Orucun en temel hikmeti nedir? Soner Duman Hocaefendi

Acaba orucun en temel hikmeti nedir?

Âlimlerimiz orucun hikmetlerini, maslahatlarını ifade etmek için çok güzel açıklamalar yapmışlar. Ben bunların en önemlisine temas edeceğim. Orucun farz kılındığını belirten âyet şöyle diyordu:

“Ey iman edenler! Oruç sizden öncekilere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Ola ki [Allah’a karşı gelmekten] sakınırsınız.” (Bakara, 183)

Evet… Orucun farz kılınmasının en büyük hikmeti, bizi takvaya ulaştıran bir vasıta olmasıdır. Takva ise “Allah’ın emirlerini yerine getirmek ve yasaklarından kaçınmak suretiyle kişinin kendini korumaya alması, Allah ile arasını bozmaktan sakınması” anlamına geliyor.

Soru şu: Oruç bizi nasıl takvaya ulaştıracak?

Oruç anında yasaklanan şeylere bakalım: Yeme-içmek, ilişkide bulunmak. Bunların temel özelliği insanın kendisinin ve soyunun hayatının devam etmesi için zorunlu olan şeyler. Yeme-içme olmazsa insan yaşayamaz. Meşru ölçüde karı-koca ilişkisi olmazsa insanın soyu devam edemez. İşte oruç zamanında en zaruri olan şeyleri kişi bir ay boyunca tan yerinin ağarmasından güneşin batışına kadar olan sürede, yani günün en cafcaflı zamanında terk etmekle sınanıyor.

Oruç gün içine yayılan bir ibadet ve dışarıdan bakıldığında tespit edilmesi mümkün olmayan bir ibadet. Evdesiniz, tek başınızasınız. Diliniz damağınıza yapıştı, karnınız açlıktan büzüldü ama daha iftara 10 saat var. Siz biliyorsunuz ki Allah (c.c.) sizi her an görüp gözetmekte. Hiç kimsenin olmadığı anda da o sizin yanınızda. Buzdolabındaki buz gibi suya eliniz uzanamıyor, yemeğe eliniz uzanamıyor. Oruç sizde öyle bir bilinç hali oluşturuyor ki “bu bana yasak” diyorsunuz ve Allah’ın emir ve yasaklarına karşı gelmekten uzak duruyor, kendinizi frenliyorsunuz. İşte takva tam da budur.

Bir ay boyunca zorunlu olan ihtiyaçlarını terk etmeye alışan insana oruç şunu diyor: Ey insan, Sen, Rabbin istedi diye yeme-içmeyi, meşru ilişkiyi terk edebiliyorsun. Öyle ise haram olanı haydi haydi terk edebilirsin. Yemeği ve suyu terk edebiliyorsan haram yiyecekleri, içkiyi de terk edebilirsin. Helal ilişkiyi terk edebiliyorsan zinayi haydi haydi terk edebilirsin.

Böylece “zorunlu / helali terk etme bilinci” gelişmiş insan “zorunlu olmayan / haram olan şeyleri terk etme” konusunda bir eğitim almış oluyor.

Bir ay boyunca helali terk etmeye alışmış insanın, bu bir aylık eğitime rağmen Ramazanda veya sonrasında haram olana gitmesi orucun mantığının / hikmetinin / felsefesinin hiç kavranmamış olduğunu gösteriyor.

İşte tam da bu gibiler için Allah Resûlü şöyle buyuruyor:

“Nice oruç tutanlar vardır ki onların oruçtan yegâne payı aç ve susuz kalmaktır. Nice kıyama duranlar [namaz kılanlar] vardır ki onların bu kıyamdan payı yorgun /uykusuz düşmektir.” (Müsned, İbn Mâce)

Rabbimiz orucun hikmetini kavrayıp bu hikmete uygun bir şekilde oruç tutmayı, Ramazan sonrasında da tüm haramlara karşı ebediyyen oruç tutmayı cümlemize nasip eylesin.

(Soner Duman/29.Şaban.1439/15.Mayıs.2018/Salı)

DEŞİFRE VE REDDİYELER

2 Yorum

  1. İmamı Rabbani hazretleri Ramazanın fazileti hakkında: Ramazan büyük bir aydır, bu ayda nafile olarak yapılan namaz, zikir, sadaka ve benzeri ibadetler diğer aylarda eda edilen farz ibadetlerin sevabı ile eşittir. Ramazanda farz ibadeti eda eden diğer aylarda yetmiş farz ibadeti sevabı alır.
    Bir kimse ramazanda bir oruçluya iftar ettirirse, günahlarına kefaret olacağı gibi boynunuda ateş azabından kurtarmış olur.
    Bir kimse kölesinin (veya hizmetinde bulunan kişinin) hizmetini hafifletse Allahu Teala kendisini bağışlar ve cehennem azabından azad eder. Rasulullah Efendimiz ramazan ayına girdiği zaman bütün esirleri serbest bırakırdı, dilenciye ihsanlar verirdi.
    Bir kimse hayırlı amellerde başarılı olursa bütün sene başarılı olur. Ramazan dağınıklık ve perişanlık içinde geçerse bütün sene dağınıklık ve perişanlık sürer. Bunun için bu ayda mümkün olduğu kadar gönül birliği elde etmeye bakmalıdır. Ramazanı ganimet bilmelidir.
    Subhan Allah bu gecelerde cehennem azabına hak kazanan binlerce kişiyi azad eder. Bu ayda cehennem kapıları kapanır cennet kapıları açılır, şeytanlar zincire vurulur, rahmet kapıları da açılır.
    İftarda acele etmek sahuru sona bırakmak sünettir. Bunun üzerinde Rasulullah aleyhissalatü vessellem Efendimiz önemle dururdu. Bu şu manayı çıkarır, kulluk makamına uygun bir şekilde ihtiyacını arzetmek.
    Hurma ile iftar etmek sünnettir.
    Rasulullah Efendimiz iftarda şu duayı okurdu: Susuzluk gitti damarlar ıslandı, inşaallah ecir sabit oldu.
    Bu ayda teravih namazı kılmak ve Kur’an-ı Kerim okumak sünneti müekkededir.
    Allahu Teala hepimizi muvaffak eylesin Habibi hürmetine.

  2. DÖRDÜNCÜ NÜKTE:
    Ramazan-ı Şerifteki oruç, nefsin terbiyesine baktığı cihetindeki çok hikmetlerinden bir hikmeti şudur ki: Nefis, kendini hür ve serbest ister ve öyle telakki eder.
    Hattâ mevhum bir rububiyet ve keyfemayeşa hareketi, fıtrî olarak arzu eder.
    Hadsiz nimetlerle terbiye olunduğunu düşünmek istemiyor.
    Hususan dünyada servet ve iktidarı da varsa, gaflet dahi yardım etmiş ise; bütün bütün gasıbane, hırsızcasına nimet-i İlahiyeyi hayvan gibi yutar.
    İşte Ramazan-ı Şerifte en zenginden en fakire kadar herkesin nefsi anlar ki: Kendisi mâlik değil, memluktür; hür değil, abddir.
    Emir olunmazsa en âdi ve en rahat şeyi de yapamaz, elini suya uzatamaz diye mevhum rububiyeti kırılır, ubudiyeti takınır, hakikî vazifesi olan şükre girer.

    (Ramazan Risalesi/4.Nükte)
    Bediüzzaman Said Nursi

Zaman aşımına uğramış

ihvanlar.net EHLİ SÜNNET MÜDAFAA HATTI © 2015 YASAL UYARI: Sitemizde bulunan www.ihvanlar.net imzalı yazılardan alıntı yapılması halinde sitemiz kaynak belirtilmelidir.