MUTTAKİLERİN AKIBETİNİN GÜZELLİĞİ

TARİH: 20-5-2002 Umre Sohbetleri – Medine

DERS AYETİ: Murselat suresi syf: 582, ayet:41’den 50’ye kadar.

Ders ayeti:41
Meali: “Şüphe yok ki muttakiler ise gölgelerde ve pınarlardadır.”
   Muttaki:İftial babından ismi faildir, sülasiden mastarı takvadır. Mutteki: Sakınızı demektir. Mevla’nın razı olmadığı şeylerden ve emirlerden aksik etmekten de sakınıyor. Rabbim bunlardan eylesin. Demek ki muttekiler gölgelerde ve yerden çıkan soğuk berrak şekerden tatlı sular içindedirler. Mevla muttekiler orada olacak diyor. Biz de mutteki olalım ki olarak olalım. Mutteki Mevla’nın sevmediği şeylerden sakınıyor. Mesela: Gıybet gibi. Bunu hiç sevmiyor Allah.
   Gıybet: Bir müslümanın arkasından razı olmadığı şeyleri konuşmaktır.
  “Bazınız bazınızı gıybet etmeyiniz.” Hucurat/12
   Yani birbirinizin arkasından sevmediği şeyi söylemeyiniz. Benim yaptığım gıybeti nerden duyacak? derseniz, o duymuyor ama onun Allah’ı duyuyor. Mevla seni seviyor ki kullarım benim rızam için birbirini sevsin. Gıybet ettin mi sevmedin ve haram işledin demektir.

   Cenab-ı Hak “Gıybet etmeyin, birbirinizin arkasından sevmediği şeyi söylemeyin” buyuruyor. Allah Teala, hazır ve nazır, bize bizden yakın, o gıybetleri işitiyor hoşlanmıyor, niye benim kulum onun arkasından sevmediği şeyi söylüyor diye sevmiyor.
   Mevla’nın sevmediği şeyi yaparsan muttaki değilsin, sakınmıyorsun demektir. Yaptığın iş iyi ise sen de iyisin, yaptığın iş kötü ise sende kötüsün.

   “Hiç sizden biriniz ölü kardeşinin etini yemeği sever mi? O halde Allah’tan korkun” şüphe yok ki Allah-u Teala tövbeleri kabul edicidir, çok esirgeyicidir.
   Gıybet ettiğin vakit ölü kardeşinin çürük etini yemiş oluyorsun. Bunu sever misiniz? Sevmezsiniz, bu olur mu bu yakışır mı? Çürümüş et yenir mi?
    Cenab-ı Hak muttakilere gölgelerde ve pınarlarda olacaksınız diye söz verdi. Cennette güneş yok ama gene gölge var. Büyük ağaçlar, soğuk sular, çiçekler, yeşil otlar var.

   Kur’an-ı Kerim’de muttekilerin makamını anlatan üç tane böyle ayet var.
  “Muttekiler ise muhakkak ki bir emin makamdadırlar.” Duhan/51

  Hiç tehlike yok, zarar yok, sevmediği şey yok.
  “Cennetlerde ve pınarlardadırlar.” Duhan/52
  Cennetlerde yeşil otlar, üzümlükler, hurmalıklar, çiçekler var.

   İlk Medine-i Münevvereye geldiğimiz akşam İmam efendi zammı sure olarak birinci rekatta duhan suresini okudu, ikinci rekatta Zariyat suresi (15-16-17-18) okudu. “Şüphe yokmu ki takva sahipleri, Cennetlerde pınar başlarındadır.”
    İyi dinleyelim sonra duymadık demeyin. Dünyada kazanılıyor bunlar. Bu iş sabra dayanır.

   Bir adama kızarsın aleyhine konuşursun. Filanca şöyle yaptı bana, şöyle kötüdür, böyle kötüdür. Onun Rabbisi onu görüyor duyuyor. Sabır nerede kaldı?  Kolay mı kazanılıyor o değerli yerler, o kadar ucuz mudur onlar. Çok sabır lazım.

   Nefsin TV seyretmeyi seviyor. Mevla izin, müsaade ediyor mu hiç hatırına geldiği yok. Bu gözleri Allah verdi sevmediği şeye bakamazsın, bu kulakları Allah verdi sevmediği şeyleri dinleyemezsin, bu lisanı Allah verdi sevmediği şeyleri konuşamazsın. Böyle olmamız lazım. Nerde böyle olmamız. Çuvallarla gıybet, çuvallarla iftira, çuvallarla su-i zan dolu.

   “Rablerinin kendilerine verdiğini alıcı oldukları halde. Muhakkak ki onlar bundan (cennete girmeden)  evvel muhsin idiler.” Zariyat/16
   Muhsin: Mevla’yı görücü gibi ibadet edici olmak ve bütün kullara iyilik edici. İyilikleri nedir?
   “Onlar geceden pek az uyuyorlardı” Zariyat/16
   Niye az uyuyorlardı? Çok ibadet ederlerdi.
   “Ve seher vakitlerinde de onlar istiğfar bulunurlardı.” Zariyat18

   Estağfirullah derlerdi. Siz de öyle olun buyurmak istiyor.
   Gece ibadet ederler… İmsak zamanı gelince istiğfara başlarlar. Mevla böyle anlatıyor. Siz de böyle olun buyurmak, istiyor. Sizi iyi kullara tabi etmek istiyor sen de git, yaramaza uy olur mu? Bizim nefsimizin istediği gibi değil. Mevlamızın istediği gibi olacağız. Çok yakındır ahiret.
   “Şüphe yok ki onlar onu uzak görürler. Halbuki biz onu pek yakın görürüz.”Mearic/6-7

   İnsanlar ölür ölmez yaramaz işlerden pişman olacaklar. Ne faide geri dönmez. Mermi namluyu terk edince bir daha geri gelmez. Size ve kendime Allah korkusunu ve O’nun emrine itaat  etmeyi vasiyet ediyorum.
   Mutteki, sakınıcı demektir. Gıybet etmekten sakınır, yalan demekten sakınır. Boş konuşmaktan, haram yemekten, namazı terk etmekten sakınır. Namazı tadil-i erken üzere vaktinde kılmak ister. Bunlar insanı mutteki yapıyor, laflan mutteki olunmaz.
   Bakın nerdeyiz, kimin huzurundayız? Resulullah’ın huzurundatyız. Onun huzuruna layıkn edeple müeddep eyle.
   Ya Rabbi! Senin huzurundatyız. Senin huzuruna layık müeddep eyle. Sen bize daha yakınsın.

DERS AYETİ: 42
   Meali: “Ve canlarının istediği meyveler içindedirler.”

   Cennette öyle meyvalar var ki hiç ismi duyulmamış, ağız tatmamış. Bunlar kolay kazanılmıyor, sabır.
   Nefsin iater, konuşayım. Sen nefsin başına ayakla bas yılanın başına bastıkları gibi. Çünkü Allah’ın düşmanıdır. éAyakla bas nefse Hakka gidelim.Cemali ba kemali seyr idelim”

DERS AYETİ:43-44
   Meali “Şüphe yok ki, biz Muhsin olanları işte böyle mükafatlandırırız”
   “Yiyiniz ve  içiniz, israf ta etmeyiniz. Şüphe yok ki O israf edenleri sevmez.” Araf/31

   Dünyada Allah-u Teala yiyin için israf etmeyin buyuruyor, ahirette ise yiyin için helal olsun buyuruyor. Orada yasak yok.
DERS AYETİ:45
   Meali: “O gün, tekzib edicilere yazıklar olsun”

  Bu müjdeleri duyan insan bir daha yan basar mı? Tehlikeli yerlere basar mı? Mevla’nın huzurunda titreyeceğiz aman onun sevmediği bir şey olmasın.
   Nasıl gözümüzü muhafaza ediyorsan toz kondurmuyorsun, O’nunrızası da öyle. O razı olmazsa bir kuldan kaç para eder? Beş para etmez. Şimdi Cenab-ı Hak düşmanların tarafına döndü.

DERS AYETİ:46
   Meali: “Yiyiniz ve  menfaatlanınız  biraz az, muhakkak ki, siz günahkarlarsınız.”

   Bin sene dünyada aşasan, bin sene istediğini yesen, bin sene istediğin havayı alsan, bin sene istediğin yatakta yatsan gene az ve Cenab-ı Hak buyuruyor ki: “Yiyin, için metalanın az. Muhakkak siz mücrimlersiniz, sonunuz ateştir. “Ne kadaer uzun boylu yeseniz içseniz değil mi ki siz mücrimlersiniz, günah işlemekle ellerinizi ayaklarınızı ve kalbinizi sakatladınız. Kulaklarınızı, lisanlarınızı sakatladınız.
   Yarın ahirette düşmanlara böyle hitap olacak. Dikkat edin, Salih insan zikirden, istiğfardan hiç durmaz. Peygamber Efendimiz bir hadis-i şerifte ise buyuruyor ki: “Her kim LA İLAHE İLLALLAH derser cennete girdi.”

   Başka bir hadis-i şerifte ise şöyle buyuruyor:
  “La ilahe illallah deyip kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır bulunan kimse cehennemden çıkacaktır. La ilahe illallah deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kimse cehennemden çıkacaktır. La ilahe illallah deyip de kalbinde zerre ağırlığınca hayır bulunan kimse cehennemden çıkacaktır.” Bir rivayette hayır lafzının yerine iman lafzı kullanılmıştır.

   Görüyor musunuz “La ilahe illallah” ne yapıyor. Gıybet edecek yerde LA İLAHE İLLALLAH desek daha iyi değil mi? SÜBUHANALLAH desek ESTAĞFİRULLAH desek ALLAHÜMME SALLİ ALA MUAHMMED desek, LA İLAHR İLLA ENTE SÜBUHANEKE İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN desek daha iyi değil mi?

   Yunus (Aleyhisselam) balığın karnına düştü. Neden düştü? Yunus (Aleyhisselam)  kavmine vaaz ediyor onlar inkar ediyor. Tekrar vaaz ediyor gene yalancısın dediler.  gün olunca biraz azap yüz göstermeye başladı. O zaman Yunus (Aleyhisselam)  hatırına geldi ki eben bu azabın geleceğini biliyorum, kaçayım buradan, ne dururum burada.

  Mevla’ya sor be mübarek Mevla uzak değil ki. Azap gelmeye başlayınca kavmi pişman oldu ve koştular Yunus (Aleyhisselam)’ı aradılar bulamadılar. Eyvah ne yapalım? dediler ki tenha bir yere gidelim, Allah’a yalvaralım, kuzuları, çocukları analarından ayıralım. Dedikleri gibi yaptılar, birbirleriyle helalleştiler ve Allah-u Teala da azabı onlardan kaldırdı. Yunus (Aleyhisselam) ,ise denizin kenarına gitti, gemiye bindi. Ne etseler gemi kalkmıyor. Bunun üzerine dediler ki bir firar var içimizde. Kimdir firar? Kimse demez ben firarım. Kura atalım dediler, attılar. Düştü Yunus (Aleyhisselam) yahu bu öyle firar adama benzemiyor, nur gibi bir adam dediler. 3 kere kura çektiler gene Yunus (Aleyhisselam) düştü. Yunus (Aleyhisselam)’da kendini denize attı. Allah-u Teala da balıklara haber verdi. Yunus kulum denize düşecek kim kaparsa kapsın.

   Büyük balıklar geminin etrafında duruyor bıyıklarını kıvırıyorlar. Ve biz varken kim yutabilir diyorlar? Küçük balıklar da tevazu ile bekliyor bari buradan seyredelim diyorlar. Yunus (Aleyhisselam) denize düşer düşmez küçük balık hücum etti. Yunus (Aleyhisselam)’ı yuttu. Bir büyük balık da kızdı o da onu yuttu.
   Yunus (Aleyhisselam) iki balığın karnında bir de suyun karanlığında kaldı, üç karanlık içinde. Yunus (a.s) baktı ki kimseden çare yok. Ne anadan ne babadan ne kardeşten ne karıdan ne kocadan fayda var. Başladı hazin bir sesle: “LA İLAHE İLLA ENTE SÜBUHANEKE  İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN” Enbiya/87 demeye.

    Melekler bu sesi işitti ve Ya Rabbi garip bir ses geliyor kulağımıza ama nereden geliyor, bilmiyoruz. Mevla da buyurdu ki: Yunus kulum balığın karnından diyor.

   “Artık biz de hemen O’nun duasına icabet  ettik de O!’nu gamdan kurtardık ve müminlerin de böylece kurtarırız.”Enbiya/88

   “Eğer o çokça tesbih edenlerden olmasa idi. Elbette ki onun karnında (insanların) tekrar dirilecekleri güne kadar kalırdı” Saffat/143,144

   Balığın karnı O’nun mezarı olacaktı. Cenab-ı Hak buyuruyor ki: Bu tesbih sebebiyle O’nun imdadına koştuk. Ben balığa emrettim o da O’nu denizin kenarına çıkardı.
   Balığın midesi çok kuvvetli eritir. Yunus(a.s) balığın karnından çok zayıf çıktı. Bir kabak yaprağının altında durdu. Allah-u Teala gene kayırdı O’nu ve peygamber seçildi.

   Görüyorsunuz: Allah-u Teala buyurmak istiyor ki: Kullarım Yunus kulum LA İLAHE İLLA ENTE SÜBUHANEKE  İNNİ KÜNTÜ MİNEZZALİMİN  tesbihini okudu onu kurtardık, müminlerden her kimde bunu böyle okursa onu da kurtarırız.

   Efendi Babam derdi ki, Mevla Teala Yunus (Aleyhisselam)’ı balığın karnından kurtardı. Orada ölse idi şehit olacaktı. Bizi nereden kurtaracak? Bizi de nefis balığının karnından kurtaracak.
   Bizi nefis balığı yuttu gıybet ettiriyor, yalan söylettiriyor, namahreme baktırıyor ve bu ne olsa yaptırır. Yularımızı aldı gidiyor, deve gibi. Deve acaib hayvandır, kim çekerse peşine gider.

   Velhasıl: Biz de bu tesbihi desek de nefis balığının karnından kurtulsak olmaz mı? Aklımız bunu kesmiyor. Hani biz de akıl?
  Mevla Tela bize akıl verdi ama aklımızı o yana bu yana vurduk zedeledik. Aklımız bizi taşımıyor, nefsimiz bizi taşıyor. Allah-u Teala nefisten bizi muhafaza etsin. Nefis balığının karnında ölen şehit olur mu?

   Allah-u Teala yarın ahirette düşmanlara diyecek ki, yiyin için ne faide eder? Çünkü siz mücrimlersiniz. Bütün dünyayı bir lokmada yutsanız ne olur? Çünkü mücrimlersiniz. Sonunuz ateştir. Allah… Ne büyük haberler.

DERS AYETİ:47
Meali: “O gün vay haline yalanlayanların”
DERS AYETİ:48
Meali: “Onlara rüku ediniz denildiği zaman rüku etmezler.”

   Yani namaz için denildiği vakit namaz kılmazlardı. Namaz kılmayana kıl desen daha fena şiddeti artar namaz kılmaz ama sonunda ne olacak? Cehennemde kaynayacak.

   Aman namaz meselesi çok mühimdir. Huzuru kalple tadili erkanla ve vaktinde kılalım.

   Mevla buyuruyor ki: Kulum namaza durduğunda yetmiş bin perdeyi kaldırıyorum. namaz ne kadar hatırlı bir ibadet ki Mevla yetmiş bin perdeyi kaldırıyor. Bu mekteplerde okuyanlar namaza çok gevşekler. Kimisi hiç kılmaz, kimisi bazı kere kılar bazı kere kılamaz, kimi hepten inkar eder, herkes bir iş yapıyor.

   Birisi bana diyor ki: Abim çok akıllı birisidir ama namaza bir başlıyor bir bırakıyor, ona ne yapalım? Ben de dedim ki: Arkadaşlarını terk etsin.

    İmam-ı Rabbani Hazretleri diyor ki: kötü insanlarla düşüp kalkmanın en az zararı, İslam’ı yaymaktan ar(utanç) gelir.

   Aman dikkat edelim bundan büyük hastalık yok. Mevla Teala “kâfirlerle oturma” buyuruyor.
   “Habibim! Kendini o kimseler ile beraber hapset ki sabah, akşam rablerine dua ederler (zikrediyorlar, ibadet ediyorlar) O’nun cemalini murat ediyorlar. Dünya hayatının ziynetini murat ederek onlardan gözlerini çevirme.”Kehf/28

   Onlardan aralarından düşmanlara bakarsın sakın bakma. Biz bilirdik ki sade namahreme bakılmaz, dünyayı sevenlere de bakılmaz. Dünya için namazı terk edenlere de bakılmaz.

   Herkes çocuğunu Kuran’a vermiyor, nereye veriyor? Mektebe veriyorlar. Orada ne okuyacak?  Orada besmelesiz, hamdelesiz, salvelesiz kitapları okuyor. O kitaplarda Allah’ın adı yok, peygamberin adı yok, cennet cehennemden bahsetmek yok.
   Böyle yere çocuğunu veriyorsun. Allah onu sana sormayacak? Ben sana bu evladı bunun için mi verdim? Bu zamanda evlat doğurmak zor.
   Bazı kardeşlerimiz çocuklarını mektepten kurtarmak için çare buluyor. Böyle dikkatli ana babalarda var.
   Dikkat edelim! Çocuklarımızı nereye veriyoruz, nasıl ana babayız? Allah-u Teala bizi merhametli ana baba etsin. Milletin günah kazanmasına sebep olmaktan muhafaza etsin. Milletin hayır kazanmasına sebep etsin.

   Bazılarına namaz kılın denildiği vakit, namaz kılmazlar. Kimdir bunlar? Bu mektepte okuyanlar. Bazıları da eğilip kalkarlar sonra da kıldık derler. Çoğu kılmıyor, kaldık belaya, düştük tuzağa, Allah kurtarsın.

DERS AYETİ:49
   Meali: “O gün vay haline yalanlayanların”

DERS AYETİ:50
   Meali: “O Kur’an’dan sonra  hangi söze inanıyorlar?”

   Besmelesiz kitaplara mı, TV’nin, radyonun, gazeteleriz verdiği habere mi inanıyorsunuz?
   TV’de bir profesör çıktı konuşuyor: Cehennem milletin dediği gibi bir yer değil. Orada ateş falan yok. Orası hastane gibi bir yer. İnsan orada tedavi olup cennete girecek.
   Bu adamın dedikleri baştan ayağı yalan. Bu adam iki koyun iki keçi güdemez. Kur’an’ı ve Allah’ı inkâr ediyor. Bütün dünyaya ferman okuyor. Yalan söylüyor. Bu adam nasıl çıkarda TV’na konuşur.

   Sen Müslümansın bir Tv yapsan seni orada konuşturmazlar, dindar insanı konuşturmazlar. Bir hocayı, vaizi, bir müftüyü konuşturmazlar. İlla orada konuşan dinden uzak olacak. O da böyle konuşur.
   Onun için diyorum size ki; aklınız varsa bu TV’na bakmayın, gözlerinizi, kulaklarınızı lekelemeyin, kalplerinizi çürütmeyin, karartmayın.

   Görüyorsunuz; Allah-u Teala muttakilere ne müjdeler verdi. Namaz kılmayanlara da ne tehditler var. Allah-u Tela namaz kılmayanları yumuşatsın, namaz kılma hevesi versin. Kılmadıklarını kaza etmek şartı ile başlatsın. Huzuru kalp ile kılmayı ihsan etsin. Namaz kılmayan anadan, babadan, kardeşten, kocadan, evlattan muhafaza etsin.
   Bizim bu ayetlerden ne haberimiz var? Bazıları diyor ki; Hoca Efendi benim şu kadar hatmim var dua edin. Bu mudur Kuran’a hizmet etmek? Her gün Kuran’ı hatmediyoruz, ama bu ayetlerden ne düşünüyoruz? Bu mudur Kur’an okumak?
   Bu ayetler bana ne diyor diye inceden inceye düşüneceksin.

   Sakın namahreme bakma, göz atma, bu reddedilmene sebeptir, gafletle de yatma. Müminleri de iftira ile satma. İnkâr edenleri de sırlara katma. Allah’a varan yol asıl edep yoludur. Ne büyük sözler. Büyük Şeyh Efendi iki satır içinde neler saydı.

   Ya Rabbi kusurlarımızı bağışla, bundan sonra kusur işlemekten muhafaza eyşe, dostlarının hürmetine.
   Hakiki haberleri dinlemiş olduk. Dersimizdeki en son ayette ne buyruldu. “Kur’an’dan sonra hangi habere inanıyorlar”

   TV milletin canı gibi oldu. Allah-u Teala buğz ettirsin bu milleti ona. Çünkü onda doğru adamı konuşturmazlar, hakiki inanmış adamları konuşturmazlar.

   Ya Rabbi yaratıcı sensin, yaşatıcı sensin, kurtarıcı da sensin kurtar bizi.
   Cennetle de müjdeleyen sensin, bizi cennete layık eyle.
   Bizi cehennemden muhafaza eyle. Amin.
   Ana babalarımızı muhafaza eyle, ihvanlarımızı ve bütün arkadaşlarımızı muhafaza eyle. Resulullah’a zerre kadar imanı olanları ve O’nun ümmetini muhafaza eyle. Amin.
www.ismailaga.info
PAYLAŞ