Demokratikleşme Paketi ve Düşündürdükleri

ismailağa   Bir demokratikleşme paketi tutturulmuş gidiyor… Demokratikleşme dedikleri şey bir pakete mi kalmış tartışılır tabi ama bu demokrasinin Müslümanlar için bir şey ifade etmediği kesin… Mısır’da olan durumları gördünüz. Demokrasi ile seçim diyen Avrupa başta olmak üzere bütün kâfirler Müslüman bir yönetim geldiği zaman İsrail’in emrindeki “kendilerine göre demokrasinin düşmanı” darbecileri alkışlıyor ve destek veriyorlar. Demek ki demokrasi dedikleri şey batının bir oyuncağıymış ve istedikleri gibi uyguluyorlarmış… 28 Şubat’ı da burada yaşadık ve olanları gördük…

   Bunu baştan söylüyoruz ki, Müslümanlar umutlanmasın… “Bu pakette bizim için ne var” demesin…

NE VAR NE YOK…

   Paketin büyük bir bölümü siyasi partiler, parti propagandalarıyla alakalı. Burada bizi ilgilendiren bir kısım yok. Bizi hem vatandaş hem de bir Müslüman olarak olumlu/olumsuz ilgilendiren kısım daha sonra gelen kısımlar.

   Mesela özel okulların farklı dil ve lehçelerde eğitimin önünü açacaklarmış… Bundan istifade edilebilir. Ama bu dillere filtre uygulanırsa olmaz. Yani özel bir okul açıp Arapça veya Osmanlıca eğitim vermek de mümkün olmalı. O takdirde bu madde verimli olacaktır.

   Bir başka madde ise 1980 lere kadar kullanılan köy isimlerinin geri verilebilmesidir. Bundan da Ermenilerin istifade edeceği kesindir. Çünkü ismi değiştirilen bir çok köyü ve beldeyi bu sayede önce ismi sonra kültürüyle ihya etmeyi deneyeceklerdir.

   Tartışılan maddelerden birisi de “andımız” adındaki sabah işkencesinin okullardan kaldırılmasıydı. Bu da güzel bir adım. Irkçılığı empoze eden bir metin ve “Atatürk’ün açtığı yolda (o yolun ne olduğunu siz iyi biliyorsunuz)” ilerleyeceğine her sabah and içen bir nesil… Kaldırılması elbette hayırlı olacaktır.

    Bir başka madde Yardım toplamadaki kısıtlamaların kaldırılması. Zaten dernekler makbuz karşılığı yardım alabiliyor ancak bazı sıkıntılar varsa bunların giderilmesi de iyi olacaktır.

KILIK KIYAFET KANUNU

   “Kılık kıyafet yönetmeliğini değiştirerek kamu kurumlarında başörtüsü yasağını kaldırıyoruz. Kadın ve erkeler için kısıtlayıcı hükümler kaldırılıyor. Kadın çalışanların giyimleri üzerindeki ayrımcı ihlalleri kaldırıyoruz.” Denmiş. 10 yıldır aynı vaatler zaten yapılıyor. Başörtüsü seçim yatırımı olarak her zaman kullanılıyor. Bunun yeni bir şey olduğu söylenemez ama bu değişikliğin mahiyeti önemli. Yani bir memur sakal bırakabilecek mi? Bir memur takke takabilecek mi? Yani istediği gibi giyinebilecek mi? Hiç zannetmiyoruz ama eğer böyle bir adım atarlarsa gerçekten tebrik etmek gerekir ve büyük bir devrim olacaktır.

MANASTIR AÇILMALARI BIKKINLIK VERDİ

   Açıklamada şöyle denmiş: “Mor Gabriel manastırı vakfa iade ediliyor. Cumhuriyet tarihimiz boyunca en büyük hassasiyeti hükümetimiz gösterdi. Bu kapsamda 250’den fazla iade yaptık.”

   Van’da etrafında bir tek Hıristiyan olmayan Akdamar kilisesini de ihya edip ibadete açmışlardı. Bir Papaz “bin yıllık projelerimizi 10 yılda gerçekleştirdik” diyerek projelerin bu son dönemde nasıl gerçekleştirildiğini itiraf etmiş, Fener Rum Patriği de bu hükümete dua edip desteklediklerini açıklamıştı…

   Bu tavizler artık baydı… Avrupa İslam düşmanlığıyla yoğrulup, dişler Müslüman eti için bilenirken biz bir “hoşgörü” tutturduk gidiyoruz. Nereye gittiğimiz de belli değil.. Açık olan ibadethanelerinde zaten ibadet ediyorlar. Her sene şov yapmak amacıyla açılan bir kiliseden nasıl bir mana çıkarıyorsunuz? Bu bir tuzak değil mi?

   Tuzak ama kime anlatacaksınız… Herkesi homojenize ettiler, yumuşattılar.

MÜSLÜMANLARA KOKUSU…

   Bu başörtü sorunu olmasa herhalde seçimde kullanacak bir şey de olmayacaktı. Her açılımda başörtüsü meselesini açıyorlar. Kadın devlet dairesinde başörtüsünü takacak da sanki bol ve geniş giyinip tesettüre bürünebilecek mi? Hayır… Bunun düzenlemesini yapsınlar. Müslümanlar evlerde Kur’an eğitimi vermeli. Bu yasal olarak tanınmalı. Karma eğitime son verilmeli ya da okula gitmek istemeyen kız çocukları okula zorla alınmamalı. Cami kürsülerinde imamlar rahat rahat konuşabilmeli, soruşturma açılmamalı. Sarık gibi İslami kıyafetlerin sokakta takılmasının yasal olarak önü açılmalı, bu konudaki yasal engeller kaldırılmalı. (Mevcut yasalar buna izin vermemekte, şapka kanunu halen yazılı bulunmaktadır) Toplumun çoğunluğu göz önünde tutularak okullarda İslami derslere ağırlık verilmeli….

   Liste uzayıp gider…

   Açıklamaların sonunda bu paketin Türkiye’ye kardeşlik getireceği söylenmiş… Akla şöyle bir soru geliyor: “Kim kiminle kardeş oluyor?”

   Türkiye’de ırk ayrımı olmadan bütün Müslümanlar zaten kardeş olarak yaşıyor ancak biz, Gabriel kilisesinde ayin yapıp Allah’a şirk koşacaklar ile kardeş olmak istemiyoruz… Ötesi yok bunun. Ancak Müminler kardeştir. Ama asıp kesecek de değiliz. İbadetlerini yapsınlar. Yani bu neyin kardeşliği… Köy isminin değişmesiyle, manastırın açılmasıyla kardeşliğin ne alakası var; hepsi kâfirlere yarıyor, onlar birleşip bütünleşiyor ve güçleniyorlar…

   Sonuç olarak diyeceğimiz şudur ki, sistem Müslümanları hiçbir zaman kollamaz. Belki şahsi uğraşlarla bir şeyler yapılmaya çalışılabilir ama o da kâfi gelmez…

   Biz, asıl sahibi olduğumuz şu vatanımızda garip muamelesi görürken kâfirlere umulmaz kıyaklar çekiliyor ya, işte insanın ağırına giden de bu oluyor…

www.ihvanlar.net

PAYLAŞ
Etiketler