Üveysilik adında çıkan yeni akıma dikkat!

   Bazı internet siteleri aracılığı ile insanları “üveysilik” adı altında, yaşayan bir şeyhe bağlı olmadan ölmüş evliyanın ruhundan istifade ederek zikir çekmesi için birtakım talimatlar veriliyor.

   Bize gelen şikayetler üzerine bu meseleyi tetkik edip insanları ikaz etme ihtiyacı hasıl oldu.

    Sitelerini ve konuşmalarını araştırdığımız kadarıyla bunların

Metodu:

1- Bazı şeyleri uygulayarak ölmüş evliyanın ruhuyla görüşülmesi

2- Ve onların manevi eğitimi(!)

3- Zikir dersleri

4- Zikir çekmek için illa da bir şeyhe ihtiyaç yokmuş

   Neler oluyormuş?

1- Bazı zatlarla rüyada görüşüyorlarmış

2- Zikirden zevk almaya başlıyorlarmış

3- Kurt köpek yılan gibi değişik varlıklar görmeye başlıyorlarmış 

4- Allah’ın rahmeti çok ama çok bol olduğu için cehenneme girmeyeceklerine inanıyorlar.

ŞEYTANIN OYUNCAĞI HALİNE GELMEK

   Bunların ortaya çıkardığı bu yolun batıl bir yol olduğunu maddeler şeklinde sıralayalım:

1- Üveysilik haktır ama üveysilik alınan, gayret gösterilerek elde edilen bir şey değildir. Kişinin manevi olarak kabiliyeti neticesinde vefat eden Allah dostlarının himmetine mazhar olması sebebiyle üveysi olunur. Dolayısıyla ben üveysi olacağım diye yapılacak bir uygulama yoktur.

2- Rüyada bazı zatlarla görüşüleceği ve görüştüklerini söylemektedirler. Ancak gördükleri kişi gerçekten de o mudur bilmemektedirler. Çünkü Şeytan Peygamberimiz hariç herkesin suretine girebilmektedir. Aslında o zatların suretine de Allah dostları olmaları sebebiyle giremez ama onları görmediği için insanlar rüyada kendisi “ben şuyum” diye takdim eden kişiyi öyle zanneder. Bu da şeytanın oyunlarındandır.

3- Üveysi olduklarını iddia ediyorlar ama siteye birinin yazdığı zikirleri çekiyor, sohbet eden bir adamın sözlerini dinliyorlar. Yani o zikirleri, metodu kim oraya yazmışsa aslında ona mürid olmuşlar haberleri yok kendilerini üveysi zannediyorlar. Orada sohbet eden kişiyi de rehber olarak yani mürşid olarak benimsemiş oluyorlar.

   Daha doğrusu bu uyduruk yolu kuranlar kendilerini açıkça şeyh ilan etmiyor ama kendi koydukları zikir derslerini çektiriyor, kendi söylediklerini yaptırıyorlar. Kendilerine yönlendiriyor sohbetlerinin izlenmesi telkininde bulunuyorlar.

   Gerçek üveysilikte ise bu şekilde bir aracı olmaz, zikir dersini bir internet sitesinden almaz.

4- Zikir zevk verir insanı belli bir yere kadar da götürür ancak hakiki bir mürşid olmayınca Şeytana maskara olur insan haberi olmaz. Nasıl mı?

-Bu kişiler işin sadece zikir boyutuna bakıyorlar. Halbuki tarikat/tasavvuf yani Allah’ı zikretme yolu İslam’ı Kur’an ve Sünnet bütünlüğü içinde taviz vermeden yaşamakla birlikte Allah’a yakın olmak içindir. Zevk almak için değildir.

-Şeriatı yaşamaya yönlendirecek bir rehber de yoksa zevk aldığı için doğru yolda olduğunu, erdiğini zannederler. Böyle olunca da işlediği şeriatsızlıkları bir suç olarak görmez.

-Bunun bir delili olarak sitelerinde sohbet veren kişi bir kadınla sohbet yapmaktadır. Halbuki böyle bir hal caiz değildir. Şeriat bunu yasaklamıştır.

-Yine açık boyalı kadınlar üveysi olduklarını iddia edip yaşadıklarını anlatmaktalar ama İslam’ın emirlerini yerine getirmemekteler. Bunda da bir zarar görmemekte hatta zikirden aldıkları zevke binaen doğru yolda olduklarını zannetmekteler.

5- Bazı bu uyduruk yola girenlerden müşahede ettiğimiz kadarıyla da Şeytanın onları Allah’ın rahmetiyle kandırdığını anlıyoruz. Zikrin zevkinden ve rüyada bazı zatlarla görüştüğünden bahseden kişi namazını kılmıyordu ve bundan çok da muzdarip değildi. Daha fenası ise Allah’ın rahmetinin çok geniş olup bu rahmeti sebebiyle kendisini cehenneme sokmayacağını iddia ediyordu.

   Bu da yine Şeytana maskara olduklarını gösteren bir şeydi.

6- Zikir insanda nur meydana getirir. Bu nur cin gibi varlıkları çeker. Hakiki bir mürşidin manevi kalkanı altına girmeyince bu varlıkların musallat olması da kaçınılmazdır. Bu sebeple de yılan kurt gibi varlıklar görünüp rahatsızlık vermeye başlar. Aslında bunlar cindir.

   (sitelerinde bu varlıkların nefislerini temsil eden şeyler olduğu gibi bir kandırmaca yorumda bulunmuşlar)

MÜRŞİDE NE GEREK VAR(!)

   Bakın sonradan ortaya çıkan akımlar bize hep aynı mesajı veriyor. Birileri tarikat/tasavvuf şirk diyerek din adına bu müesseseleri baltalamaya çalışırken birileri de Mürşide gerek yok al sana üveysilik diyerek mürşidlerden bu şekilde uzaklaştırma çabası içine giriyor.

   Halbuki yaşayan bir mürşide bağlanmak niçin zorunuza gidiyor? Hedef zikir ise zikir var, rabıta ise o da var. Görmek istiyorsanız hayatta. Sohbetleri, nasihatleri kitaplar dolusu.

  Üveysilik niye?

  Bu bir perde…

   Yukarıda dediğimiz gibi siteye yazılan zikirleri uygulamakla zaten üveysi olunmuyor o zikirleri yazanın müridi olunuyor. Orada sohbet veren kişi şeyh olarak benimsenmiş olunuyor ki amaç da bu zaten. “gelin müridim olun” denmiyor, üveysilik adı altında mürid toplanıyor. Kendini üveysi zannedenler de böyle avunuyor.

www.ihvanlar.net

GÜNCELLEME NOTU: Üveysi adındaki gurup bu yazıdan çok rahatsız olmuş ki bizlere hakaret edip saldırıya geçiyorlar. Bu yazı bütün maskelerini düşürmüştür. Allah dostlarına terbiyesizce dil uzatan mahluklar olduklarını bu şekilde müşahede etmiş olduk. “Üveysilik” tamamen bir perde ve gaye çok başka…

15 Yorum

  1. Bu ehli sünnet sayfası olmasa ne yaparız her sıkıştığım mevzuyu kuran sünnet dairesinde aydinlaydinlatiyosunuz velhasıl tek bildiğim kul samimi içten dua ile Allah’a niyaz ederse Allahın onu doğruya dosdoğruya ileteceği ve şeytanın tuzaklarına bilmek için de ehli sünnet kuran ve sünnet bilmek tek zırh tek kalkan

  2. Bu yazıyı paylaşabilirmiyim,,bu akimi savunanlara karşı

    ADMİN: HER PLATFORMDA PAYLAŞABİLİRSİNİZ

  3. mustafa osmanoğlu

    benimde dikkatimi çeken bir hadise var
    güya eski bir tarikat ehli zat tarikatta aradığını bulamamış aradığını burada bulmuş vesaire
    can alıcı nokta ise
    diyorki bu eski mürid
    bir gün paraya çok sıkıştım
    muharrem hocaya (muharrem karabay) durumu anlattım
    oda bana bankadan kredi çekmemi söyledi diyor ,
    ve diyorki tekrar
    peki bankadan faizle kredi çekmek haram değilmi,
    diye sorduğumda
    ihtiyacın kadar çekersen haram olmaz demiş
    acaibliği görüyorsunuz değilmi
    güya insanlara doğru yolu gösterecek olan zat
    paraya ihtiyacı olan insana sana yardım edelim,
    aramız da halledelim yada biz sana borç verelim,
    sen sonra ödersin demek yerine
    Allah C.C. haram kıldığı faiz belasına
    helal diye fetva veriyor

  4. Allah razı olsun çok güzel bilgilendirme olmuş 1,5 yıl kadar bu grubun içindeydim,dersleri Allahın izniyle yapıyordum .Whatshapp gruplarında bulundum sohbetlerine katıldım ,kördük cahildik aklıma yatmayan çok şey olduğu halde Allah aşkı deyince akan sular duruyordu ancak okudukça araştırdıkça Allahın yardımıyla hak batıl ayrılmaya başladı …on tane manevi öğretmenim verildi,sır ayeti dedikleri ayetim verildi ,sıddıklık mühürü vuruldu kokular, rüyalar vs daha ne yazayım hepsi oldu .Grupta sorgulayanlara hak tanınmıyordu gruptan hemen çıkarılıyor ve Allah zikirde istemedi diyorlardı ,mürşitlere ağır hakaretler ,kimseyi dinlemeyin gibi telkinler vardı.Peygamber efendimiz(sav) ,Abdulkadir Geylani hz,Üftade hz şiir yazdırdı deyip ortaya onları yazıyorlardı hepsi bu grubun başındakileri övüyordu o grupta öyle acayiplikler gördüm ki egolar tavan yapıyordu nefsi kırmak şöyle dursun nefsi baş tacı yapıyorlardı …tarikatlara karşıyız diyorlar ancak başlarındaki kişiye sultanım ,pirim demeye başlayanlar bile oluyordu ,şehir şehir gezip seminerler veriyorlar ( parayla bile seminer verdikleri oldu) ,sabikün anlamının derinliğini bilmeden zikri veren herkes sabikün oluyordu …zikirde üç dört yılı doldurmuş ağzı laf yapan kişilere öğretmen sıfatı veriliyor bu kişiler ilmi olmadan rüya yorumları yapıyordu …ya o kadar komikki biri okul görmüş tenefüse çıkmışlar yorum şu )öğretmen olacaksın öğrencilerin tenefüse çıkmış hayırlı olsun inanın bunun gibi neler neler .Zikir sayımı artırmıştım üç gün boyunca vucudumda karınca geziyor gibi kaşıntılar başladı neymiş günahlarım dökülüyormuş …kontrolsüz giden bir şeyler vardı …Çocuğum evde sesler ,görüntüler görmeye başladı ve konuştuğum kişilerde bunun gibi acayip haller yaşayan çok kişi olduğunu gördüm…araştırdıkça Rabbim karşıma bunlarda ki itikat bozukluğunu her daim karşıma çıkardı …hala o kadar şaşırıyorum ki bunların gerçekleri görememesine hep dua ettim rabbim mürşidim kim diye ve Rabbim şükürler olsun ben kamil bir mürşite kavuşturdu …Bazı arkadaşların gözlerini biraz aralayabilirmiyim diye facede sorguladıklarımı açıklayan yazılarım oldu ve her defasında benimle tartışıp facelerimi kapattılar, gruplardan attılar bu bile onların ne kadar eksik olduğunu bir şeylerin üstünü örtmeye çalıştıklarının kanıtıydı .Rabbim hala karşıma onların nasıl bir dehlizin içine düştüklerini karşıma çıkarıyor …burayı okuyan kendine üveys diyen 1,5 yıl içinde bulunduğum insanın egosundan başka bir şeye hizmet etmeyen ve helaka götüren yolda olan arkadaşlarım varsa lütfen son yazacaklarımı iyi okuyup araştırıp peşine düşsünler …isim vermeden yazacağım facede bir adam var taşlar ,kristaller satıyor ,son canlı yayınında nasıl yeryüzünde peygamber varsa bende gökyüzünde peygamberim ,dünyaya beş kere daha bedenlenerek geleceğim sonuncusu kıyamet zamanı olacak ve insanları kurtaracağım diyor (imanlarını son noktada çalacak sanırım )Tövbe haşa Allah buna üç dilek hakkı vermiş …dileklerinden birisi şefaat hakkıymış levhi mahvuzda defterine yazılmış ,ayrıca hakikatin ibadetlerle alakası yokmuş üstü örtülü hidayete erenin ibadet etmesine gerek yokmuş…Şimdi burayı daha dikkatli okuyun !!! bu adamın yanında yüzünü canlı yayında görmediğimiz bir adam var …adama gelen soruları bu kişi okuyor ve ses tanıdık bildik birisi kim mi??? Hani şu bir televizyon kanalında üveyslerin yaşadıklarını anlattıran bir kişi varya tamda kendisi çünkü defalarca dinledim …onun sesine aşina olanlar evet ta kendisi diyecekler …İnanın hala diyorum ki inşallah o değildir .Çok üzülüyorum Allaha giden yol derken imanlarından olacaklar şeytanın ordusunda nefer olacaklar Nasıl bir şeyin içindesiniz ne olur görün anlayın .Bu oluşumdan Rabbim beni kurtardığı için hergün şükrediyorum.Allah tez zamanda sizi de kurtarsın inşallah…

  5. Hocam allah razı oldun ben de neredeyse bu tuzağa düşecektim içime sinmeyen bazı sorular vardı araştırırken sizin yazılarınızı okudum ve kalbim huzura erdi allah razı olsun bizleri bilgilendirdiniz

  6. bacım bu yazınızı kopyalayıp bu sapkın yola düşenlere/veya yeni girmiş olanlara gönderebilir miyim?tabikide kendim yazmişım gibi göstermiyeceğim

  7. Allah cc razı olsun duyarlılığınız ve ayrıntılı bilgilendirmeleriniz için.

  8. Facebook’ta bunlarla tartıştıktan sonra hesabımı kapattırdılar. Son derece çirkef ve gerçekten dikkat edilesi bir grup

  9. Bu yazıyı sitelerine ve video yorumlarına bilgi amaçlı göndermeme rağmen onaylamadılar ve yayınlamadılar…İtikatları bozuk ve şeytanın kuklası olmuşlar…Allah hidayet versin..

  10. Üveysîlik, bir kimsenin zâhiren görmediği kişi veya kişilerden rüya gibi yollarla mânevî eğitim alması ve bu yolla oluşan tarîkat anlamında bir tasavvuf terimidir.

    Hazret-i Peygamber SAV zamanında Yemen’de yaşayıp müslüman olan, fakat İslâm Peygamberi ile bizzat görüşemeyen Üveys el-Karanî’nin (Türkçede Veysel Karanî) rüya veya başka mânevî yollarla Efendimiz SAV ile görüşüp eğitim aldığı kabul edildiği için sonraki asırlarda bu yolla eğitim ve feyz alan kişilere Üveysî, bu metoda da Üveysîlik denmiştir.

    Üveysî kavramı dört grup için kullanılır. Bunlar Hazret-i Peygamber’den, Üveys el-Karanî’den, Hızır -aleyhisselâm-’dan veya herhangi bir şeyhten rûhânî yolla eğitim alan kişilerdir.

    Tasavvuf tarihinde Üveysî olduğu söylenen ilk mutasavvıf İbrahim bin Edhem’dir. (ö. 166/782) Onun Hızır -aleyhisselâm-’dan veya Üveys el-Karanî’nin rûhâniyetinden feyz aldığı söylenir. Yine ilk dönem sûfîlerinden Bâyezîd-i Bistâmî’nin Câfer es-Sâdık’tan, Ebu’l-Hasan Harakānî’nin de Bâyezîd-i Bistâmî’den Üveysî yolla eğitim aldığı kabul edilir. Bunların dışında Üveysî olduğu kaydedilen çok sayıda mutasavvıf vardır. Meselâ Bahâeddin Nakşbend’in, Abdülhâlık Gucdüvânî ve Hakîm Tirmizî’den bu yolla eğitim aldığı ifade edilir.

    Vefat etmiş olan velîlerin rûhâniyetinden Üveysî metodla rüyada feyz ve eğitim alan sûfîlerden birçoğunun, ayrıca yaşayan bir mürşîdinin de olduğu görülmektedir. Bazı sûfîlere göre bu daha güvenilir bir yoldur. Zira rüyasında bir velîyi görüp ondan bazı bilgiler alan kişi bunun sâdık bir rüya mı, yoksa bir aldatmaca mı olduğunu anlamakta zorlanabilir. Yaşayan rehberine danışmak ve rüyasında aldığı bilgilerin dînin kurallarına ve tasavvufun ilkelerine uyup uymadığını test etmek gibi yollarla onun sıhhati hakkında fikir sahibi olabilir. Danışacak bir rehberi olmayan kişiler ise yanlış fikirlere sapabilirler. Şeytan veya cin bir insanın rüyasına girip; “Ben Abdülkādir Geylânî’yim!” veya; “Ben Hızır’ım!”, “Ben Üveys el-Karanî’yim!” diyebilir. Böyle bir rüya ile muhatap olan kişinin yaşayan bir şeyhi varsa ona danışıp bu rüyanın sâdık mı kâzib mi (doğru mu aldatıcı mı) olduğunu sorma imkânı olacaktır. Bu sebeple Üveysî yolla büyük bir zâttan eğitim almaktansa, yaşayan bir şeyhe bağlanmanın daha iyi ve risksiz olduğunu ifade etmek için Hoca Bahâeddin Nakşibend Hazretleri;

    “Canlı bir kedi, ölü bir aslandan daha iyidir.” buyurmuşlardır.1

    Rüyada Hazret-i Peygamber SAV’in görülmesi de hassas bir konudur. Efendimiz SAV

    “Beni rüyasında gören, gerçekten beni görmüştür. Çünkü şeytan benim kılığıma giremez!” buyurmuştur. 2

    Ancak bu husus da dikkatli olunması gereken bir meseledir. Şeytan, Hazret-i Peygamber’in sûretine ve şekline giremez. Ancak başka bir şahsın şekline ve kılığına girip rüyasında bir insana;

    “Ben senin peygamberinim.” derse ne olacak? Yukarıdaki hadis, sahâbîlere söylenmişti ve onlar zaten Hazret-i Peygamber’in sûretini biliyorlardı. Oysa sonraki asırlarda yaşayan insanlar onu görmedikleri için, rüyada gördükleri şahsın gerçekten peygamber olduğuna karar vermeleri zor olacaktır. Burada Hazret-i Peygamber’in hilyesini yani beden ve yüz özelliklerini anlatan hadisler kısmen yardımcı olabilir. Ayrıca rüyada görülen şahsın söyledikleri de çok önemlidir.

    Sıddîk Hasan Hân Kannevcî (ö. 1890) şöyle der:

    “O Hazret’i (aleyhisselâm) rüyasında gören ve O’ndan Kitap ve Sünnet ile sâbit olan şerîata aykırı bir söz veya hüküm duyan kişi, gerçekte Hazret-i Peygamber’i görmemiştir. Aksine şeytan tarafından aldatılmıştır. Şeytan kendisini peygamber gibi göstermiş ama gerçekte onun sûretine girmemiştir. Bu aldatmacaya birçok ilim ehli de kanmış ve bu sebeple din ilimlerinin bereketlerinden ve Allâh’a yakınlıktan mahrum kalmışlardır.”3

    Nakşibendî meşâyıhından Abdullah Dihlevî (ö. 1824) de şöyle der:

    “Rüyaların en güzeli, Allah Teâlâ’yı ve Rasûlü’nü görmektir. Ancak burada da vehim ve hayal endişesi vardır. Yani vehim, gerçek zannedilebilir. Çünkü zikir nurlarının parlaması, muhabbet ve ihlâs veya çok salevat getirmek yahut da hadis ilmiyle çok meşgul olmak gibi ameller, rüyada o Hazret (SAV)’in sûretinde görülebilir. Gören de Rasûlullâh’ı gördüm zanneder. Rasûlullâh’ın başka başka şekillerde görünmesinin sebebi budur. Eğer Medîne-i Münevvere’de bulunan ve O’nun hilyesini anlatanların (sahâbîlerin) bildirdiği hakikî şeklinde görürlerse, bu çok büyük bir saâdettir ve mâneviyat yolunda ilerlemeye, dinde kolaylığın artmasına sebep olur.”4

    Rüyada Allah Teâlâ’nın görülmesi konusu da hassas bir meseledir. Rüyasında Allâh’ı gördüğünü veya O’nunla konuştuğunu zanneden kişi, gerçekte kiminle konuşmuştur? İslâm tarihinde kendisini Mehdî veya peygamber ilân edenlerin bir kısmı sahte rüyalarla yoldan çıkmış olabilir. Öte yandan, tasavvuf ehline göre, rüya sadece uykuya has değildir. Uykuda, uyanıkken veya uyku ile uyanıklık arasında da görülebilir ve durumuna göre vâkıa, müşâhede gibi adlar alır. Ancak bu «müşâhede»lerin de sahtelerine karşı uyanık olmak gerekir. İsmâil Hakkı Bursevî (ö. 1725) Kitâbü’n-Netîce’de özetle şöyle der:

    “Bazı dervişler, şeytanı gök ile yer arasında bir sedir üzerinde görüp Hak Teâlâ zannederler ve Hak yolundan çıkarlar… Şeytan; dervişi bir yol ile bağladıktan sonra, ona doğru diye birçok yanlış ve bâtılı gösterir. Bu tehlike içinde kalan, vehim ve hayalin peşinden giden çoktur. Uyanıp doğru yola dönenler nâdirdir. Çoğu şeytanın çengelinde asılıp kalmıştır.”5

    Hucvîrî’nin (ö. 465/1072) Keşfu’l-Mahcûb’da naklettiği şu rivâyet de sahte rüya ve müşâhedelere bir örnektir:

    Cüneyd-i Bağdâdî’nin müridlerinden biri, kemal derecesine ulaştığına dair kendisini bir hayale kaptırmış ve;

    “Benim için yalnızlık, sohbetten ve cemiyet içinde olmaktan daha iyidir.” deyip inzivâya çekilmiş ve cemaatle sohbet etmekten elini çekmişti. Gece olunca kendisine bir deve getiriyorlardı ve;

    “Artık senin cennete gitmen lâzım!” diyorlardı. Adam deveye binerek yola çıkıyor, gayet güzel manzaralı bir yer görüyor, orada güzel şahıslar, lezzetli yemekler ve akarsular seyrediyordu. Seher vaktine kadar o adamı burada bırakıyorlardı. Sonra adam burada uyuyor, uyandığı zaman kendisini inzivâya çekildiği dergâhın önünde görüyordu. Bunun üzerine benlik duygusu içine yerleşti, gençlik (ve acemîlik) gururu gönlüne tesir etti ve;

    “Bana şöyle oluyor (benim şöyle şöyle mânevî hâllerim var)!” diye iddialara başladı.

    Sonunda onun haberini Cüneyd-i Bağdâdî’ye ulaştırdılar. Cüneyd kalktı, o adamın inzivâya çekildiği dergâha gitti. Adamı, kafası kibir ve gururla dolmuş olarak buldu. Cüneyd ona hâlinden sordu, o da her şeyi kendisine anlattı. Bunun üzerine Cüneyd rahmetullâhi aleyh ona;

    “Bu gece oraya gittiğin zaman üç defa; «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.» duâsını oku!” dedi.

    Gece olunca adamı yine oraya götürüyorlardı. Fakat adam kalbinden Cüneyd’i red ve inkâr ediyordu. Bir süre geçtikten sonra tecrübe olsun diye üç kere; «Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.» dedi. Yanındakilerin hepsi feryat ederek oradan dağıldılar. Adam kendisini bir çöplüğün ortasında oturur vaziyette buldu. Çevresi ölmüş hayvanların kemikleriyle dolu idi. Adam hatasını anladı, tevbe etti ve arkadaşlarının sohbetine döndü.6

    Netice olarak, tasavvuf tarihinde rüya yolu ile eğitim almak anlamında Üveysîlikten bahsedilmekteyse de, bunun tehlikeli ve riskli bir yol olduğu apaçık ortadadır. Bu sebeple Üveysî yolla eğitim ve feyz alan sûfîler ayrıca yaşayan bir şeyhe de bağlanma, gerektiğinde rüyalarını hayattaki şeyhine danışma ihtiyacı hissetmişlerdir. Meselâ Hoca Bahâeddin Nakşibend Kuddusi sirruhû kendisinden bir buçuk asır önce yaşayan Abdülhâlik Gucdüvânî’nin rûhâniyetinden Üveysî yolla feyz ve eğitim almış ise de, hayatta olan Seyyid Emîr Külâl’e bağlanarak gerçek eğitimini onun yanında tamamlamıştır. Bu şekilde davranmayan kişilerden bazıları aldatıcı rüyalar sebebiyle kemâle ermediği hâlde şeyhlik iddiasında bulunmak, hattâ daha ileri gidip Mehdîlik ve peygamberlik iddia etmek gibi sapkınlıklara düşmüş, şeytan ve cinlerin maskarası olmuşlardır. İslâm tarihindeki sahte Mehdî ve sahte peygamberler; muhtemelen önce kendileri bu tür aldatıcı (şeytânî) rüyalarla yoldan çıkmış, sonra başkalarını da saptırmışlardır. Ayrıca bu tür rüyalarla şeyh olduğunu zanneden kişiler; etrafına topladıkları kişilere haddinden fazla ve kontrolsüz zikir dağıtarak, onların psikolojisini de bozabilmektedirler. Bu tür kişiler çoğu zaman kendilerine Üveysî yolla «başkalarına verilmeyen özel bilgilerin verildiğini» de iddia etmektedirler. Sonunda ümmeti ifsâd etmek için fırsat kollayan yabancı ve karanlık güçlerin maddî desteğini de alarak din adına bir «ifsad projesi» hâline dönüşebilmektedirler. Bu sebeple Üveysî olduğunu iddia eden kişi ve gruplardan sakınmak en doğru yol olacaktır.

  11. Eşim internet üzerinden tanışmış… benim de içime sinmemisti zaten… böyle ehli sünnet vel cemaat görüşü aradım uzun süre… hatalı olduğunu anlatayim diye… gayet bu sapik grup ile ilgili açıklayıcı bir yazı olmuş…

  12. Hocam bu vb. Tenkid,tesbit ve makalelerinizi daha fazla kişiye ulastirmalisiniz. Allah Zulcelal ilminizi mübarek ve ziyade eylesin.

  13. Üveysilerin sapıklıkları
    Daha önce sosyal medya üzerinden gerek gruplarında gerek sahıslarında kendi idda ettikleri birçok konuyu tartışmak için davet ettim lakin ilmi bir cevap veremedikleri gibi bazı hackerlara hemen face hesaplarımı kapattırdılar buradan idda ettikleri şeyleri kendi kitaplarından alıntılar yaparak yazacağım

    1. İddaları = Marifet Makamına gelmiş bir hanım salike Allah-U Teala Hazretleri gneç bir erkek suretinde gözükür ve onunla istediğin ilişkiyi kurabilirsin ( Aşkı Üveys kitabı 1. cilt )

    Bu itikadın kökenini araştırdığımızda Hululiye Hristiyanlığı itikadına çok benzerlik gösterir.Hululiye itikadına göre Hazreti Meryem uzun riyazatlar sonucunda Allah ona insan suretinde gözüktü ve Meryem ile ilişkiye girdi .Sonrada Hazreti İsa doğdu derler.Bu üveysilerin akıl hocası cahaletin babası Muharrem her defasında meryem ana mezarlığı vs yerlere ayrı bir önem vermektedir ve ziyaret ettiği yerlerde genellikle hristiyan tarih ve mitolojisine ait mekanlardır

    Yani bu sapık fikirli arkadaşlara göre Allah cisimleşiyor yarattığı varlıkların şekline girebiliyormuş.Ehlisünnet itikadına göre özellikle Maturidilikte önemli bir esas vardır —- Allahın zaatı hiçbir varlık tarafından manen veya madden işrak edilemez —

    2- Tarikat ve cemaat düşmanlığı yaparlar daha doğrusu başlarındaki muharrem adındaki kişi daha evvel bir tarikata girmek istemiş lakin bozuk niyeti tarikat efradınca farkedilince kovulmuştur.Tarikata ve cemaata olan kinin sebebi ferdi ve enaniyetindendir ilmi herhangi bir gerekçesi yoktur

    3- Üveys zikri diye insanlara verdikleri zikir Kadiri ve Halveti tarikatının başlangıç zikridir.Onun iddasına göre eğer üveysilik tarikatı kabul etmemekse neden tarikatın zikirlerini kullanırlar bu ikiyüzlülük değil midir. Hakiki üveys zikrini daha önceki platformlarda kaynağı ile beraber yazdım.Buradanda yuazıyorum ”İhramczade İsmail Hakkı sivasi hazretlerinin Ziyabey Kütübhanesinde olan tarikat risalesinde mevcuttur ve bambaşka bir zikirdir.İhramcızade hazretleri üveysi zikrini tarif ederken mutlaka tarikat zikri ile daha önce yetişmek sonra üveysi zikrini okumak gerekliliğinden bahseder.Ve o zikrin içerisinde kesinlikle muharremin verdiği zikirden bir tane benzerlik yoktur.

    4- Putperest -Zerdüşt-Pagan kültürüne ait unsurları
    – Kevser suyu – Hasan Sabbah adlı batini haşhaşinin müridlerine aşk-ı bade diye verdiği bazı daileri tarafından bade-i kevser -abı hayat olarakta bilinen içerisinde uyuşturucu madde bulanan içen kişilerin aklı melekelerini yitirmesine sebeb olan meşhur suyu vardır.Muharrem adındaki şahısta oradan esinlenmiş olmalı ki sağda solda ben şöyle kevser suyu hazırladım şişeledim falan gibi sanki kendisi keşfetmiş kimse bilmiyormuş gibi reklam yapmaktadır.Nasuriddin Tusinin kitaplarında bu konuda epey bilgi mevcuttur

    Bununla birliklte kullandıkları sembol olan zümrüdü anka kuşu zerdüşt mitolojisinde tanrının tüm kainatı bu kuşun kalbinden yarattığı için kutsal kuş olarakta bilinir ve ona tapılır.Ateş elementininde kalbidir.Muharremin her platformda logo olarak bu kuşu kullanmasının sebebi hikmet nedir diye sormaktan kendimizi alamıyoruz

    5- Sıddıkiyet Mührü iddaları : onlara göre marifet makamına gelen bir kişinin vucudunun özellikle tırnak ve topuk bölgelerine manevi işaret olarak bir mühür vurulur. =))) peki ne kadar orjinal bir teşhis dimi.Ama bu konu havvas ve büyü kitaplarında geçmektedir. Yani Muharrem yine bir yerlerden kopyalamış
    Kenzül Havas, Şemsül Marif ,Taife-i ERvah gibi kitaplarda filanca ayeti filanca zaman filanca buhur yakarak okursan ervahtan bir grup cinni varlık senin hizmetine girer ve işaret olarakta sana bir mühürlü yüzük ve vucudunun özellikle tırnaklarına ve topuk bölgesine kına şeklinde bir işaret vurur ..
    Köyde yaşayan kişiler bilirlerki besmelesiz küçük abdest bozulduğunda vucutn muhtelif yerlerinde cinni varlıklar tarafından yara , morartı vs şeyler çıkarılır .Sıddıkiyet mührü olduğunu idda eden birkaçı ile görüştüm ve ruhsal ve bilinçsel olarak dengesizlikler içerisinde olduklarını gözlemledim.Tahminimce musallat vakası

    6- Kadınların özel hallerinde ( adet döneminde) ayetlerin ,surelerin okunabileceği yönünde fetvalar vermekten hiç çekinmiyorlar

    7- Muharrem 50 yaşından sonra namaza başlamış bu yaşına kadarda ne bir islami ilim nede irfani herhangi bir ilimlede nazargahı olmamıştır.Birkaç batıni,islam itikadı dışında kitaplardan kes kopyala yapıştır yaparak çevresine topladığı ilimsiz irfansız ve edebsiz insanlarla adeta mafya vari davranmaktadır.Tarikatlığa şeyhliğe kula kul olmaya karşı gibi olsada insanları birçok yöntemlerle adeta kendisine ve musallatlı olduğu cinni varlıklara kul köle yapmaktadır.Rüya yolu ile irfan ve irşad olabileceği fikrini insanların beynine sokarak şeytanın ve cinni varlıkların işini kolaylaştırmaktdır

  14. Mutasavvıff sözü “Diri bir kedi ölü bir aslan’dan yeğdir”, bir cümle ile ortadan kaldırıyor bu saçmalığı, hamdolsun.

  15. ŞAMİL ÇEÇEN DAĞLI

    bi bu üveyikler eksikti bunlar da memlekete dadandı tam oldu. ..üveyik bi dur ALLAHını seversen zaten ortam karışık

Zaman aşımına uğramış

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.