Haremlik Selamlık nedir?

   Günümüzde, maalesef Müslümanların genelinin riayet etmedikleri hatta riayet edenlerin de aleyhinde bulundukları konulardan biri de haremlik-selâmlık konusudur.
   Bilindiği gibi haremlik-selâmlık kadın ve erkeklerin dinimizin emrettiği kurallara göre bir araya gelmeleri veya gelmemeleridir. Bunun nasıl olacağı Kur’ân-ı Kerim ve Sünnette beyan edilmiştir. Cenâb-ı Hak Kur’ân-ı Kerîm’de:
“Mü’min erkeklere söyle; gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar ve ırzlarını korusunlar. Bu kendileri için çok temizdir. Şüphesiz ki ALLAH kullarının ne yapacaklarından hakkı ile haberdardır. Mümin kadınlara da söyle, gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar..?”1 buyurmuştur.
   Dikkatinizi çekiyorum: ALLAH Teâlâ bu iki ayet-i kerimede: “Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar” hükmünü, “Irzlarını korusunlar” hükmünden önce zikretmiştir. Malum olduğu gibi göz; her şeyi kalbe ve beyne ulaştıran bir organdır, insan her gördüğünü ve arzu ettiğini elde edemez. Ancak bazı gördükleri karşısında; korkunç derecede arzuya kapılması mümkündür. Hz. Peygamber (S.A.V.) Efendimiz:
“Kim yabancı bir kadının güzelliklerine şehvetle bakarsa, kıyamet günü onun gözlerine kurşun dökülür.”2
   İşte, haremlik-selamlık tatbikatı; gözleri haramdan korumak ve nesil emniyetini muhafaza etmek için zaruridir. Ümmü Seleme (R.Anha) validemizden rivayete göre bu tatbikat bizzat Peygamber (S.A.V.) Efendimiz tarafından yapılmıştır. Şöyle ki:
   Hicab, örtünmek ayet-i kerimesi geldikten sonra, Ben ve Meymüne Resûlullah (S.A.V.) Efendimizin yanında otururken, kör olan Abdullah İbni Mektûm (R.A) yanımıza çıkageldi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz bize:
– Perde arkasına çekilin, buyurdu. Biz:
– Ey ALLAH\’ın Resûlu!… O kör değil mi? Bizi ne görür, ne tanır, dedik. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem (S.A.V.) Efendimiz:
Siz de kör müsünüz? Onu görmüyor musunuz?”3 buyurdu. Hadis-i Şeriften anlaşılıyor ki, gözleri haramdan korumak noktasında, kadın ile erkek arasında fark yoktur.
   Haramdan korunmanın şartlarından birincisi haremlik-selâmlık tatbikatıdır. Bu tatbikatın Kur’ân-ı Kerim ve Sünnetten delilleri, zikrettiğimiz ayet-i kerime ve hadis-i şeriflerdir. İlmi kâfi gelmeyen kimselerin bunu inkâr etmeye hakları yoktur. Bu hakkı kendinde görenlerin bu cüretleri cehaletlerinin eseridir.
   Mahşer günündeki hesaplaşmaya inanan her mümin erkek, karısı ve kendisine nikahı ebediyen haram olan, annesi, kız kardeşi ve Kur’ân-ı Kerim’de zikredilen diğer yakınları ile bir arada oturabilir. Bunun dışında akrabası da olsa (amca kızı, dayı kızı, amca oğlu, dayı oğlu) daima “Haremliğe-Selâmlığa” riayet etmek mecburiyetindedir. Hiçbir mümin: “Benim kalbim temizdir” deyip, İslâmî hudutları çiğneyemez. Çünkü bütün müminlerin kalpleri temizdir. Zira kalp temizliği imanla ilgili bir hadisedir. Hatta mümin bir erkek hanımı ile beraber bir arada iken erkek kardeşini yanlarında bulundurması caiz değildir. Haremlik-Selâmlık hususuna riayet etmesi müminliğinin gereğidir. Sahabe-i Kiram\’dan birisi Resül-i Ekrem (S.A.V.) Efendimize:
– Kocanın erkek kardeşi, kayınbirader hakkında ne buyurursunuz? sualini sorar. Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
– Kocanın erkek kardeşi, kayınbirader ölümdür4, cevabını verir. Bütün bu açıkça beyan edilen gerçeklere rağmen bazıları:
-O benim kardeşimdir. Bundan kötülük ortaya çıkmaz, işi buraya kadar götürmek aşırılıktır” deyip İslâm’ın kurallarını tahrip ediyorlar. Bunlar en azından dinin kurallarını çiğnemenin cezasını çekeceklerdir.
   Bazıları da diyorlar ki: Kadın tesettürlü olduktan sonra erkeklerle bilhassa akrabalarla, birbirlerine nikahları düşenlerle bir arada oturmalarında sakınca yoktur, oturabilirler, karşılıklı konuşabilirler.
   Böyle bir düşünce tarzının yanlışlığı ortadadır. Kadın-erkek bir arada bulunduktan sonra açıklıktan, kapalılıktan söz etmek lüzumsuzdur. Kadın, evinde veya evinin dışında kocasının arkadaşını karşılar onunla sohbet eder, tartışır ve çay, yemek vesaire gibi ikramlarda bulunur ve tokalaşırsa o kadının açık veya kapalı olmasında çok bir farklılık sayılmaz. Zira ALLAH birini erkek birini kadın yaratmış birbirine karşı meyil ve arzulu yapmıştır. Bu kanunu değiştirmeye kimsenin gücü yetmez.
   Dünya üzerinde malum olduğu üzere kadında utanma duygusunun, erkekte de kıskanma mefhumunun yok olması sebeplerinden biri de Haremlik-Selâmlık konusuna riayetsizliktir. Zeyd b. Eslem (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
   “Kıskançlık imandandır”5 buyurdu. Bunun üzerinde çok titiz olmak lazımdır. Çünkü şeref kıskançlıkla orantılıdır. Ebû Cafer (R.A.) den rivayete göre Resûlullah (S.A.V.) Efendimiz:
   “Ben gayyûrum. İbrahim (A.S.) da gayyûr idi. Gayyûr olmayan yani karısını kıskanmayan bir kimsenin şüphe yok ki, kalbi hastadır.”6 buyurdu. Bu hususta en iffetli yol, kadının yanına erkeğin girmemesi, kadının da erkek cemaatine çıkmamasıdır. Başka bir ifade ile Haremlik-Selâmlık kuralına uymaktır. Müslümanlığımız da bunu gerektirir.
dipnot

(1) Nûr sûresi:30-31
(2) Zeylei, Nasbu’r-raye: 4/239
(3) Ebu Davud; No:Libas:37; No: 4112, 2/460
(4) Buhari; Nikah:110; No:4934; 5/2005
(5) Beyhekî, Şuabu’l-İman, 7/411, NO:10797
(6) İbn-i Ebi Şeybe, Nikah: 270, No: 7, 3/467
Mehmet Talu Hocaefendi
PAYLAŞ