Skip to content
İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İhvanlar.net – Ehli Sünnet

İSLAMİ

ihsan-senocak

Bir İbadetin Sevabını Başkasına Bağışlamak Caiz mi?

Admin
Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi? rusvet-nedir

Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi?

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri nikah

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri

KUR’AN

maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle

Admin
Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle maher-muaykıli

Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle

Primary Menu
  • YAZI ARŞİVİ
  • YENİ SOHBETLERİ REKLAMSIZ İZLE
  • SİTE İÇİ ARAMA
  • İLETİŞİM

Sıkıntı çekmeden Cennete gireceğinizi mi zannettiniz?

Admin

Paylaş:

  • WhatsApp'ta paylaş (Yeni pencerede açılır) WhatsApp
  • X'te paylaş (Yeni pencerede açılır) X
  • Facebook üzerinde paylaş (Yeni pencerede açılır) Facebook
  • Telegram'da paylaş (Yeni pencerede açılır) Telegram
  • Reddit'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Reddit
  • Pinterest'te paylaş (Yeni pencerede açılır) Pinterest
  • Arkadaşınıza e-posta ile bağlantı gönderin (Yeni pencerede açılır) E-posta
  • Yazdır (Yeni pencerede açılır) Yazdır

أَمْ حَسِبْتُمْ أَن تَدْخُلُواْ الْجَنَّةَ وَلَمَّا يَأْتِكُم مَّثَلُ الَّذِينَ خَلَوْاْ مِن قَبْلِكُم مَّسَّتْهُمُ الْبَأْسَاء وَالضَّرَّاء وَزُلْزِلُواْ حَتَّى يَقُولَ الرَّسُولُ وَالَّذِينَ آمَنُواْ مَعَهُ مَتَى نَصْرُ اللّهِ أَلا إِنَّ نَصْرَ اللّهِ قَرِيبٌ

“(Ey müminler! ) Yoksa siz, sizden önce gelip geçenlerin başına gelenler size de gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız? Yoksulluk ve sıkıntı onlara öylesine dokunmuş ve öyle sarsılmışlardı ki, nihayet Peygamber ve beraberindeki müminler: Allah’ın yardımı ne zaman! dediler. Bilesiniz ki Allah’ın yardımı yakındır.”

   Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyuruyorlar ki: “Sizden önceki ümmetler içinde öyle (mazlum) kişi bulunmuştur ki, müşrikler tarafından onun için yerde bir çukur kazılır, o kişi bu çukura (başı meydanda kalarak) gömülürdü. Sonra büyük bir testere getirilir, başı üstüne konulur, ikiye bölünürdü de (bu işkence) o mümini dininden döndüremezdi. (Bir başkasının da) demir taraklarla etinin altındaki kemiği ve siniri taranırdı da bu (işkence) o mimini dininden çeviremezdi….”(Buhari, Ebu Davut, Ahmed b. Hanbel)

   Ayeti kerimede ve hadis-i şerifte de vurgulandığı üzere mümin olmak bela ve musibetten sıyrılmayı değil bilakis imtihan olunmayı gerektiriyor. Çünkü mümin olmak cennet talep etmek anlamına geliyor. Peki, biz cenneti hak ediyor muyuz?

   Tarih kitaplarını araştırdığımızda her dönemde müminlerin işkenceye maruz kaldığını görüyoruz. Bunların en hafifi idam edilmek idi. İşkencelerden bazıları şunlardır:

–Ateşte yakmak en meşhur yöntemlerden biridir. Nitekim İbrahim Aleyhisselam da ateşe atılmıştır.

-Hadis-i şerifte de bildirildiği üzere demirler ile etin ve kemiklerin taranması..

Testere ile ortadan ikiye kesmek…

-Elleri ve kolları bağlayarak ters yöne hareket ettirmek suretiyle öldürmek. Nitekim Ebu Cehiller de aynısını İslamın ilk şehitleri Sümeyye ve Yasir (Radıyallahuanhuma) efendilerimize uygulamışlardı.

– Çivili sandık. İçine yarleştirilen kişinin üzerine kapatılır ve acı içerisinde ölmesi sağlanırdı.

Bunlardan başka içi kızdırılmış yağ dolu kazanlara atmalar, ağzından yılan ve benzeri şeyler sokmalar, çocuklarını keserek yedirmeler vs..

   Sahabe Efendilerimiz de çok işkence gördüler. Mesela Hazreti Ömer’in, eti çürümüş sırtını gördüğü zaman: “Ben hayatım boyunca böyle bir sırt görmedim” dediği Habbab Bin Eret Radıyallahu anh. Kadın sahibi bu büyük sahabenin başını demirler ile dağlardı. Üzerine demir zırh giydirilir, çölün kızgın kumlarına yatırılır ve saatlerce bekletilirdi. Kendisinin beyanına göre ateş korlarının üzerinde sürüklenir ve hatta sırtından çıkan kan ve sulardan ateş sönerdi.

   Şimdi kendi kendimize soralım: BİZ BUNLARDAN HANGİSİNİ YAŞADIK!

   Geçmiş ümmetler, sahabe efendilerimiz ve Resulüllah bile nice sıkıntılar çekmiş iken bizim sıcak evimizde, işten eve, evden işe giderek, elimize İslam için kıymık bile batmamışken cenneti talep etmemiz, Allah’ın rızasını talep etmemiz ne ifade ediyor?
    Hele hele bu rahatlıkla bir de tavizler veriyorsak, namazımız terk ediyorsak, yükümlülüklerimizden vazgeçiyorsak vay halimize…

   Demek ki, bu yolda çektiğimiz sıkıntı ne olursa olsun sahabe-i kiramın ve geçmiş ümmetlerin imtihanı yanında çok hafif kalıyor. Allah göstermesin ancak düşman eline düşen Müslüman kardeşlerimiz bu gibi imtihana tabi oluyorlar. İsrail hapishaneleri ve Abd’nin işgal ettiği Irak hapishanelerinde olduğu gibi.

   Peki, biz bu rahatlık ve serbestlik içerisinde neden İslam için çalışmıyoruz? Neden dinimizi yaşayıp yaşatmaya gayet ermiyoruz? Önceki ümmetler bu belalar içinde dinlerini yaymak için uğraşmışlar da biz Ümmet-i Muhammed olarak onlardan aşağı derecede miyiz?

   Şu anlaşılıyor ki rahatlık ve genişlik tavizi de beraberinde getiriyor, feyiz ve rahmeti alıp götürüyor.

   Önceden İslam adına cihat edenler belirli bir genişlik ve imkanı aşınca birde bakmışsınız hıristiyan ve yahudiler ile kol kola geziyor.
   Halis hizmetler menfaate dönüşüyor.
   Kafirler ve ehli sünnet düşmanları ile uğraşmak yerine Müslümanlar birbirleri ile uğraşıyor.
   Fakir iken çok samimi bir Mümin olanlar parayı bulunca birden değişebiliyor.

   Eski ümmetler ve sahabeler bizim aklımıza geldiğinde bile ürperdiğimiz işkenceler karşısında dinlerinden, imanlarından ve yaşantılarından taviz vermediler. Bizlere illa bir bela mı gelmesi lazım! Bizi kendimize getirmesi için ilahi bir tokat mı bekliyoruz? Nedir bu tavizler ve gevşeklik?

   Bir kötülük gördüğümüz zaman dilimizle ikaz etmemiz, elimizle düzeltmemiz veya hiçbiri mümkün değilse kalbimizi le buğz etmemiz gerekirken bırakın eli dili, umursamaz olduk.

   Evdeki kızımıza, karşıdaki komşumuza kan bağı olan akrabamıza sahip çıkamaz hale geldik. Çünkü umursamıyoruz artık. Nedendir bilinmez iki kelime anlatmaya çekinir olduk. “Sen işine bak hoca” denilmesinden korkar hale geldik de emri bil marufu terk ettik.

   Bir müslüman elinden ve dilinden hiçbir şey gelmiyorsa bile kalbinden, gönlünden dualar ederek, yalvararak-yakararak bu kötü gidişatın bir son bulması için çırpınır.

   Bu gidiş hiç hayra alamet değil ve Allah göstermesin eğer biz kendimizi toparlamaz isek Allah’u Teala büyük afetler ile bizi silkeleyecek…

www.ihvanlar.net

Post navigation

Previous: Yapılan reddiyeye iftira demek en büyük iftiradır
Next: Peygamberimizin ilk cuma hutbesi

Benzer Yazılar

Bir İbadetin Sevabını Başkasına Bağışlamak Caiz mi?

Admin

Hediye rüşvet midir, Memura hediye verilir mi?

Admin

Boşanmak kaç talakla olur – Boşanma hükümleri

Admin
  • YENİ SOHBETLERİ İZLE
  • ✔ Ehli Sünnet Bölümü
  • 🌹 Delilleri ile Tasavvuf
  • ❓ Deşifre ve Reddiyeler
  • Ehli Sünnet Fetvalar
  • DUALAR
  • İslami Konular
  • İslami Kavramlar
  • Videolar
  • Resimler
  • Osmanlı ve Tarih
  • KAYNAKLARIYLA KONULU HADİSLER
  • Menkıbeler
  • Önemli Tespitler
  • Pratik Arapça
  • Sağlık ve Sünnet
  • Şifalı Bitkiler
  • İslami Rüya Tabirleri
  • Videolu Arapça Medrese Dersleri

YENİ EKLENENLER

  • Kadir Gecesi Tebrik Mesajları Resimli
  • Allah için sevmek hakkında Hadisler
  • Resimli Ramazan Bayramı Mesajı – Vefa
  • Resimli Bayram Mesajı – Dua Mesajı
  • Mahir Muaykıli Hac Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Müminun Suresi Dinle
  • Mahir Muaykıli Nur Suresi Dinle
@2026 ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yaparken kaynak belirtmek zorunludur. |