Yırtık etek değil moda moda!

   Bildiğiniz gibi İslam’da ilk çıkan olaylardan birisi örtü sebebiyle vuku bulmuştur. Şöyle ki:
   Müslüman bir Arap kadını bazı şeyler satmak üzere Kaynuka oğulları pazarına giderek eşyasını satar sonra bir kuyumcu dükkanına oturur. Orada bulunan Yahudiler, kadından yüzünü açmasını isterler. O buna yanaşmayınca kuyumcu, kadının eteğini arkasından beline iliştirir, kadın ayağa kalkınca bazı mahrem yerleri  görülür, onlar da buna gülüşürler. Kadın feryad etmeye başlayınca Müslümanlardan biri kılıcını çekerek Yahudi kuyumcunun üzerine atılıp onu öldürür. Yahudiler de toplanıp Müslümanı şehid ederler. Şehid edilen müslümanın ailesi imdat ister. Bu durum Müslümanları çok öfkelendirir. (İbn Hişam, es-Sîretü’n-Nebeviyye, Nşr. M. es-Sekâ, İ. el-Ebyârî, A.Hafız Çelebi, Lübnan 1391/1971, III, 51)
   Bu olay üzerine Peygamberimiz, Kaynuka oğulları’nın kalesini kuşatır, 15 gün boyunca kale muhasara altında tutulur. Kaynuka Yahudileri ile ittifakı olan Abdullah b. Übeyy b. Selûl onların sözcülüğünü üstlenmiş ve önlerine düşmüştü. Yahudilerin Abdullah ile anlaşmaları olduğu gibi Hazrec oğullarından Ubâde İbn es Sâmit ile de ittifakları vardı. Ubâde, onların Peygamberimiz’le olan antlaşmalarını bozduklarını duyunca Hazreti Peygambere (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)  gelerek Kaynuka oğulları ile olan ittifakını reddetti. Ve; “Ya Rasûlallah! Ben, Allah’ı, Resûlünü ve mü’minleri dost biliyorum; bu kâfirlerle ittifak yapmaktan ve onlarla dostluktan Allah’a ve Resûlüne sığınırım” dedi. (İbn İshak, a.g.e., 295)
   Mâide Sûresindeki kıssa, Ubâde ve Abdullah b. Übeyy hakkında nazil oldu: “Ey İman edenler! Yahudilerle Hristiyanları dost edinmeyin. Onlar ancak birbirlerinin dostlarıdırlar. İçinizden kim onları dost edinirse o da onlardandır. Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.” (el-Mâide, 5/51; İbn İshak, a.g.e., 295)
   Peygamberimizin izinden giden ecdadımız Kahraman Maraş’ta ve her yerde Müslüman annemizin örtüsüne uzanan eli kırmış ve hadlerini bildirmiştir.
   Sonra bir takım adamlar çıkmış ve özellikle İslam bayraktarı olan Müslüman Türkleri dinlerinden uzaklaştırmak için devrimler yapmışlar, harp alanında alamadıkları neticeyi masa başında başlayan süreçle almışlardır.

İLK HEDEF KADININ ÖRTÜSÜ

   Ve ilk hedef yine Müslüman kadının örtüsü olmuştur. Silah zoru ile açamadıkları başı, harple atamadıkları örtüyü, insanları batılılaşma masallarıyla uyutmak “moda” adı altındaki gavurluk kalıbına sokmak suretiyle başarmışlardır.
   Ahlaksız giyinme tarzı moda ile meşrulaştırılmaya çalışılmış, kadının tesettürünü dahi “dinin” değil ipleri dinsizlerin elinde olan “modacıların” belirlenmesi sağlanmıştır.
   Ne vahim durumdur ki, açığı kapalısıyla kadınlar kapıldıkları bu girdabın içinde karanlık bir kuyuya doğru sürüklenip gitmektedir.

MODA BU MODA!

   Batılılaşma yolunda hızla ilerlediğimiz dönemde yaşanmış şöyle bir hikaye nakledilir.
   Oğlu ve gelini Ankara’da oturan bir nine oğlunun daveti üzerine trene binerek Ankara’ya gelir. Tren istasyonundan iner ve bir banka oturarak oğlunu beklemeye başlar.
   Otururken oradan geçen kadınların eteklerinin yırtık olması dikkatini çeker. Onların memleketinde yırtık gezmek ayıp olduğu için dayanamaz ve hanımları uyarır:
“Yavrum farkında değilsiniz galiba ama eteğiniz yırtılmış”
   Bazı hanımlar cevap vermezken bazıları da nineyi tersliyorlar. Nine bu hale hiçbir mana veremiyor. Hayretle düşünürken oğlu da çıkageliyor. Eve gidiyorlar.
   Nine diyor ki:
“Gelin hanım bana bir bardak su getir de size bir şey anlatacağım”
   Gelin hanım su getirmeye giderken nine ne görsün. Gelinin de eteği yırtık. Nine şaşkın bir halde diyor ki:
“Gelin hanım gel, su falan istemiyorum. Senin bu eteğinin yırtığı nedir? Oğlu ile gelini başlarlar gülmeye ve derler ki:
“Anneciğim o yırtık değil. Moda, moda.
Nine “ne modası” deyin “Avrupa Modası” derler. Bunun üzerine hüngür hüngür ağlamaya başlayan nine şöyle feryat eder:
“Ya öyle mi! Gavurlar namusumuza toz kondurmasın diye biz cephelerde savaştık. Bizim çocuklarımızı gavurlar moda altında soyunduruyor. Vah, vah, vah. Bu nesil böyle mi olacaktı? Ey toprak altında yatan şehit evlatları! Kalkın da bakın sizin kanınızla koruduğunuz bacılarınızın namusları moda adına ortaya dökülmüş.”
    Evet, ne kadar acı bir tablo.
   Ancak uyarılar hiç fayda vermiyor. Özellikle Müslüman kardeşlerimize sesleniyoruz duyan bile olmuyor.
   Bize dünyada ve ahirette fayda sağlamayacak olan bu kâfirlerin modalarını terk edelim. Bahusus kapalı kardeşlerimiz artık şuurlanma vaktidir. Örtünüzün bir tarz değil farz olduğunu idrak etme zamanıdır. Kafirin gözünün örtünüzde olduğunu görme vaktidir. Gavurların planlarını sizin örtünüz üzerine yaptığının farkına varma zamanıdır.
   Özümüze dönme vaktidir.
www.ihvanlar.net

PAYLAŞ