Ezansız Semtlerin Rezidansları ve Temizlik İşçileri

   Rezidanslı bir mahallenin ezansız semtinde sokakları temizlemeye memur bir MÜSLÜMAN düşünün. Bir tarafta orta dereceli bir Anadolu şehrinde bir apartman değerine sahip evler, diğer tarafta ise ekmeğini sokak temizleyerek kazanan bir baba… Fecir vakti mahallede bir temizlik görevlisi Müslüman ve bir de sokak hayvanları ayakta. Yakında bir cami olmadığından temizlik görevlisi parkasını çimenler üzerine serip namaza durur. Farzı kılarken kıraati cehrî yapar, sesi rüzgârlara karışıp ezansız semtin sokaklarından akarak maveraya ulaşır. Ağaçlar, yapraklar, yerde ve gökteki bütün hayvanlar karanlığı bir yorgan gibi üzerine çeken ezansız semtte tilavetine eşlik eder, büyük bir koro halinde Allah Azze ve Celle’yi tazim eder.

   Sistemlerin kıymet ölçülerine göre bakıldığında Rezidans sakinleriyle temizlik işçisi arasında tek eşitlik noktası, ikisinin de tek bir oya sahip olmasıdır. Fukaranın siyaset cephesindeki tek ederi oyudur. Oyu kadar insandır, fukara. Mısır gibi “oy”un zorla alındığı memleketlerde ise temizlik işçisinin insanlığa tek bir faydası vardır(!) o da Rezidanslı Beylerin pisliğini temizlemesidir.

   Sair mevzularda Rezidanslı ile temizlik işçisi arasında uçurumlar var. Bir tarafta kendini Millet’in ekonomik gelirinin onda dokuzunu almaya layık gören bir güruh, diğer tarafta ise onlar için çalışmaya, terlemeye müstahak temizlik işçileri…

    Madde açısından baktığınızda bir insan istihdam ediyor, vergi veriyor, tüketiyor, piyasaya katkıda bulunuyor. Öyle ki; bin temizlik işçisinin ekonomik değeri bir Rezidanslı etmez. Fakat göklerin nizamına göre insan, ekonomik durumuna, borsadaki hisselerinin değerine, nerede oturduğuna göre değil, duruşuna göre insandır. Aristokratlar zahire, Allah Azze ve Celle ise kalbe ve amele bakar. Kur’ân-ı Kerîm kulların Allah Azze ve Celle’ye yakınlık derecesini kıymetlendirirken şöyle buyurmaktadır: “Allah katında en değerli olanınız Ona itaatsizlikten en fazla sakınanınızdır.” (Hucurât, 13.)

Para kendi başına bir değer ifade etmez. Çölün ortasında yolunu kaybeden, iz aradıkça menzilinden daha da uzaklaşan bir adamın bir çuval parası olsa, çuval ne açlığını, ne de susuzluğunu giderebilir. Ne ekmek, ne sudur para, ne yenir, ne içilir… Buna rağmen insan daha rahat bir hayat yaşamak için daha çok paraya malik olmak için vur ha vur çalışır. Lakin rahatsızlandığında, tedavisi için kazandıklarını vermesi gerekirse, beş on yıl daha yaşamak için tereddüt etmeden bütün servetini ortaya koyar. İnsanın yaşamak için servetini ortaya koyması, onun nezdinde hayatın paradan daha kıymetli olduğunun basit bir tezahürüdür. Eğer “huzur” parayla alınsa konaklara, rezidanslara, yalılara “has” olsaydı yüzlerinde rahat bir hayatın emaresi olarak onlardan tebessüm hiç eksik olmayacaktı. Asık bir yüz, çatık bir kaş, daralan bir yürekten başka yüksek sosyetenin stratejisini daha iyi ne anlatabilir?!

   Büyük Veli İbrahim b. Edhem diyor ki, “Eğer sultanlar bizdeki bu huzuru bilselerdi, onu elde etmek için bize savaş açarlardı.”.

   Huzur ne yalıda, ne rezidansta, ne de konaklardadır. Küçük bir ev, sınırlı bir gelir, gece boyu ıssız sokakların temizliği, fecir vakti parkanın üzerinde kılınan namaz ve sabahın ilk ışıklarıyla birlikte eve dönüş.

   Zeytin ve peynirden oluşan bir kahvaltı sofrasında babanın çocuklarıyla birlikte olması….

   Hangisi daha huzurludur?

   Dilerseniz, elindeki süpürgeyle kan ter içerisinde rezidanslı sokakları temizlerken bir temizlik görevlisine; bir de lüks arabasından çevreye bakan rezidanslıya selam verin. Hangisi gökyüzü gibi berrak bir tebessümle size “Aleyküm Selam” der. Zenginde “tebessüm”ün, fakirde ise “çatık kaş”ın olması istisnadır. Kim daha çok psikolojik destek alıyordur?! Rezidaslılar mı yoksa sokakları temizleyen Müslüman mı?! Bir tarafta almak istediği bir eşyaya ancak bir kaç yıl para biriktirdikten sonra malik olabilen insanlar diğer tarafta ise paranın bolluğundan, onu nerede ve nasıl harcayacağını düşünmekten sıkılan insanlar…

   Çölde aç ve susuz kalan bir adam için bir çuval paranın bir önemi yok, paralı yüzler de tebessüme ve huzura hasretse rezidansta yaşamanın ne anlamı var?! Bizi, seni anmaktan gafil bırakan her ne varsa yekûnundan muhafaza buyur Ya Rabbi!

İhsan Şenocak Hocaefendi

5 Yorum

  1. Bugünkü batının imar ve teknolojisini görüp medeni diyenler onları taklit edenler zulmü, küfrü, ahlaksızlığı taklit ettiklerini biliyorlar mı? Onların beton ve metal yığınlarına aldanıp insanlık dışı zihniyetlerine özenenler neye özendiklerini bir bilse.
    Medeniyet, ruh, kalb, zihin ve beden bakımından rahat yaşatmak beldeleri imar etmek ilim ve fen vasıtalarını iyilikte kullanmaktır. İslam dini bunların hepsini yapmıştır hakim olduğu devirlerde.
    Bugün batıda beldeler imar edilmiş ve insanlara kolaylık sağlayan makineler üretilmiş peki ruh, kalb, zihin, ahlak bakımından insanlar ilerlemiş mi? Teknolojinin ilerlemesine göre onlarda gerilemiş çünkü teknolojiyi üretenler kalb, ruh, zihin, ahlak olarak bozuk. Halbuki önce ruh, kalb, zihin ve ahlak inşa edilmesi lazımdı. Bunu da İslam yapar demek ki medeni olan İslam dinidir. Batı ruh, kalb, zihin ve ahlak olarak bozuk olduğu için teknolojiyi zulümde, ahlaksızlıkta kullanmış.
    Teknoloji üretiyor diye medeni saymak yanlıştır. Eskiyle kıyaslandığında batı teknolojiyle daha fazla zulüm yapmada daha fazla ahlaksız işler yapmada kullanmış. Demek ki beton ve metal yığınları ölçü değil ölçü nerede kullandığına bakmak. Şimdi ki müslümanlar çok mu iyi diyenler şunu bilsin, bir asırdır İslam ile yönetilen devlet ve buna bağlı olarak devletin yapması gereken terbiye sistemi olmadığı için müslümanların yaptıkları İslam’a mâledilemez. Şu gözlenmiştir ki, devlet ve fertler ne kadar İslam’a uymuşsa adalet olmuş ne kadar İslam’a uymamışsa bozukluk olmuş.
    Abdülhamid Han: Yeniden canlanmak için batıyı taklit değil gücümüzün esası olan İslam’a dönmek gerekir.

  2. Eeee bu rezidansları her halde abd-ru
    sya yaptırmadı.müsadeyi fgaliba bizim yöneticiler verdi.

  3. Emin hocamızdan Allah razi olsun çok güzel bir yazı .Hocaların yazılarını sitenizi kaynak gösterilmeden paylaşak olurmu olmuyorsa size zahmet hocalarin ismininin altında sitenizi yazın kolay olsun

    admin: Alıntıladığımız yazılar yazarları ile birlikte verilir. Bize ait olan yazılar ise sitemiz kaynak olarak altında bulunarak sunulur.

  4. Göğe merdiven dayamış bu rezidanslar ne içindekilere huzur veriyor ne de dışındakilere.Hem şehrin yapısını bozuyor hem de yaşamı olumsuz etkiliyor.Ayrıca da bu büyük şehirlerde zengin kesim bu gibi lüks yerlerde yaşarken fakir kesim de daha ücra yerlere,yalnızlığa ve çaresizliğe itiliyor.Halk arasında büyük bir uçurum doğuyor.Kapitalizm bu olsa gerek.

Zaman aşımına uğramış

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.