Skip to content
İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İSLAMİ

ihsan-senocak

Bir İbadetin Sevabını Başkasına Bağışlamak Caiz mi?

Admin
Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi? rusvet-nedir

Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi?

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri nikah

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri

KUR’AN

maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle

Admin
Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle

Primary Menu
  • YAZI ARŞİVİ
  • YENİ SOHBETLERİ REKLAMSIZ İZLE
  • SİTE İÇİ ARAMA
  • İLETİŞİM

Dünyadaki ilk tüketici kanunu Osmanlı’da çıkmıştır

Dünyada ilk tüketici haklarını koruyan kanun
Admin

Paylaş:

  • WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram
  • Reddit'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Reddit
  • Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
  • Arkadaşınıza e-posta ile bağlantı gönderin (Yeni pencerede açılır) E-posta
  • Yazdır (Yeni pencerede açılır) Yazdır

II. Bâyezid devrine ait en mühim kanunlardan birisi şüphesiz ki, Bursa, İstanbul ve Edirne İhtisâb Kanunnâmeleridir. Bu kanunnâme, dünyanın en mükemmel ve en geniş belediye kanunu olmakla kalmamakta, aynı zamanda dünyada ilk tüketici haklarını koruyan kanun, ilk gıda maddeleri nizâmnâmesi, ilk standartlar kanunu, ilk çevre nizâmnâmesi ve kısaca asrına göre çok hârika bir hukuk kodudur. Bu kanun, hem Osmanlı örf âdetlerini ve hem de İslâm hukukunu çok iyi bilen Mevlânâ Yaraluca Muhyiddin tarafından hazırlanmıştır. Hazırlanış tarihi 1502 ila 1507 tarihleri arasındadır.

Biz, her biri 100 küsur maddeyi bulan bu üç kanunnameden sadece bazı maddelerini, tüketici hakları açısından arz ediyoruz (Maddenin başındaki rakamlar Kanun maddelerine ve harflerden B, Bursa, E Edirne ve İ İstanbul Kanununa işaret etmektedir):

“İ-45. Ve mahkeme kararıyla yiyecek ve içecek ve giyecek ve hubûbât ki; çarşıda ve pazarda vardır, gözedilüb her meslek sahibi teftiş oluna. Eğer terâzûda ve kilede ve arşunda eksük bulunursa, muhtesib (belediye başkanı) haklarından gele.

İ-21. Etmekçiler, standart olarak alınan ekmeği narh üzere pâk işleyeler, eksik ve çiğ olmaya. Etmek içinde kara bulunursa ve çiğ olursa, tabanına let uralar; eksük olursa tahta külâh uralar veyahud para cezası alalar. Ve her etmekçinin elinde iki aylık, en az bir aylık un buluna. Tâ ki, aniden bazara un gelmeyüb Müslümanlara darlık göstermeyeler. Eğer muhâlefet edecek olurlarsa, cezalandırıla.

İ-4. Eyle olıcak ekmek gâyet eyü ve arı olmak gerekdir.

E-7. Aşcılar bişürdükleri aşı pâk bişüreler ve çanakların pâk su ile yuyalar ve tezgâhlarında kâfir olmaya. Ve iç yağiyle nesne bişürmeyeler. Ve bir akçelik eti her ne narh üzerine alurlar ise beş pare olur. Bir akçelik aş alanın aşına bir pâre koyalar. İki pulluk dahi etmek vereler. Bir akçelikden artuk alsalar ya eksük alsalar, bu hisâb üzerine vereler. Cemî‘ Edirne’nin aşcıları ittifakiyle teftiş olundı.

İ-38. Ve kile ve arşun ve dirhem gözlenile; eksüği bulunanın hakkından geleler.

İ-5. Un kapanında olan kapan taşlarını, mahkeme kararıyla muhtesib (belediye başkanı) dâim görüb gözede. Tâ ki, hile ve telbîs olub un alan ve satan kimesnelere zarar ve ziyân olmaya.

B-74. Ve hamallar na‘lsuz at istihdâm etmeyüb ve dağ yükünün iki yükünden ziyâde götürmeye.

E-58. Ve ayağı yaramaz bârgiri işletmeyeler. Ve at ve katır ve eşek ayağını gözedeler ve semerin göreler. Ve ağır yük urmayalar; zira dilsüz canavardır. Her kangısında eksük bulunursa, sâhibine tamam etdüre. Eslemeyeni gereği gibi hakkından gele. Ve hammâllar ağır yük urmayalar, ma’kul üzerine ola[1].

İ-40. Ve sirke ve yoğurda su koymayalar. Su katılmış olub bulunursa, teşhir edeler veyahud tahta külâh uralar, gezdireler.

İ-29. Kuyumcular, sâde işi dirhemine bir akçe; minekârî işde dirhemine iki akçe ve altun sâde ise miskâline üç akçe; müşebbek işde miskâline beş akçe ve gümüş düğmeler iriyi ve hurdayı gâyet eyü hâlis işleyeler, bakır koyub işlemeyeler. İşleyenin muhtesib (belediye başkanı) gereği gibi haklarından gele.

İ-33. Ve boyacıları dahi gözedeler, kalb boyamayalar; boyarlarsa gereği gibi hakkından geleler.

İ-42. Ve iplikçilerin ipliği tire ipliğine berâber ola. Ve astar ki, şehirde işlene, sekiz arşun ola, eksük olmaya. Olursa hakkından geleler.

İ-46. Hammâmcılar, hâmmâmları gözedeler, yunmuş ola, ıssı ve sovuk su ile ârâste ve dellâkleri cest ve çâlâk ola. Usturası keskin ola. Şöyle ki, usturası altında kimesne zahmet çekmeye ve nâzır olan fotaları pâk duta; Müslümana verdüği fotayı kâfire vermeye.

İ-66. Ve dahi hekîmlere ve attârlara ve cerrâhlara, muhtesib (belediye başkanı)in hükmi vardır; görse ve gözetse gerekdir.

İ-24. Bakkallar ve attârlar ve bezzâzlar ve takyeciler, onun on bire satalar, ziyâdeye satmayalar. Ziyâdeye satarlarsa, muhtesib (belediye başkanı) dutub te’dîb ede. Ammâ bu bâbda ve gayride mahkeme kararı bile ola.

E-194. Berber gözlene; kâfir başın tıraş etdükleri ustura ile Müslüman başın tıraş etmeyeler. Kâfir yüzin sildikleri fota ile Müslüman yüzin silmeyeler. Usturaları keskün ola.

E-195. Tabibler dahi gözlene; bîmârhâne (hastahane) tabiblerine göstereler, imtihân edeler, kabul etmedikleri kimesneleri menedeler. Cerrâhlar dahi gözlene; sanatlarında kâmil olalar.

E-196. Değirmenciler gözlene; değirmende tavuk beslemeyeler ki, halkın ununa ve buğdayına zarar etmeye. Ve âdetlerinden artuk almayalar ve iri öğütmeyeler ve kesmüklü buğdayı değiştirmeyeler ve illâ muhkem ve müntehî hakkından geleler.

E-198. Ve câmilerde dilenci tâifesin yürütmeyeler.

İ-70. Ve her san‘atı aydan aya kadı ile teftiş ede ve dahi göre ve gözede. Her kangısı kim ta‘yin olunan narhdan eksük sata, muhtesib (belediye başkanı) hakkından gelüb teşhîr ede.

İ-73. Fil-cümle bu zikr olunanlardan gayrı her ne kim Allâh ü Te‘âlâ yaratmışdır, hepsini de muhtesib (belediye başkanı) görüb gözetse gerekdir, hükmi vardır.
Şöyle bileler, her kim muhâlefet ve inâd ederse, itâba ve ikâba müstahak olur”[2]

[1] Hayvan haklarının 20. yüzyılın başında savunulmaya başlandığı düşünülürse, bu maddenin çok ileri bir hukuk anlayışının mahsulü olduğu daha iyi anlaşılır.

[2] Akgündüz, Osmanlı Kanunnâmeleri, c. II, sh. 188-230, 286-304, 387-402.

Post navigation

Previous: Tevazunun Fazileti Kibirli olmanın zararı
Next: Mürid Nedir? Mürid ile Murad arasındaki fark nedir?

Benzer Yazılar

Osmanlı İran savaşları

Admin

Kıbrıs Savaşında Allah dostlarının kerametini komutan anlatıyor

Admin

Mustafa Kemal Adana’ya gitmiş ve yaşanan komedi

Admin
  • YENİ SOHBETLERİ İZLE
  • ✔ Ehli Sünnet Bölümü
  • 🌹 Delilleri ile Tasavvuf
  • ❓ Deşifre ve Reddiyeler
  • Ehli Sünnet Fetvalar
  • DUALAR
  • İslami Konular
  • İslami Kavramlar
  • Videolar
  • Resimler
  • Osmanlı ve Tarih
  • KAYNAKLARIYLA KONULU HADİSLER
  • Menkıbeler
  • Önemli Tespitler
  • Pratik Arapça
  • Sağlık ve Sünnet
  • Şifalı Bitkiler
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Videolu Arapça Medrese Dersleri

YENİ EKLENENLER

  • Kadir Gecesi Tebrik Mesajları Resimli
  • Allah için sevmek hakkında Hadisler
  • Resimli Ramazan Bayramı Mesajı – Vefa
  • Resimli Bayram Mesajı – Dua Mesajı
  • Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle
@2026 ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yaparken kaynak belirtmek zorunludur. |