Skip to content
İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İSLAMİ

ihsan-senocak

Bir İbadetin Sevabını Başkasına Bağışlamak Caiz mi?

Admin
Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi? rusvet-nedir

Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi?

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri nikah

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri

KUR’AN

maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle

Admin
Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle

Primary Menu
  • YAZI ARŞİVİ
  • YENİ SOHBETLERİ REKLAMSIZ İZLE
  • SİTE İÇİ ARAMA
  • İLETİŞİM

Her bid’at dalalet midir? – Ebubekir Sifil Hocefendi

Bid'at kaç kısımda ele alınır?
Admin

Paylaş:

  • WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram
  • Reddit'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Reddit
  • Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
  • Arkadaşınıza e-posta ile bağlantı gönderin (Yeni pencerede açılır) E-posta
  • Yazdır (Yeni pencerede açılır) Yazdır

Bildiğiniz gibi itikadda bid’at kabul edilemez. Ancak diğer hususlarda sonradan çıkan şeyler vardır. Mesela minare sonradan çıkmıştır. Aslında Peygamberimizin, Hazreti Bilal’i ezan okuması için yukarıya yönlendirmesinden kaynak alınarak icat edilmiştir ancak sonradan çıkmıştır. Peki, aşağıdaki hadisin kapsamına mı girmektedir? 

“(…) “Küllu bid’atin dalaleh ve küllu dalaletin finnar” hadisi şerifi var malum. Peki burada “küllü” (hepsi) kelimesi var iken bidatın hasenesi veya seyyiesi olur mu?”

Cevap

Soruda Arapça okunuşu verilen “Her bid’at dalalettir ve her dalalet (sahibi) ateştedir” rivayetinin sahih bir hadisin bir bölümü olduğunu belirterek başlayalım. Muhtelif Hadis kaynaklarında Efendimiz (s.a.v)’in, bu sözü farklı bağlamlarda söylediği nakledilmektedir. Hepsinin ortak noktası, İslam’da sonradan ortaya konan (muhdes) söz, iş ve uygulamaların bid’at ve her bid’atın dalalet olduğudur. Buradan, Efendimiz (s.a.v)’in bu cümleyi farklı ortamlarda ve farklı siyak-sibak içinde ifade buyurduğu sonucunu çıkarabiliriz. (Rivayetin farklı varyantları için bkz. Müslim, “Cumu’a”, 43; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 6; en-Nesâî, “Iydeyn”, 21; İbn Mâce, “İmân”, 6-7; Ahmed b. Hanbel, III, 310, IV, 126; ed-Dârimî, “Mukaddime”, 16…)

Konuyla ilgili rivayetlerin tamamını bir arada değerlendirmeye almazsak, ulemanın “bid’at-ı hasene–bid’atı seyyie” ayrımının bu hadise açıkça aykırı olduğunu söylemek kaçınılmaz olur. O halde ulemanın bu ayrımını neye dayanarak yaptığını ortaya koymak durumundayız.

Konuyla ilgili rivayetlerden birinde Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğu nakledilmiştir: “Bizim şu işimizde (din konusunda) ondan olmayan bir şey ihdas eden kimsenin bu ameli merduttur.” (el-Buhârî, “Sulh”, 5; Müslim, “Akdıye”, 17; Ebû Dâvûd, “Sünnet”, 5-6; Ahmed b. Hanbel, VI, 240, 70…)

Bu rivayeti hesaba katarak düşündüğümüzde, “dalalet” olarak tavsif edilen bid’atın, dinde bir asla dayanmayan, Şer’î kavaid ile çatışma halinde olan iş, söz, davranış ve uygulamaları anlattığı sonucuna ulaşırız. Zira rivayette, merdut olma özelliği, dinde bir asla dayanmama şartına bağlanmıştır.

Öte yandan yine Efendimiz (s.a.v)’in şöyle buyurduğu sabittir: “Kim iyi bir sünnet ihdas ederse (güzel bir çığır açarsa) onun sevabı ve onunla amel edenlerin sevabının misli –kendilerininkinden bir şey eksilmeksizin– ona verilir. Kim de kötü bir sünnet ihdas ederse (kötü bir çığır açarsa) onun günahı ve onunla amel edenlerin günahının misli –onlarınkinde bir azalma olmaksızın– kendisine yüklenir.”(Müslim, “Zekât”, 69, “İlm”, 15; et-Tirmizî, “İlm”, 16; İbn Mâce, “İmân”, 14; Ahmed b. Hanbel, II, 504, IV, 360-1…)

Bu rivayet de, dinde sonradan ortaya konan her uygulama ve işin, sahibini ateşe götürücü bid’at olmadığını, bu özellikte olanların Kur’an, Sünnet ve Şer’î kavaid ile çelişen “kötü” çığırlar olduğunu ortaya koyan temel referanslardan birisidir.

Kitap ve Sünnet’e uygun olarak ortaya konan bid’atların “bid’at-ı hasene”, bunlara aykırı olanların ise “bid’at-ı seyyie” olduğunu söyleyenlerin başında İmam eş-Şâfi’î gelmektedir. (Bkz. Ebû Nu’aym, Hilyetu’l-Evliyâ, IX, 113) Ondan sonra da bu ayrım benimsenip paylaşılagelmiştir.

Bu ayrımı reddetmenin pratik bir anlamı olmadığı gibi, böyle bir tavır, yukarıda naklettiğim türden rivayetlerle de muaraza teşkil eder. Selef döneminden itibaren güzel, faydalı, Din’de bir asla dayanan ve Kur’an ve Sünnet ile çelişki/çatışma arz etmeyen uygulamaların benimsenegeldiği, diğerlerinin de reddedildiği bir vakıadır.

Ebubekir SİFİL Hoca

Post navigation

Previous: Çocuğa güzel isim vermenin önemi
Next: Madde Alemi Ve Ruh – Ali Ramazan Dinç Efendi 25.06.2020

Benzer Yazılar

Bir İbadetin Sevabını Başkasına Bağışlamak Caiz mi?

Admin

Kıbrıs Savaşında Allah dostlarının kerametini komutan anlatıyor

Admin

Mustafa Kemal Adana’ya gitmiş ve yaşanan komedi

Admin
  • YENİ SOHBETLERİ İZLE
  • ✔ Ehli Sünnet Bölümü
  • 🌹 Delilleri ile Tasavvuf
  • ❓ Deşifre ve Reddiyeler
  • Ehli Sünnet Fetvalar
  • DUALAR
  • İslami Konular
  • İslami Kavramlar
  • Videolar
  • Resimler
  • Osmanlı ve Tarih
  • KAYNAKLARIYLA KONULU HADİSLER
  • Menkıbeler
  • Önemli Tespitler
  • Pratik Arapça
  • Sağlık ve Sünnet
  • Şifalı Bitkiler
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Videolu Arapça Medrese Dersleri

YENİ EKLENENLER

  • Kadir Gecesi Tebrik Mesajları Resimli
  • Allah için sevmek hakkında Hadisler
  • Resimli Ramazan Bayramı Mesajı – Vefa
  • Resimli Bayram Mesajı – Dua Mesajı
  • Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle
@2026 ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yaparken kaynak belirtmek zorunludur. |