PEYGAMBERİMİZ KENDİ BASIN YAYIN ARACINI KURMUŞTU

Şurası muhakkaktır ki basın, 18. veya 19. yüzyılın ortaya çıkardığı bir olgu değildir.Basın vakası, tarihin ilk devirlerinden beri insanoğlunun hayatı ile ilgili olarak günümüze kadar gelmiştir.Tarihin her döneminde ayrı şekillerde tezahür etmiş olan basın, toplum üzerinde oldukça müessir olmuştur.Biz burada, basını, bütün tarihi seyri içerisinde ele alacak değiliz.Sadece toplumlar üzerinde bu kadar müessir olan bu müessenin Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devrindeki fonksiyonundan söz edeceğiz.

Genel olarak basının iki türlü tezahürü vardır.Birincisi toplumu dünya hadiselerinden haberdar etmek; ikincisi ise toplumu eğitmektir.Ne var ki; basının bu her iki yönlü çalışması da, içinde bulundukları ortamın sosyal ve siyasi yapıları yüzünden sınırlı olmuştur.

Dünya tarihindeki büyük olayların hemen hepsinde, basın çok büyük bir rol oynamıştır.Ancak bu rol her zaman menfi değil çoğunlukla müsbet yönde olmuştur.Büyük ideolojilerin müsbet veya menfi manada en büyük silahları şüphesizki basındır.Ancak biz basını bu manada alırken, yayınıda içerisine alıyoruz.

Miladi 7. yüzyılın en büyük hadisesi, Peygamber Efendimizin, İslam’ı insanlara tebliğ etmek üzere Allah tarafından Peygamberlikle görevlendirilmesidir.Doğal olarak Mekke ve Medine basını bu büyük hadiseye bigane kalamazdı.

Peygamber Efendimiz, temeli putlara ve heykellere tapıcılık olan Mekke Devleti’ni yıkıp, yerine tevhid inancına dayalı olan İslam Devletini kurmak istediğinden, daha başlangıçta, tasarrufu Mekke hükümetinin elinde olan basının saldırısına uğradı.Bunun en canlı misali Nadr İbnu’l Haris’in düşmanlığı idi.

Bu devir için pek tabiidir ki; gazete, dergi veya radyo, televizyon söz konusu değildir.O halde bu işi yürüten basın organları hangileridir?   Şurası muhakkak tır ki basın, 18. veya 19. yüzyılın ortaya çıkardığı bir olgu değildir.Basın vakası, tarihin ilk devirlerinden beri insanoğlunun hayatı ile ilgili olarak günümüze kadar gelmiştir.Tarihin her döneminde ayrı şekillerde tezahür etmiş olan basın, toplum üzerinde oldukça müessir olmuştur.Biz burada, basını, bütün tarihi seyri içerisinde ele alacak değiliz.Sadece toplumlar üzerinde bu kadar müessir olan bu müessenin Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi ve Sellem) devrindeki fonksiyonundan söz edeceğiz.ŞAİRLER…

Evet, basın işini şairler yürütüyordu.Herhangi bir konuda kamuoyu oluşturulacaksa, bu iş için şairler görevlendiriliyor, mukabilinde külliyeti miktarda para ödeniyordu.Mamafih, şairlerin bu işi menfaat karşılığı yapmadıklarıda oluyordu.

Şavaş hazırlıklarında olsun, savaş meydanlarında olsun, en büyük silah şiirdi.
Rasulullah Efendimiz’in Mekke döneminde olsun, hicretten sonraki Medine döneminde olsun; bu şairler islam ve onun peygamberi hakkında söylemişler, kamu efkarını islam aleyhine çekmek için çalışmışlardır.

Mekke dönemi, inancın tebliği, sabır ve yetişme dönemi olduğundan, Peygamber Efendimiz, Mekke basınının bu amansız saldırısına sabretmiştir.

BASIN, YAHUDİLERİN ELİNDE
Medine döneminde, (günümzde olduğu gibi) İslam ile alay eden ve hakaret edenlerin çoğu yahudi idiler.Başka bir deyişle Medine’de İslam düşmanlığı yapan basın Yahudilerin elinde bulunuyordu.   Bu yahudi şairler, şiirlerinde islam iel alay ediyor, Peygamberimiz ve islam kadınlarını küçük düşürücü istihzalarda bulunuyorlardı.Bu şiirler (yani o zamanın gazete, dergi, makale, radyo ve gazete programları) kısa zamanda yayılıyor ve islam aleyhinde kamuoyu oluşuyordu.Her ne kadar müslümanlar, bu yalancı şairlerin (gazetecilerin) dedikodularına kulak asmıyor idiyselerde , bu dedikodular, psikolojik bir rahatsızlık vesilesi oluyorlardı.
Bu menfi basın organları olan Yahudi şairler, adeta islama savaş açmış, her türlü hakareti yapıyorlardı.
Hem peygamber, hem Devlet Başkanı olan Peygamberimiz, diğer islam düşmanları ile olduğu gibi, bu düşman basın organlarıylada mücadele etti.

KENDİ BASINI İLE SAVAŞIYOR

Şiiri bir basın olarak değerlendirirsek Efendimizin izlediği yolu daha iyi anlayabiliriz.Mesela Peygamberimiz Kab bin Malik’i ”Onları hicvet, çünkü, nefsimi elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, senin şiirin (basının, gazeten) onlar için oktan daha etkili ve yaralayıcı olacaktır.” ;
Hassan Bin Sabit’i de ”Onlarla atış, Cebrail seninledir” diyerek teşvik etmiştir.Peygamber Efendimiz işte bu noktada şiiri (gazete ve televizyonu) bir savaş, aracı olarak görür.
”Mümin kılıçla olduğu kadar, dille (gazete, basın ile) de savaşır.” buyurmuştur.

Anlaşılıyor ki Allah Resulu, İslama saldıranlara kendi silahları ile karşılık vermeyi taşvik etmiştir.İslam düşmanlarına; Gazeteyse gazete ile, televizyon ise televizyon ile karşı koymak müslüman için dini bir vazife ve doğru kullanıldığı takdir de bir ibadet olacaktır.

www.ismailaga.info