Hastalığa Sabretmenin dünya ve ahiret faydaları

Yüce Allah buyuruyor:
   Her canlı ölümü tadacaktır. Bir sınama olarak sizi hayırla da, şerle de imtihan ederiz. Ve (sonuçta) ancak bize döndürüleceksiniz. (Enbiyâ – 35)

   Duygusal açıdan cennetteki yaşam koşullarına göre yaratılan insan, doğal olarak sürekli genç kalmak ve sürekli sağlıklı, huzurlu bir ortamda
yaşamak ister.

   Ancak Yüce Allah tarafından bir sınama olarak herkes yaşlanır, hastalanır, huzuru kaçar, mutsuz olur ve sonuçta tatlı canını Azrâil’e teslim eder ve Rabbine döndürülür.

   Yüce Allah’ın koymuş olduğu bu düzeni değiştirecek bir güç olmadığına göre, dünyanın en ünlüleri
de bu aşamalardan geçer ve sonuçta tatlı canını Azrâil’e teslim eder ve dünyaya veda edip giderler.

   Bu konuya îman gözüyle baktığımızda!
Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
  Mü’minin işi gerçekten hoştur. Çünkü onun her hali (hastalık olsun, sağlık olsun) kendisi için hayırlıdır ve bu hal sadece mü’minlere özel bir durumdur. Eğer başına güzel bir şey gelse, şükreder: Bu onun için hayırlı olur. Eğer başına bir zarar (hastalık, felâket) gelse, sabreder; bu da onun için hayır olur. (Müslim)

   Allah’ın takdirine râzı olup, irâdesine teslim olanların her işi gerçekten hoştur. Çünkü başlarına sağlık ve mutluluk gibi güzel şeyler geldiği zaman, bu nimetleri Allah’tan bilip şükrederler. Başlarına hastalık ve felâket gibi
nefislerinin hoşuna gitmeyen kötü şeyler geldiği zaman da, bunları Allah tarafından bir sınama olarak kabul eder ve sabrederler. Sonuçta her ikisi de onlar için hayırlıdır. Çünkü şükrettikleri zaman, şükür sevabı ve sabrettikleri zaman da sabır sevabı alır ve kazançlı çıkarlar.

   Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
   Bir müslümana diken batsa ya da daha büyük bir acı (felâket) gelse, Allah onun günahlarını bağışlar ve ağaç yapraklarını döktüğü gibi, onun da günahları dökülür. (Buhârî – Müslim)

 Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
   Bir kimse bir gece hastalansa, sabredip şikâyetçi olmasa ve (hastalığı veren) Allah’tan râzı olsa, anasından doğduğu gün gibi günahlarından arınır. (Tirmizî)

 Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
   Azîz ve Celîl olan Allah buyurdu ki: Bir kulumu iki sevgilisi (iki gözü) ile imtihan ettiğim zaman, eğer sabrederse, (görmeyen) iki gözüne bedel ona cenneti veririm. (Buhârî)

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
   Bir hastanın (acıdan) inlemesi tesbih, sesi tehlil (zikir), soluması sadaka, yatağında uyuması ibâdet ve (güçlükle) sağına soluna dönmesi, Allah yolunda yapılan cihad gibidir. Allahü Teâlâ meleklerine der ki: Kuluma sağlığında yapıp da hastalığında yapamadığı ibâdetlerden daha güzelini yapmış gibi (sevab) yazın. Ayağa kalkıp gezmeye başlayınca, hiç günahı olmayan kişi gibidir. (Deylemî)

Ata İbni Rebah diyor ki:
– Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhüma bana dedi ki: “Sana cennetlik
bir kadını göstereyim mi?”
– Ben, “evet göster” dedim. Abdullah İbni Abbas (r.a.) dedi ki:
– “Şu esmer kadın (bir gün) Peygamberimizin yanına geldi ve dedi ki:”
– “Beni sar’a (hastalığı) tutuyor ve üstüm başım açılıyor. Benim için
Allah’a dua eder misin?”
– Peygamberimiz (s.a.v.) buyurdu: “İstersen sabret, karşılığında sana
cennet var. İstersen sana şifâ vermesi için Allah’a dua edeyim.”
– Kadın: “Ben sabrederim ama üstüm başım açılıyor. Açılmamam için
dua eder misin?” dedi.
– Peygamberimiz onun için dua etti (kadının üstü başı açılmadı).
(Buhârî – Müslim)

Peygamberimiz (s.a.v.) buyuruyor:
Gurbette hastalanan bir garip kişi, gözlerini açıp etrafına baksa ve tanıdığı bir tek kişiyi göremese (hüzünlense), Allah onun her nefesine 70.000 sevab yazar ve 70.000 günahını bağışlar. (Deylemî)

Uyarı!
Hastalıkların sevabı sabıra bağlı olduğundan, kendimize güvenip Allah’tan hastalık istemeyelim ve Peygamberimizin en çok okuduğu aşağıdaki duayı biz de okuyalım! “Allahümme Rabbena âtinâ fi’d-dünya haseneten ve fi’l-âhireti haseneten ve kına azabe’n-nâr (Allahım! Bize dünyada güzellik (sağlık, huzur, mutluluk) ver, âhirette de güzellik (cennet) ver ve bizi ateş (cehennem) in azabından koru!) (Buhârî – Müslim)

www.ihvanlar.net – Ahmet Tomor Hocaefendi