MAKAM-I İBRAHİM’DE BULUŞURUZ

   Yemen’de yetişen evliyânın büyüklerinden Alevî bin Ali bin Akîl bin Ahmed bin Ebî Bekr bin Abdürrahmân es-Sekkaf (K.S). Seyyid Alevî olarak tanındı. 1551 (H.958) senesinde Yemen’de bulunan Terîm beldesinde doğdu. Orada yetişti. 1638 (H.1048) senesi Muharrem
ayının yirmi beşinde, Çarşamba günü öğleden evvel, Mekke-i mükerremede vefât etti. Cennet-ül-Muallâ Kabristanında medfûndur.

O HALDE GİDİP DÖNÜN
   Hac mevsiminde bir kâfile, Seyyid Alevî hazretlerinin huzurlarına gelip, hacca gitmek üzere kendilerinden izin istediler. Seyyid hazretleri; “Haccınızı gelecek seneye tehir edin.” buyurdular. Lâkin gelenlerin reisi kabul etmedi ve;
   “Mutlakâ bu sene Hicaz’a gitmemiz lâzım.” cevâbını verdi. Seyyid hazretleri de;
   “Mâdem bu sene gitmek arzusundasınız, o halde gidip dönünüz.” buyurdular. Bu topluluk, Seyyid hazretlerinin yanından ayrılarak, bir gemi ile yola çıktı. Rüzgâr esmediği için gemi zamânında gidemeyince haccı yapamadılar. Hac farizasını yerine getiremeden dönmüş oldular. Bunun, Seyyid Alevî hazretlerinin sözünü dinlememekten ileri geldiğini anladılar. Ertesi sene yine hacca gitmeye karar verip Seyyid hazretlerinin duâsını taleb ettiler. Seyyid hazretleri; “Bu sene gitmenizde bir beis yoktur, gidiniz. Hak teâlâ size selâmet nasîb etsin. Murâdınıza nâil olunuz.” buyurdu ve ellerindeki tesbihi birine verdi.
  “Mekke-i mükerremede Makâm-ı İbrâhim’de buluşuruz, orada bu tesbihi sizden alırım.” dedi. Hacılar Mekke-i mükerremeye vardıklarında, Seyyid Alevî hazretlerini orada gördüler. Buyurdukları gibi tesbihi eline verdiler. Milibar’a döndüklerinde Seyyid Alevî hazretlerini ellerindeki aynı tesbih ile buldular.

SEYYİDLERE HÜRMET
   Vecîhüddîn Abdürrahmân bin Atîk el-Hadramî isminde meşhûr bir kimse vardı. O kimse, seyyidlerden bâzılarına dil uzatır, eziyet ederdi. Nihâyet o seyyid zâtlar, daha fazla tahammül edemeyip Seyyid Alevî’ye gelerek, o kimsenin yaptıklarını haber verdiler ve yardım istediler. Seyyid
Alevî onlara buyurdu ki: “Artık onun şerrinden emin olursunuz. İnşâallah bundan sonra size hiç sataşmaz.” O gün akşam olduğunda, Vecîhüddîn evinde iken evi yıkıldı. Kendi canını zor kurtardı. Evi de yeni yaptırmıştı. Kendi kendine çok korktu. Bu hâlin seyyidlere olan eziyetleri sebebiyle meydana geldiğini anladı. Yaptıklarına çok pişmân oldu. Kendi kendine bundan sonra seyyidlerden hiçbir zâta karşı gelmeyeceğine ve sıkıntı vermeyeceğine dâir söz verdi.
PAYLAŞ