Solcu kemalistlerin hükumete düşmanlığının tek sebebi

   Bildiğiniz üzere siyasi yazı yayınlamamaya çalışıyoruz. Bazen gündemden önemli noktalara temas etmek için siyasi konulara giriyoruz.
   Bu gün siyasi gündeme baktığınız zaman adeta iki cephe ortaya çıkıyor. Bu cephelerden birisi Ak Parti, öteki cephe ise diğer partiler.
   Yani Chp, Mhp, Hdp  vs… Bu partiler hepsi tek partiymiş gibi hareket ediyorlar. Mesela Mhp milliyetçi geçiniyor ama teröristlerİ destekleyenlere karşı tavır sergilemek yerine hükumete çatıyor. Hdp hepsinden oy çalmak için hiç birine çatmıyor hükumete çatıyor. Chp’nin zaten hükumetten başka hedefi yok. Sanki hepsi ortak hareket ediyorlarmış ve aynı yöne gidiyorlarmış gibi bir izlenim var.
   Parti ve particilik elbette bize göre değil ve bu alanda zaten uzmanları tarafından sayfalarca yorumlar yapılıyor. Bizim dikkatinizi çekmek istediğimiz bir nokta var.
   Neden hükumete saldırıyorlar? Bu kinin sebebi ne?
   Herkesin kendi penceresinden baktığı zaman gördüğü bir Ak parti var mutlaka. Kimisi Amerika uşağı olarak görüyor, kimisi memleket sevdalısı. Kimisi merkez parti olarak görürken kimisi sağcı muhafazakar bir parti olarak görüyor.
   Hükumetin mutlaka eksikleri, hataları, yanlışları da var. Bunları zaman zaman biz de eleştiriyoruz.
   Ancak özellikle solcu ve Kemalistlerin koyu bir hükumet düşmanlığı var. Adamlar yatıyorlar kalkıyorlar hükumete küfrediyorlar. Her türlü alçaklığı, yalan dolan haberi yaparak hükumet aleyhine propaganda yapmaya çalışıyor.
   Bu basit bir horoz dövüşü değil değerli kardeşlerimiz.
   Saldırıların, kin ve nefretin bir sebebi var.
   Baktığımız zaman bunun en önemli sebebi İslam camiasının içinde bulunduğu rahat ortam olarak karşımıza çıkıyor.
Evet,
   Bu düşmanlığın, kinin, öfkenin en büyük sebebi bu: İslami cemaatlerin, derneklerin, vakıfların ve sosyal faaliyetlerin rahatça yapılabilmesi.
   Düşünün br AVMde açılan mescit insanı neden rahatsız etsin? Yani Müslüman bir toplum var ve namaz vakti gelince namazını kılmak isteyecektir. Bu normal bir durum ama kafire batıyor işte. Müslümanların o rahatlığını görmeleri onları kahrediyor ve bunu hükumete bağlayıp küfrediyorlar.
   Normal bir başörtüsü. Belki başörtüsünü takan çok şuurlu değil hatta güzelleşmek için başörtüsü takıyor ama o bile kafirleri rahatsız ediyor ve bunu hükumete bağlayıp küfrediyorlar.
   Hatırlarsınız domuzun biri okulda namaz kılan öğrencileri suç işliyormuş gibi nasıl da haber yapmıştı. Aynı domuzun başka bir versiyonu camide namaz kılan küçük çocukları hedef almıştı. Büyük domuz bir haberci cemaatimizin bazı toplantılarını hedef almıştı. Bunları da hükumete bağlayıp küfrediyorlar.
   İşte bütün dürtüleri bu noktadan kaynaklanıyor. İslamın ilerlemesinden, Müslümanların büyümesinden rahatsızlar.
   Cemaatlerin, tarikatların, derneklerin rahat olması faaliyetlerin serbest olması kahrediyor bu kafirleri.
BİZ NE YAPIYORUZ?
   Bu adi mahluklar istiyorlar ki, Müslümanlar rezil sefil olsun, baskı altında olsun, medreseleri basılsın, öyle bir baskı oluşsun ki bırakın başörtülü gezmeyi çarşaflı bile gezilmesin. Dernekler, vakıflar, cemaatler bodrum katlarına mahkum olsun, açıktan faaliyet yapamasın. Allah demek “ar” olsun istiyorlar.
   Bunların istediği bu.
   Rabbimizin büyük bir nimeti olarak şu dönemde cemaatler geniş bir faaliyet alanı buldular. Medreselerin durumu iyileşti, dernek faaliyetleri hızlandı, sohbet meclisleri genişledi.
PARTİCİLİKLE İŞ OLMAZ
   Parti ile şeriat gelmez, İslam hakim olmaz; ancak ve ancak böyle faaliyetlerle insanların hidayetine vesile olarak, insan yetiştirerek İslam ilerler. O halde bizim bu geniş alanda daha çok çalışmamız gerekmez mi? Daha yoğun, daha aktif dur durak bilmeden koşturmamız gerekmez mi?
   Parti için değil İslam için kendimizi parçalamamız gerkiyor, muhabbetimiz gündemimiz partiler değil İslam olması gerekiyor.
   Şayet gücümüzün yettiğinden az çabalıyorsak, rehavete kapılıyorsak, boş veriyorsak işte o zaman Rabbimiz bize verilen bu “rahat ve genişlik” nimetinin hesabını çok ağır soracak.
   Ve bizler cevap veremeyeceğiz, mazeretimiz de olmayacak.
   Eskiden “sefer bizim zafer Allah’ındır” derlerdi. Yani biz sefere çıkmakla yükümlüyüz, zafer Allah’tandır, kazandığımız zafer de Allah’ın zaferidir denirdi. Sefere çıkmaz isek nasıl zafer bekleyeceğiz?
www.ihvanlar.net
NOT: Yazıyı particilikle okuyanlar bir hükumet övgüsü ve yönlendirme olarak algılayacaktır. Bu yanlış bir bakış açısıdır. Kafirlerin düşmanlığının sebebini ortaya koymak istedik, hükumete övgüler dizmedik. Particiliği ve Partileri bir kenara bırakın. Hükumetler gelip geçicidir. Önemli olan İSLAM’a hizmetin neresindeyiz? Bunu sorgulayalım.

PAYLAŞ

Etiketler