Hadis/Sünnet karşıtlığı neyi amaçlıyor?

PEYGAMBER’İ İTİBARSIZLAŞTIRMANIN ARKA PLANI

Kullandıkları her kelime ve kurdukları her cümleyle Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’i tibarsızlaştırmayı hedefleyenlerin kimi gafilce yapıyor bunu kimi ise haince. Kimi gönül eğlendirme maksadıyla farklı olmaya çalışıyor Sünnet karşıtlığıyla. Kimi de birileri tarafından korkunç bir projenin elemanı olma karşılığında kesbettiği dünyevi menfaatlerle sermest oluyor. Fakat alâ külli hal her iki taife de dünya ve ahiretlerini perişan edecek bir alamete binerek hızla ilerliyorlar uçuruma doğru.

Kur’an’ı bu milletin elinden alamayacaklarını çok iyi bilenler muradullaha uygun Kur’an anlayışını bu milletin hafızasından silmenin çok daha faydalı ve kendi emellerine yarayacak bir iş olduğunu iyi kavradılar. Ve tüm projelerini de bu istikamette ilerletiyorlar. Bu amaca hizmet edecek ne kadar Truva atı varsa fonlama yaparak destekliyorlar.

Müslümanların elinde tamamen batının istediği zihniyetle örtüşen bir Kur’an bırakıncaya kadar devam edecekler buna. “Onlar eğer güçleri yeterse, sizi dininizden döndürünceye kadar size karşı savaşa devam ederler”[1] şeklindeki ayet-i kerime de bir yönüyle buna vurgu yapıyor aslında. Zira bugün içinde bulunduğumuz savaş Batının bize dayattığı ve kabullenmemiz için içimizden insanlar seçtiği muharref İslam anlayışını kabul edip etmeme mücadelesi. Ucunda ise Müslüman görünümlü gavur olmak gibi müthiş bir tehlike yatıyor.

Çünkü onlar Sünnet’in, bu ümmetin sinesinde yatan imanın ardında onu güdüleyen ilahi aşkın tutkalı mesabesinde olduğunun pek farkındalar.

Çünkü onlar, bu ümmetin sinesinde kaynayan Peygamber aşkını söndürmeden hiçbir projede başarılı olamayacaklarının idrakindeler.

Çünkü onlar Ebu Eyyub el-Ensârî Hazretlerini Medine’den Şam’a bir tek hadisi ahz etmek için gönderen şeyin Sünnet-i Seniyye aşkı olduğunu çok iyi biliyorlar.

Çünkü onlar Müslümanları tarihe gömmek maksadıyla geldikleri Çanakkale’de her şeyin bittiğini sandıkları anda “Yetiş ey Muhammed, kitabın elden gidiyor” cümlesiyle savaşın seyrinin nasıl değiştiğini bizatihi yaşayarak müşahede ettiler.

Bu yüzden Sünnete saldırarak ve bu milletin göğsündeki Peygamber itibarını ve aşkını örselemek istiyorlar. Fakat ne proje sahipleri ne de taşeron şahsiyetler sevinmesin: Zira Cenab-ı Hak Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)’inin şanını yücelttiğini ifade buyuruyor.

ÖMER FARUK KORKMAZ
————————————
[1] Bakara, 217

Paylaş:

SEÇME VİDEO

2 Yorum

Yorum Yap
  1. Âhir Zaman Yolcusu

    ALLAH RÂZI OLSUN İNŞÂALLÂH.. AKILSIZ BEYİNSİZLER İŞTE! YAPMIŞ OYDUKLARI GÂVURLUKLA EBEDÎ ÂHİRETLERİNİ MAHVEDİYORLAR DA FARKINDA DEĞİLLER. ALLAH VE RESÛLUNE KİMSE ZARAR VEREMEZ!

  2. BİRİNCİ NÜKTE:
    Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm ferman etmiş:
    ﻣَﻦْ ﺗَﻤَﺴَّﻚَ ﺑِﺴُﻨَّﺘِﻰ ﻋِﻨْﺪَ ﻓَﺴَﺎﺩِ ﺍُﻣَّﺘِﻰ ﻓَﻠَﻪُ ﺍَﺟْﺮُ ﻣِﺎَﺓِ ﺷَﻬِﻴﺪٍ

    Yani: “Fesad-ı ümmetim zamanında kim benim sünnetime temessük etse, yüz şehidin ecrini, sevabını kazanabilir.”
    Evet Sünnet-i Seniyeye ittiba, mutlaka gayet kıymetdardır.
    Hususan bid’aların istilası zamanında sünnet-i seniyeye ittiba etmek daha ziyade kıymetdardır.
    Hususan fesad-ı ümmet zamanında Sünnet-i Seniyenin
    küçük bir âdâbına müraat etmek, ehemmiyetli bir takvayı ve kuvvetli bir imanı ihsas ediyor.
    Doğrudan doğruya Sünnete ittiba etmek, Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’ı hatıra getiriyor.
    O ihtardan o hatıra, bir huzur-u İlahî hatırasına inkılab eder.
    Hattâ en küçük bir muamelede, hattâ yemek, içmek ve yatmak âdâbında Sünnet-i Seniyeyi müraat ettiği dakikada, o âdi muamele ve o fıtrî amel, sevablı bir ibadet ve şer’î bir hareket oluyor.
    Çünki o âdi hareketiyle Resul-i Ekrem Aleyhissalâtü Vesselâm’a ittibaını düşünüyor ve şeriatın bir edebi olduğunu tasavvur eder ve şeriat sahibi o olduğu hatırına gelir.
    Ve ondan şâri-i hakikî olan Cenab-ı Hakk’a kalbi müteveccih olur, bir nevi huzur ve ibadet kazanır.
    İşte bu sırra binaen Sünnet-i Seniyeye ittibaı kendine âdet eden, âdâtını ibadete çevirir, bütün ömrünü semeredar ve sevabdar yapabilir.
    İKİNCİ NÜKTE:
    İmam-ı Rabbanî Ahmed-i Farukî (R.A.) demiş ki: “Ben seyr-i ruhanîde kat’-ı meratib ederken, tabakat-ı evliya içinde en parlak, en haşmetli, en letafetli, en emniyetli; Sünnet-i Seniyeye ittibaı, esas-ı tarîkat ittihaz edenleri gördüm.
    Hattâ o tabakanın âmi evliyaları, sair tabakatın has velilerinden daha muhteşem görünüyordu.” Evet müceddid-i elf-i sâni İmam-ı Rabbanî (R.A.) hak söylüyor.
    Sünnet-i Seniyeyi esas tutan, Habibullah’ın zılli altında makam-ı mahbubiyete mazhardır.

    (Onbirinci Lem’a)
    Bediüzzaman Said Nursi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2018 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.