Kolaylık – İslamda kolaylık

AYET-İ KERİME
   Bakara / 185. Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah’ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir.

   Kehf / 88. “İman edip de iyi davranan kimseye gelince, onun için de en güzel bir karşılık vardır. Ve buyruğumuzdan, ona kolay olanını söyleyeceğiz.”

  Zariyat / 1-4. Tozdurup savuranlara, Yükünü yüklenenlere, Kolayca süzülenlere, İşleri ayıranlara andolsun ki,

   Talak / 4Kim Allah’tan korkarsa, Allah ona işinde bir kolaylık verir.

   Talak / 7. İmkânı geniş olan, nafakayı imkânlarına göre versin; rızkı daralmış bulunan da Allah’ın kendisine verdiği kadarından nafaka ödesin. Allah hiç kimseyi verdiği imkândan fazlasıyla yükümlü kılmaz. Allah, bir güçlükten sonra bir kolaylık yaratacaktır.

   Â’la / 8. Seni en kolaya muvaffak kılacağız.

HADİS-İ ŞERİF
   * Hazreti Aişe (radıyallahu anhâ) şunu anlatır: Hazreti Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in bir hasırı vardı, geceleri perde yapıp gerisinde namaz kılardı, gündüzleri de yayıp üzerine otururdu. Halk da Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın yanına dönep (gelip) aynen onun gibi namaz kılmaya başladılar. Sayı gittikçe arttı. Bunun üzerine Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) onlara yönelerek şunu söyledi: “Ey insanlar, takat getireceğiniz işleri yapın. Zira siz (dua etmekten) usanmadıkça Allah da sevap yazmaktan usanmaz. Allah’a en hoş gelen amel, az da olsa devamlı olanıdır.” Ravi der ki: Muhammed (aleyhissalâtu vesselâm)’in ailesi bir iş yapınca onu sâbit kılardı (artık terketmez devamlı yapardı).

   * Tirmizî’nin rivayeti şöyledir: “Allah, sizden önce yaşamış olan bir kimseye rahmetiyle muamele etti. Çünkü bu adam satınca kolaylık gösterir, satın alınca kolaylık gösterir, alacağını isteyince (kabalık ve sertlik değil, anlayış ve) kolaylık gösterirdi.”

   * Huzeyfe ve Ebu Mes’ud el-Bedrî (radıyallahu anh) Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)’ın şöyle söylediğini işittiklerini anlatır: “Sizden önce yaşamış olan birisine, ruhunu kabzetmek üzere melek gelmiş idi, sordu: “-Bir hayır işledin mi?” Adam: “-Bilmiyorum” diye cevapladı. Kendisine tekrar:”-Hele bir düşün (belki hatırlarsın) dendi. Adam: “-Bir şey hatırlamıyorum, ancak dünyada iken, insanlarla alış-veriş yapardım. Bu muâmelelerimde zengine ödeme müddetini uzatır, fakire de (ödeme işlerinde müsâmaha ve bazı eksikliklerini bağışlamak sûretiyle) kolaylık gösterirdim” dedi.     Allah onu (bu kadarcık iyiliği sebebiyle affedip) cennetine koydu.”

   * Hâlid İbnu Ma’dan -merfu olarak (yani Hazreti Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)’in sözü olarak)- rivayet ediyor: “Resülullah buyurdular ki: “Allah refikdir, (yumuşaklık, kolaylık, musamaha sahibi). Bu sebeple rıfkı sever, rıfk sebebiyle razı olur, rıfk (sahibin)’e mahsus bir yardımı vardır ki, şiddet sahipleri bu yardımı göremez. Öyleyse bu, dili olmayan hayvanlara bindiğiniz zaman bunlara konaklama yerlerinde mola verin. Eğer geçtiğiniz arazi çoraksa, oradan hayvanın iliğini kurutmadan çıkın. Gece yürüyüşünü tercih edin. Zîra geceleyin arz, gündüzIeyin dürülmeyecek şekilde dürülür. Yol üzerine (geceleyin) konaklamaktan kaçının. Çünkü o, hayvanların yolu, yılanların sığınağıdır.”

   * Hazreti Ebu Hureyre radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kim bir mü’minin dünyevi kederlerinden birini giderirse, allah da onun Kıyamet günü kederlerinden birini giderir. Kim bir fakire kolaylık gösterirse, Allah da ona dünyada ve ahirette kolaylık gösterir. Kim bir müslümanı örterse, allah da onu dünya ve ahirette örter. Kişi kardeşinin yardımında olduğu müddetçe, Allah da onun yardımındadır. Kim ilim aramak düşüncesiyle bir yola düşerse, Allah onun cennete olan yolunu kolaylaştırır. Bir grup, Allah’ın kitabını okumak ve aralarında tedris etmek üzere allah’ın evlerinden birinde toplanırsa, üzerlerine mutlaka sekine iner ve onları rahmet kaplar, melekler onları sarar. Allah da onları yanında bulunan mukarreb meleklere anar. Bir kimseyi ameli yavaşlatırsa, nesebi hızlandıramaz.”

   * Ebu Dâvud ‘un rivâyetinde, Gudayf İbnu’I-Hâris der ki: “Hazreti Aişe (radıyallahu an hâ)’ye sordum: “Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) cenabetten gecenin başında mı yıkanırdı sonunda mı?”  “Bazan başında, bazan da sonunda yıkanırdı.” dedi. Ben: “Allahuekber! Bu meselede genişlik veren Allah ‘a hamdolsun!” dedim ve tekrar sordum.  “Vitir namazını gecenin evvelinde mi kılardı, âhirinde mi?”  “Bazan evvelinde bazan âhirinde kılardı ” dedi. Ben: “Allahuekber! Bu meselede genişlik veren Allah’a hamdolsun!” dedim ve tekrar sordum: “Resulullah (aleyhlssalâtu vesselâm) Kur’ân’ı açıktan mı okurdu sessiz mi okurdu?”  “Bazan açıktan okur bazan da sessiz okurdu” dedi. Ben: “Allahuekber! dedim. Bu meselede kolaylık koyan Allah’a hamdolsun!” 

   * Muaz İbnu Cebel radıyallahu anh anlatıyor: “Bir seferde Resûlullah’la beraberdik. Bir gün yakınına tesadüf ettim ve beraber yürüdük. “Ey Allah’ın Resûlü, dedim. Beni cehennemden uzaklaştırıp cennete sokacak bir amel söyle!” “Mühim bir şey sordun. Bu, Allah’ın kolaylık nasib ettiği kimseye kolaydır; Allah’a ibadet eder, Ona hiçbir şeyi ortak koşmazsın, namaz kılarsın, zekât verirsin, ramazan orucunu tutarsın, Beytullah’a hacc yaparsın!” buyurdular ve devamla: “Sana hayır kapılarını göstereyim mi?” dediler. “Evet ey Allah’ın Resûlü” dedim. “Oruç (cehenneme) perdedir; sadaka hataları yok eder, tıpkı suyun ateşi yoketmesi gibi. Kişinin geceleyin kıldığı namaz salihlerin şiarıdır” buyurdular ve şu ayeti okudular. (Mealen): “Onlar ibadet etmek için gece vakti yataklarından kalkar, Rablerinin azabından korkarak ve rahmetini ümid ederek O’na dua ederler. Kendilerine rızık olarak verdiğimiz şeyden de bağışta bulunurlar” (Secde 16)
   Sonra sordu: “Bu (din) işinin başını, direğini ve zirvesini sana haber vereyim mi?” “Evet, ey Allah’ın Resûlü!” dedim. “Dinle öyleyse” buyurdu ve açıkladı:”Bu dinin başı İslâm’dır, direği namazdır, zirvesi cihâddır!”
   Sonra şöyle devam buyurdu: “Sana bütün bunları (tamamlayan) baş amili haber vereyim mi?” “Evet ey Allah’ın Resûlü!” dedim. “Şuna sahip ol!” dedi ve eliyle diline işaret etti. Ben tekrar sordum: “Ey Allah’ın Resûlü! Biz konuştuklarımızdan sorumlu mu olacağız?”  “Anasız kalasıca Muâz! İnsanları yüzlerinin üstüne -veya burunlarının üstüne dedi- ateşe atan, dilleriyle kazandıklarından başka bir şey midir?” buyurdular.”

   * Hazreti Ali radıyallahu anh anlatıyor: “Biz bir cenaze vesilesiyle Baki’u’l-Ğarkad’da idik. Derken yanımıza Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm çıkageldi ve oturdu. Biz de etrafında (halka yapıp) oturduk. Elinde bir çubuk vardı. Çubuğuyla yere birşeyler çizmeye başladı. Sonra:”Sizden kimse yok ki, şu anda cennet veya cehennemdeki yeri yazılmamış olsun!” buyurdular. Cemaat:”Ey Allah’ın Resûlü, dedi. Öyleyse hakkımızda yazılana itimad edip ona dayanmayalım mı?”  “Çalışın, buyurdular. Herkes kendisi için yaratılmış olana erecektir. Cennetlik olanlar, saadet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır. Şekâvet ehli olanlar da şekâvet(e götüren) amelde (muvaffak) olacaktır!” Sonra şu ayeti tilavet buyurdular. (Mealen): “Kim bağışta bulunur, günahtan kaçınır ve dinin en güzelini tasdik ederse, biz de ona hayır ve kolaylık yolunu kolaylaştırırız” (Leyl 5-7).

   * İbnu Abbâs radıyallahu anhümâ anlatıyor: “Ben Resûlullah aleyhissâlatu vesselâm’ın terkisinde idim. Bana şu nasihatta bulundu:    “Yavrum! Allah’a karşı (emir ve yasaklarına uyarak edebini) koru, Allah da seni (dünya ve âhirette) korusun! Allah’ı(n üzerindeki hukukunu) koru ki O’nu karşında (dünya ve âhiretin fenalıklarına karşı hâmi) bulasın -veya önünde demişti: Bollukta Allah’ı tanı ki, darlıkta da O, seni tanısın. (Dünya ve âhiretle ilgili) bir şey isteyince Allah’tan iste. Yardım talep edeceksen Allah’tan yardım dile. Zira kullar, Allah’ın yazmadığı bir hususta sana faydalı olmak için biraraya gelseler, bu faydayı yapmaya muktedir olamazlar. Allah’ın yazmadığı bir zararı sana vermek için biraraya gelseler, buna da muktedir olamazlar. Kalemlerin mürekkebi kurudu ve sayfalar dürüldü. Sen, yakînî bir imanla, tam bir rıza ile Allah için çalışmaya muktedir olabilirsen çalış; şayet buna muktedir olamazsan, hoşuna gitmeyen şeyde, sabırda çok hayır var. Şunu da bil ki Nusret(i ilahi) sabırla birlikte gelir, kurtuluş da sıkıntıyla gelir, zorlukta da kolaylık vardır, bir zorluk iki kolaylığa asla galebe çalamayacaktır.”

   * İbnu Mes’ud radıyallahu anh anlatıyor: “Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: “Kendisi ateşe haram edilen ve kendisine de ateşin haram kılındığı kimseyi size haber vermeyeyim mi? Ateş, (halka) her yakın olana, yumuşak huylu ve insanlara kolaylık gösterene haram kılınmıştır.”

   Allah, kullarına zor olan hiç bir şeyi yüklememiştir.Evet, Rabbimiz bizim mizacımıza ve yapımıza ne uygun ise bize onu vermiş, beden ve ruhumuza kötü etki yapacak her şeyide yasaklamıştır.

   Bazı ibadetler insanlara ağır gelir.Ancak bunun sebebi o ibadetler değil insanların kararar ve katılaşan kalpleridir.
   Kalp, günah ve haram ile kirlendiği zaman ibadetin zevini, feyzini alamaz.Her günahın kalpte siyah bir nokta bırakacağı söylenmiştir.Demek ki günahlar işlene işlene kalpte siyah, manevi bir tabaka oluşuyor.Ve bu tabak feyzin, muhabbetin gelmesini engelliyor.Ruh ve kalp günahların verdiği ağırlık ile Allah’a yönelemiyor.Böyle insanlara taş taşımak, namaz kılmaktan daha kolay gelir.

   O halde öncelikle günahlarımızı terketmeli ve tövbe etmeliyiz.Sonra Rabbimizi çokça hatırlamalı ve tesbih etmeliyiz.Kalp, günah kirlerinden arınmaya başlayacak ve ruh uyanacaktır.
   Uyanan ruha aşık olduğu Rabbine itaat kolay gelecektir. Hatta öyle kolay gelecektir ki ”Niye daha fazla olmamış” demeye bile başlayacaktır.
PAYLAŞ