ikna için ayetleri de inkar etmeye hazır olduğunu gördük. Çünkü ateistler bir çok ayeti de akla ve mantığa ters görmektedir.

Akılda kalan bir diyalog:

Ebubekir Sifil: Bu hadis mevzudur, sahih olmayan hadisi neden getiriyorsun?

Caner Taslaman: Mevzu uydurma demek mi

Ebubekir Sifil: Mevzu Hadisin hükmü nedir?

Caner Taslaman: ???!!! Kem küm…

Hadis koskoca bir ilim dalıyken her hadisin aslında akılla da anlaşılabilecek izahı varken eksik bilgiyle ortaya çıkanşların sonu Taslaman gibi rezil olmaktır….

www.ihvanlar.net

16 Yorum

Yorum Yap
  1. deve sidiğini ve zehiri içmesini beklerdim.
    Yazık, inandığı hadislere güvenemeyen bir hoca gözümden düştü.

    1. Onca akli açıklamaya rağmen aynı alaycı tavrı sergilemek ancak Taslaman ve takipçilerinin zihniyetine yakışır. Oraya geliş amacı zaten hakkı çıkarmak değildi herkes biliyor. Kuran ayetleriyle oynayan zihniyetin hadislere iman etmesini beklemek zaten yanlıştı…

      1. siz hadislere iman ettiginiz halde neden deve sidiği içerek ya da Acve hurması yedikten sonra fare zehiri içerek hadislerin peygamber sözü olduğunu ispatlamiyorsunuz? Bunları yapın ve sağlıklı kalırsanız bizde hadislerin peygamber sözü olduğunu kabul edelim. Bu kadar basit.

        1. Neden bu kadar ahmakça yorumlar yapıyorsunuz, deve idrarının hadiste nasıl geçtiğini, nasıl kullanılacağını, araştırmalara nasıl konu olduğunu Ebubekir Sifil söyledi. Çok akılcısınız ya, aklınız çalışmıyor mu? Çınar yaprağı bir şeye iyi geliyorsa “al ye” mi diyorlar sana? Bir kullanma şekli var, ölçüsü var. Ama size yapılan açıklamaya “Yav olabilir bir araştırayım, bakayım” bile demiyorsunuz. neden? Hadis düşmanlığı marazı bulaşmış, kalpleriniz mühürlenmiş, gözlerinize perde çekilmiş. Yüz tane araştırmayla bu ispat edilse de siz inkarcılığınıza devam edeceksiniz. Cehaletinizi inkarınız örtmüyor ama kabak gibi ortada 😀

  2. Onlar müminlere hep sapık dediler.atalarının dininden mi döneceklerdi? Akletmediler düşünmediler.delil diye atalarının sözlerini ssöyleyip savundular.ya yanıldılarsa.

  3. ALLAH YAR YARDIMCISI OLSUN EBUBEKİR SİLFİ HOCAMİZİN.

  4. Değerli kardeşlerim Şu Caner Taslamana kanıp evrim teorisine iman eden kişiler var. Dinden çıkarır diyorum dinlemiyor. Bir reddiye yasarsanız çok makbule geçer

  5. Benim korkum ne Haçlı ittifakı ne de içerideki hainler. Benim korkum Erdoğan’ın arkasında duran bu milletin birlik ve beraberliğine farkında olmadan dinamit koyan günümüz âlimleri. Bu meseleye de değinmeden geçmek istemiyorum. Hazreti Peygamberin vefatından sonra bugüne kadar, sahabeler arasındaki ilk tartışmalara bile baktığımızda ayrılıklar, savaşlar, işgaller, katliamlar hep dini tartışmalar sonrasında yaşanmış. Dışarıdan işgaller gelmeden önce dahi Bağdat’ta, Hindistan’da, Endülüs’te önce dini tartışmalar vuku bulmuştur. İslam tarihinde ehli hadislerin fakihleri, fakihlerin ehli hadisleri, tasavvufçuların dâhi tasavvufçuları beğenmediği, eleştirmeye başladığı, kutuplaştırdığı dönemler hep kaybettiğimiz dönemler olmuş. Bu tartışma günümüzde ise gelenekçi ve modernist kavgasına dönüşmüş durumda. Kendi iddialarına göre geleneğe sahip çıkanlar, yine kendi iddialarına göre Kur’an’ı modern olarak yorumlamaya çalışanlar. Ey kardeşim, İslam şöyle bir kaide koyuyor. Dinin aslını reddetmedikçe, imanın şartlarını reddetmediğin müddetçe, o şartlara inandığında o şartlara getirdiğin yorumlama seni kâfir etmez. İmanın şartlarını inkâr eden, İslâm’ın yani Müslüman olarak yaşamanın şartlarını inkâr edersen küfre girersin. Namazı inkâr edersen, orucu inkâr edersen, zekât yoktur, yalandır dersen küfre girersin.

    Bakın isim vererek söylüyorum. İslamoğlu-Cüppeli kavgası, Ebubekir Sifil- Caner Taslaman kavgası… O cemaat ya da bu cemaat tartışması… Siz bunları tarihte ilk defa mı oluyor sanıyorsunuz? Bu oyunun eski versiyonlarını Hindistan’da gördük, Endülüs’te gördük, Bağdat’ta gördük. Ebubekir Sifil Hoca’ya da, Caner Taslaman Hoca’ya da soruyorum; Allah rızası için söyleyin; canlı yayına çıkıp bu milletin önünde neyi tartışacaksınız? Bu millete hakkı mı anlatacaksınız yoksa kimin daha iyi olduğunu mu göstereceksiniz? Kardeşlerim Bağdat Moğollar tarafından işgal edildiği zaman Bağdat uleması neyi tartışıyordu biliyor musunuz? Bağdat uleması halkı nasıl ikiye bölmüştü biliyor musunuz? Uçan haşeratın, sivrisineğin insandan emdiği kan abdesti bozar mı yoksa bozmaz mı? İşte bu soru yüzünden Bağdat birbirine girdiği zaman Moğollar Bağdat’ı yakıp yıktılar. Amerika, Avrupa, Rusya, Çin ve içerideki hainler tarafından kuşatıldığımız bugünlerde âlimlerimizden beklenen toplumu birleştirmekken, onlar canlı yayınlara çıkıp taraftarları birbirine karşı fıkıh, tasavvuf, hadis, kuran üzerinden kışkırtıyor. Hâlbuki kardeşlerim cemaatler ne için vardı? Cemaatler dini ve hayatı tıpkı Kur’an gibi, Hadis gibi, Fıkıh gibi, Tasavvuf gibi kolaylaştırmak için var olmadı mı? Cemaatler bunu unutmaya başladılar. Irak’ta 1,5 milyon kadın tecavüze uğradı. Irak’ta milyonlarca yetim dünyanın dört bir yanına köle olarak satıldı. Filistin’de milyonlarca insan açlıkla boğuşuyor. Afganistan’da insanlar açlıktan dolayı İran’a bir çocuk bağışlamak şartı ile göç etmek zorunda kalıyor. Bizim âlimlerimiz bunları konuşmak yerine tıpkı yüzyıllar önce sivrisinek kanı yüzünden birbirine giren Bağdatlılar gibi canlı yayına çıkıp “kim daha haklı” oyununun parçası oluyorlar. Bu oyunun amacı ülkemizde birleştirici unsur olması gereken cemaatleri ve mensuplarını birbirine düşman ederek ülkeye yapılacak saldırıların etkisini arttırmak ve savunma hattımızı zayıflatmaktır.

    Kardeşlerim 9. Yüzyıldan 17. Yüzyıla kadar tam 800 yıl boyunca Hindistan’ı yönetti Müslümanlar. Hem de Müslümanlar nüfusun toplamda 20%’sine bile tekabül etmiyorken! Peki, sonra ne oldu biliyor musunuz? 17. Yüzyılda Hindistan’da daha çok bugünkü Selefileri andıran ehli hadis grupları ile Hanefi ekolünden gelen fakihler birbirine girdiler. Toplum birbirinden o kadar ayrıldı ki Müslümanlar artık birbirine selam vermez oldu. Tarihleri araştırırsanız o yüzyılda İngilizler Hindistan’ı işgal ettiler ve 800 yıllık İslam yönetimine son verdiler.

    Kardeşlerim acilen modernist, gelenekçi, ılımlı, radikal kavramlarından kurtulmamız lazım. Burada “ama biz haklıyız” diyen kardeşlerime sesleniyorum. Haklıysan bu ümmet için, bu millet için kendini kurban etmeye var mısın? Fıkıh erbabı olduğunu iddia edenlere sesleniyorum. Fıkıh bir itikat konusu bile değilken siz hangi cüretle fıkhi konular üzerinden bu milleti birbirine düşürüyorsunuz? Kendimde mensubu olduğum tasavvuf ekolüne soruyorum; Tarih’te mutasavvıfların itikadı ya da mezhebi tartışmalara girdiği nerede görülmüş? Tasavvuf demek şeytandan önce dâhi nefsi düşman bilmek değil midir? Peki, nefsin yerine sürekli karşı tarafın ameli, itikadı, mezhebine saldırmak “Nefsi köreltme” düsturunun neresinde var? Başkasını hedefe koyarak Allah’a yakınlaşmak hangi mürşidi kâmilden bize emanet kaldı ki duymadık, işitmedik? Sûfilik sana teslim olan ile iştigal etmektir. Sana teslim olmuş mazlum kalpler ile dertlen, onlarla konuş, onların derdi süfiliğine süfilik katsın. Onların gözyaşı sende yoksa nefsini sorgula… Bunları yapmıyorsan tasavvufla ne işin var bre adam? Düşman edinmek, taraftar toplamak, cemaat kavramı üzerinden şirketleşmek, televizyona çıkıp şov yapmak… Bunların nesi tasavvuf, nesi ehlisünnet, nesi İslam silahşörlüğü? Allah gani gani rahmet eylesin; bir büyüğümüz derdi ki “Evladım dışarıda gördüğün, seni yanlış anlamaya sevk edecek en berbat durumda olan bir kadın ya da erkek suretindeki insana bile ‘belki Hızır aleyhi selamdır’ gözü ile bak ve onun tipini, şeklini ya da ne yapıyorsa fiilini eleştirme, buğuz etme…” İşte tasavvuf budur. Bu düşüncedir. Sahabelerin “Acaba ben münafık mıyım” sorusu ile kendini yiyip bitirdiği dönemden cemaatlerin veya âlimlerin canlı yayınlarda birbirini ezdiği, kendisini cennetlik gördüğü, kendisi dışındaki cemiyet ve grupları cehennemlik gördüğü dönemlere geldik. Bugün en küçük cemaat grubu bile Hz Muhammed (sav) ‘ın yola çıktığı, Kâbe’ye gelerek İslam’ı anlattığı gruptan daha kalabalık. Ama Peygamber döneminde Sahabelerin her biri Mekke’den, Medine’den Çin’e kadar hicret edip, İslâm’ı anlatmak yerine oturduğu yerden “Ben sahabeyim, peygamberi gördüm. Onu anlatmamı isteyen bana gelsin. Ben kimsenin ayağına gitmem” diyerek kendi cemaatini kurmuş olsaydı bugün hiçbirimiz Müslüman bile değildik. Unutma bir avuç sahabe Peygamberden aldığı ders ile bütün dünyayı değiştirdi. Milyonlarca Müslüman ise o birliğe kurşun sıkmak için adeta yarışa girmiş, pespaye, çirkin bir sirkin oyuncuları olmuş. Âlim olduğunu iddia edenlere sesleniyorum. Bu sirki terk edin. Bu milleti birbirine düşürmeyin. Sizin vazifeniz uzman olduğunuz hususları anlatmak. Siz bir öğretmensiniz. Öğretmenlik yapın. Müesseseleriniz birer üniversitedir. Dünya’nın dört bir yanına göndereceğiniz kardeşlerimizi yetiştirin. Kâfire karşı sert olun. Müslümana karşı yumuşak olun. FETÖ’nün en büyük hatasını unutmayın. Kendini dinin merkezine koyan, Mesihlik iddia eden, kâfire merhamet edip kendi cemaatinde olmayan bütün Müslümanları dışlayan FETÖ’nün bu hataları onu da, ona biat edenleri de kahrı perişan etti. Hazreti Allah Râd süresinde buyuruyor: “Şüphesiz ki, bir kavim kendi durumunu değiştirmedikçe Allah onların durumunu değiştirmez. Allah, bir kavme kötülük diledi mi, artık o geri çevrilemez. Onlar için Allah’tan başka hiçbir yardımcı da yoktur.” Yine Allah En’am süresinde buyuruyor “Onlardan (Mekke halkından) önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkân ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur yağdırmıştık. Topraklarından nehirler akıttık. Sonra da günahları sebebiyle onları helak ettik ve arkalarından başka bir nesil var ettik.”

    Efendiler; Devletimiz bunca sıkıntıya rağmen içeride ve dışarıda büyük savaşlar verirken toplumun önder kabul ettiklerinin vazifesi Müslümanları cihada hazırlamak değil midir? Müslümanları birlik olmaya davet etmek değil midir? Müslümanların küçük ayrılıklardan mübari sebeplerini tahfif etmek ve aslında aynı dinin, aynı toprağın, aynı vatanın mensubu, tek Rabbin kulu, aynı Peygamberin ümmeti olduğumuzu aşılamak değil midir? Peki, hangi âlim bunu yapıyor şu anda? Hangi hoca yapıyor? Hangi cemaatimiz bunu yapıyor? Sözlerimi cemaatlere, ehlisünnete, tasavvufa ya da Kur’an’a saldırı olarak algılayacak fitnebaz köpeklerin niyetlerini şimdiden men etmek maksadı ile söylüyorum. Ve yine bu sebepten ötürü kelimelerimi çok dikkatli seçmeye gayret ediyorum. Hiç biri o köpekleşmiş nefsini fitne çıkarmak için zorlamasın. Bütün söylediklerimden kastım günümüzün ayrılık değil, birlik günü olduğudur. Devlete nasıl faydalı olurum sorusunun cemaat ve liderler çerçevesinde cevabıdır. Âlimler ve cemaatler ile ilgili açtığım paragrafı burada kapatıyorum.

    Bi Simit’in yazısından alıntı.

  6. Allah yardim etsin ebu bekr sifil hocamiza

  7. hakan cagri cetin

    Arkadaş bu caner taslaan gibilerine hocam diyenlere yazıklar olsun ve ALLAH AZZE VECELLE hidayet etsin.. lafa bak: “tartışacaz”‘ mışmış ve ayrıca ” İNŞÂALLAH “‘da yok, edep yok ilim yok !!! İşte böylelerini
    ” kamalizm’i ” destekleyenler piyasaya sürüyorlar, keza bunları dinleyen ve seven kesime gidin bakın çoğu ” laik yada kamalist’dir ” ..
    ALLAH AZZE VE CELLE BU TARZ CAHİL SÖZDE HOCA’LARADA BUNLARI DİNLEYEN VE BUNLARA UYAN GÜNAHSIZ, CAHİL İNSANLARIMIZA’DA HİDAYET ETSİN İNŞÂALLAH…
    HAYIRLI NURLU CUMALAR

  8. Münazara da en küvvetli hocamız hatta dünyada onunla münazara yapabilecek kişi varmıdır bilmiyorum.
    Allame Hüseyin Avni Kansızoğlu Hocaefendi !

  9. Şamil Çeçendaglı

    Ooo işte düello diye buna denir cübbeli hocamla Ebubekir Sifil hocam ve ihsan Şenocak ile Abdülmetin hocamla münazara yapsa şu Cansız taslak ile m okuduğunu anlamayan ve isyanogluyla bayırasagi gerci bizimkiler ağır gelir feleğini sasirirlar ama beter olsunlar

    1. Metin balkanlıoğlu hocamızın münazaracı hüviyeti yoktur reddiye dahi yapmaz kürsüden.
      O bir usta hatip usta vaizdir tabiki

      1. Şamil Çeçendaglı

        Saydığım şahısların da münazara kuvveti yok abdulaz Bayındırin mstfa islmoglunun sanki çok mu münazara hüviyeti var ? Abdülmetin hocamiz il il gezmisti münazara için giden senelerde karşıdaki adamı eritir alimALLAH bilgi ve becerisiyle. ..

  10. Caney caney caney. Bak caner senle istediğin her yerde her konuyu tartışırım sıkıntı yok sen yeterki kaçma tartışmadan. Ha istersen yanına o m. Okumayanı da alabilirsin caney

  11. Allah yar ve yardımcısı olsun
    Canere de hidayet nasip eylesin
    Amin

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.