3 Yorum

Yorum Yap
  1. Allah razı olsun muhterem hocam

  2. İmamı Rabbani hazretleri içtihad, ilâm, ilham hakkında: Bu şeriatın bazı hükümleri nassın ibaresi, nassın işareti, nassın delaleti, nassın iktizası bilinmektedir. Bu hükümlerden bir başka kısım ise içtihad ve istinbat yolu ile anlaşılan kabildendir. Bu anlayış dahi müçtehid imamlara mahsustur. Cumhur ulemanın kavli üzere müçtehid olarak Rasulullah Efendimiz baştadır. Ashabı kiram dahi müçtehiddir. Diğer müçtehidleri sayabiliriz. Rasulullah Efendimiz devrinde içtihadda kalan hükümlerde yanlış doğru arasında tereddüt yoktu. Çünkü o devir vahiy zamanıydı. Vahiy ile yanlış doğrudan ayrılırdı. Vahiy zamanından sonra müçtehidlerin istinbat yolu ile çıkardıkları hükümler öyle değildir, hata sevap durumu vardır.
    Vahiy zamanında karar altına alınan içtihada dayalı hükümler yakini icap ettirir ve amele, itikada faydalıdır. Vahiy zamanından sonra içtihada dayalı hükümler zannı mucib olup yalnız amele faydalıdır, itikad için değil.
    Kur’an hükümlerinden bir üçüncü kısım daha var ki, insan takati onu anlamaktan acizdir. Bu hükümlerde onları inzal eden zattan gelecek bir ilâm olmayınca, o hükümleri anlamak tasavvur edilemez. Bu ilâm dahi Rasulullah aleyhissalatü vesselleme mahsustur. Bu hükümler Kur’an’dan alınmış olsa da, onları açıklayan Rasulullah Efendimiz olduğundan, zaruri olarak sünnete nispet edilmiştir. Tıpkı içtihada dayalı hükümlerin kıyasa nispet edildiği gibi. Çünkü kıyas o hükümlerin açıklayanıdır. Bu anlatılanlardan çıkan, vahiy zamanı sonrası içtihada dayalı hükümlerde hata yeri vardır. Rasulullah Efendimize Allahu Teala’nın ilâmı ile sünnet ve kıyas teyid edilmiş olduğundan hata mecali yoktur.
    Velayeti hassa erbabı müçtehidlere uymakta avam müminlerle aynı durumdadır.
    Zahir uleması dünya işlerindeki gaybe dair haberleri peygamberlere mahsus kılarlar. Bu haberlere onlardan başkasını ortak etmezler. Halbuki bu mana verasete aykırıdır. Dinle alakalı olan ilimleri ve maarifetleri nefyetmektedir.
    Evet edille-i şeriyye dört delile bağlıdır, onlarda ilhamın yeri yoktur. Fakat şer’i hükümlerin ötesinde çokca dini işler vardır. O mana dahi ilham olup beşinci asıldır. Hatta şöyle demek mümkündür. Üçüncü asıl olup Kur’an ve sünnetten sonra bu asıl vardır. Kıyamete kadar bu asıl kalacaktır.
    Burada şöyle soru sorulabilir: Din, Kur’an ve hadisle kâmil olduğuna göre, ilhama ne gerek var? Şu cevabı veririm: İlham dinin gizli kalan kemalatını açığa çıkarmaktır. Dinde fazladan kemalat çıkarmamaktır. Hükümleri açığa çıkarmaktır. İlham öyle sırları ve incelikleri açığa çıkarır ki, pek çok kimseler onları idrak edemezler. İçtihad ile ilham arasında açık fark olsada durum budur.
    İçtihad bir görüşe dayanmaktadır. İlham ise o görüşü yaratan yüce sultana.
    Bu manadan ilhamda asaletten bir kısım vardır, bu asalet kısmı içtihadda yoktur. İlham sünnetin kaynağı olan peygamberin ilâmına benzemektedir. Her ne kadar ilham zanna dayalı, ilâm yeterli olsada durum budur.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.