Günah işlemek istemiyorum! Kendimi nasıl ikna edebilirim?

Bazı kardeşlerimiz ‘İslamı ve dini bildiğimiz, bu konularda bilgimiz olduğu halde günah işlemekten uzak duramıyoruz, gaflete düşüyoruz ve ma’siyetlere dalıyoruz. Ne yapmamız lazım, günahlardan uzak durabilmemiz için ne yapmalıyız.’ diyorlar.
 
Bu gibi kardeşlerimiz günah işleyeceği, Allah’ı ve yolunu unuttuğu, isyanlara daldığı zaman şunları aklına getirebilirse faydalı olur inşallah:
 
İMTİHAN DÜNYASI
Yaşadığım süre zarfında imtihandayım. İşlediğim veya işleyeceğim günahlar bu imtihanı kaybetmeme sebep olacak. Allah’ın rızasını kazanamayacağım. Bunca sahabe ve Allah’ın veli kulları ibadetin ve şükrün zirvesinde oldukları halde imtihanı kaybetme korkusundaydılar. Ben nasıl olurda bu günahı işlerim.
 
ÖLÜM, CEHENNEM VE KORKULAR
Ölümün genci ve yaşlısı yok, her an ölebilirim. Ya bu günahı işlerken, Allah’a asi olurken ölürsem! Halim nice olur!
Kabir var; günahkârlara cehennem çukuru olan ve kemikleri kırıcı bir sıkıştırması olan.
Mahşer var; güneşin beyinleri kaynattığı elli bin yıl sürecek olan.
Sırat var; günahkârların geçemeyerek cehenneme düştüğü.
Cehennem var; ateşin 70 kat şiddetli olduğu, her günaha ayrı bir azabın hazırlandığı.
İşlediğim ya da işleyeceğim günahlar beni bu sıkıntılara düçar edecek. Ben bu sıkıntılara, cehennemin ateşine dayanamam.
 
CENNET VE MÜJDELER
Eğer nefsin ve şeytanın bana emrettiği bu günahı işlemez isem veya işlediğim günahlara tövbe eder ve yapmamaya söz verirsem
Kabir var; sorgu meleklerinin sevdiğim kişi şeklinde gelen ve cennet bahçesi olan
Mahşer var; Resulullah’ın sancağı altında gölgelenilen ve müminlere korku olmayan.
Sırat var; Bir şimşek gibi geçilen
Cennet var; nihayeti olmayan nimetlerin hazırlandığı, sevgililerin kavuştuğu ve zorlukların son bulduğu.
 
DÜNYA MÜSLÜMANLARININ SIKINTILARI
Ben burada keyfü sefa içerisinde nefisimin heva ve heveslerinin peşinde koşarken, Müslüman kardeşlerimiz Pakistan’da sel felaketi ile, Gazze’de İsrail belası ile, Irak ve Afganistan’da Amerika işgalcileri ile uğraşıyor ve onların kendilerini düşünecek hali yok. Ya ben de o topraklarda yaratılmış, aynı sıkıntılar ile boğuşuyor olsaydım!
Afrika’nın birçok ülkesinde Müslüman kardeşlerimiz ve insanlık açlık ile boğuşuyor, sefalet ve hastalık kol geziyor, ben ise Allah’ın bana verdiği sağlık, sıhhat, afiyet, bolluk, genişlik, hürriyet ve serbestliği O’na isyan ederek kullanıyorum.
Eğer bu günahı işler veya işlemeye devam edersem benim azabım kat kat olur, ihsan edilen nimetlerin hesabını veremem.
 
MÜSLÜMAN OLMAYANLAR
Allah, bana Müslüman olmayı hiçbir çabam ve gayretim olmadan nasib etmiş. Dünyada bu nimete sahip olmayan ve olamadan ölen, ebedi cehennemi hak eden milyarlarca insan var. Ben ise bana verilen bu nimete nankörlük ederek Allah’a asi oluyorum. O’nu razı etmek için çalışacağıma, azabı ve gazabının peşinde koşuyorum.
 
ŞEYTANI MEMNUN MU EDİYORSUN?
Bu günahı muhakkak ki bana nefsim ve şeytan telkin ediyor. Şeytan benim bu günahı işlememden mutlu oluyor ve başarısını kutluyor. Bir kişiye daha günah işlettim, Allah’a asi oldu diyerek, Allah’a karşı övünüyor. Çünkü o ‘senin kullarını yoldan çıkaracağım’ demişti ancak ‘İhlâslı kulların hariç’ diye de eklemişti. Ben eğer bu günahı işlemez isem şeytanın huzuru kaçacak, mutsuz olacak ve şeytanın kandıramadığı, Allah’ın ihlâslı kulları arasına gireceğim.
 
ALLAH GÖRÜYOR VE GÖSTERECEK
İşleyeceğim bu günahı ve şu rezil halimi Allah görüyor. Ya bu halim mahşer meydanında Resulullah’ın ve evliya-ı kiramın huzurunda aşikâr olursa, meydana çıkarsa benim halim ne olur! Ahiretteki bin türlü rezillik, bu günahı yapmaya değer mi?
 
İSTEMEYE YÜZÜM OLMAZ
Eğer ben bu günahı işlersem, bir sıkıntım olduğunda nasıl Allah’a dua ederim! Bolluk zamanında günah işlerken, sıkıntıya düşünce Rabbimden istemeye nasıl yüzüm olur? Ama eğer bu günahı işlemez isem veya işlediğim günahlara tövbe edersem Rabbime el açmaya, istemeye yüzüm olur.
 
BU DİN KOLAY GELMEDİ
Peygamber Efendimiz, İslamın gönderilmesinden vefatına kadar bu dini yüceltmek, muhafaza etmek ve gelecek nesillere ulaştırmak için Peygamber olduğu halde çok zahmetler çekti. Dişi kırıldı, taşlandığı için kanlar içinde kaldı. Savaşlar yapıldı, kanlar akıtıldı. Bu yolda binlerce şehit verildi. Tek amaç, İslamı bizlere ulaştırmaktı. Peygamberimizin, sahabelerin, tabiinin, âlimlerin ve evliyaların gayretleri, çabaları olmasa biz belki de İslamı tanımayan bir ecnebi olacaktık. Eğer bu günahı işlersem veya işlemeye devam edersem bu nimete nankörlük etmiş olurum, hesabını veremeyeceğim bir yükün altına girerim.
 
Günah işlerken veya işlemeye karar verirken bu gibi bazı meseleleri aklımıza getirebilirsek Allah’ın izniyle belki o günahtan vazgeçeriz
 
Unutmamalıyız ki işlediğimiz her günah kalbimizde bir leke olacaktır. Ve o leke karaltılarının çoğalması bizleri ibadetin lezzetini almaktan mahrum edecektir.
Allah’ın, dünyada, bir müslümana vereceği en büyük ceza ise ibadetlerden lezzet ve feyiz alamamaktır. Feyiz olmayınca isteksizlik hâsıl olacak, neticede ibadetlerde terk edilmeye başlanacaktır.
 
Böyle durumlarda çok çok tövbe etmemiz ve Allah’ı kalpten zikretmemiz, bol bol kelime-i tevhid okumamız gerekir.
 
Nihayetinde herkesin caydırıcı polisi kalbindedir, o polis de Allah korkusudur. Allah’dan korkarak işlenecek günahtan vazgeçmek çok faziletlidir.
 
“Ancak tövbe edenler, durumlarını düzeltenler, Allah’ın kitabına sarılanlar ve dinlerini Allah’a has kılanlar müstesnadır. Bunlar mü’minlerle beraberdirler. Allah mü’minlere büyük bir mükafat verecektir.”(Nisa 146)
 
“Ey iman edenler! Allah’a içtenlikle tövbe edin. Belki Rabbiniz sizin kötülüklerinizi örter ve peygamberi ve onunla birlikte iman edenleri utandırmayacağı günde Allah sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere sokar. Onların nurları önlerinden ve sağlarından aydınlatır, gider. “Ey Rabbimiz! nûrumuzu bizim için tamamla, bizi bağışla; çünkü senin her şeye hakkıyla gücün yeter” derler.”(Tahrim 8)
 
“Kıyamet günü onun azabı kat kat artırılır ve horlanmış olarak orada ebedi kalır. Ancak tövbe edip de inanan ve salih amel işleyenler başka. Allah işte onların kötülüklerini iyiliklere çevirir. Allah çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.”(Furkan 69-70 )
 
Ebû Hüreyre radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken işittiğini söylemiştir:
“Vallahi ben günde yetmiş defadan fazla Allah’dan beni bağışlamasını diler, tövbe ederim. ” (Buhârî, Daavât 3. Ayrıca bk. Tirmizî, Tefsîru sûre (47 ) İbni Mâce, Edeb 57 )
 
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in hizmetkârı olan Ebû Hamza Enes İbni Mâlik el-Ensârî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Kulunun tövbe etmesinden dolayı Allah Teâlâ’nın duyduğu memnuniyet, sizden birinin ıssız çölde kaybettiği devesini bulduğu zamanki sevincinden çok daha fazladır.” (Buhârî, Daavât 4; Müslim, Tevbe 1, 7,8)
 
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:
“Bir kimse istiğfârı dilinden düşürmezse, Allah Teâlâ ona her darlıktan bir çıkış, her üzüntüden bir kurtuluş yolu gösterir ve ona beklemediği yerden rızık verir. “(Ebû Dâvûd, Vitir 26. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 57 )
 
www.ihvanlar.net

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir