HAZRETİ OSMAN (RADIYALLAHU ANH)

CENNETLE MÜJDELENENLER-3
      Babası Affan, dedesi Ebu’l-As’dır. Annesi Erva binti Ku­rey­zî olup Müslüman olanlardandır. Lakabı ise Ebu Amr’dır. Hicretten 47 yıl önce milâdî 577 yılında dünyaya gelmiştir. Ebu Bekir (Radıyallahu Anh) in teşvikiyle Müslüman olmuştur. İman eden erkeklerin dördüncüsüdür (Zeyd, Ali, Ebu Bekir ve Osman). Beşinci atası Abdi Menaf’ta Rasûlü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile nesepleri birleşir. Kendisi Rasûlullah’ın üçüncü halifesi, damadı ve Ebu Bekir ile Ömer’den sonra ümmetin en üstün simasıdır.

   Rasûlü Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) in kızı Rukayye (Radıyallahu Anha) ile evlenmiş, ailesi ile önce Habeşistan’a, sonra da oradan Medine’ye hicret etmiştir. Bedir savaşı esnasında hanımı Rukayye (Radıyallahu Anha) hasta olduğu için Rasûlullah tarafından bu savaşa katılanlrın sevabı ve ganimet payı ile vaat olunarak Medine’de bırakılmış,[62] ordu savaştayken Rukayye (Radıyallahu Anha) vefat etmiş ve savaş dönüşünde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), diğer kızı Ümmü Külsüm (Radıyallahu Anha) ü Osman (Radıyallahu Anh) a nikahlamıştı. Bu yüzden kendisine Zu’nNûreyn (İki nûr sahibi) lakabı verilmiştir. Osman (Radıyallahu Anh) bu savaş hariç diğer savaşlara katılmıştır. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından birçok kere cennetliklerden olduğu üzere müjdelenmiştir.

   İlmi, ameli, cihadı, malının çokluğuyla beraber İslâm uğrunda büyük maddî fedakarlığı ve benzeri birçok meziyetleri ile üstün bir şahsiyete ve mevkiye sahip idi. Yaptığı en önemli işlerden birisi Kur’an’ı çoğaltarak İslâm ülkelerinin sayılı şehirlerine birer adet göndermesidir.

   Osman (Radıyallahu Anh) hayâsıyla nam yapmıştı: Ra­sûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün Aişe (Radı­yal­lahu Anha) validemizin hücresinde iki baldırını açmış uzanır olduğu hâlde yanına önce Ebu Bekir (Radıyallahu Anh), biraz sonra da Ömer (Radıyallahu Anh) gelmiş, onların ge­lişi sebebiyle hâlinde bir değişiklik yapmamıştı. Ancak Osman (Radıyallahu Anh) yanına girmek için izin istediğinde hemen doğrulup baldırını örtmüş ve onu karşılamıştı. Buna hayret eden Aişe (Radıyallahu Anha) misafirler çıktıktan sonra bunun sebebini sorunca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kendisinden meleklerin bile hayâ ettiği kimseden ben hayâ etmeyeyim mi?” diye cevap vermiştir.[63]

Osman (Radıyallahu Anh) servetinden İslâm uğruna cömertçe harcayan bahtiyar zenginlerdendir:

   1. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ve sahâbîleri Medine’ye hicret ettiklerinde burada Kuba civarındaki Rûme kuyusundan başka tatlı (içilecek) su bulunmuyordu ve insanlar o kuyunun suyundan ücretle su alabiliyorlardı. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kim Rûme kuyusunu satın alıp kazdırır ve vakfederse cennette o kuyudan daha hayırlısı onundur.” buyurmuş, bunun üzerine Osman (Radıyallahu Anh) bu kuyuyu satın alarak vakfetmiştir.[64]

   2. Tebuk Seferi, kıtlığın şiddetli olduğu bir seneye ve yazın en sıcak olduğu bir zamana tesadüf ettiğinden bu sefere ‘Sıkıntı Seferi’, bu sefer için hazırlanan orduya da ‘Sıkıntı Ordusu’ denilmiştir. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Sıkıntı Ordusu’nu kim donatır, teçhiz ederse onun için cen­net vardır.” buyurmuş, müteakiben Osman (Radıyallahu Anh) bu orduyu ticaret kervanı olan develerinden 950 deve ve 50 at ile teçhiz etmiş, ayrıca Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) nin yanına girerek 1000 dinar para vermiştir. Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) o paraları eliyle altüst eder olduğu hâlde: “Bugünden sonra Osman ne yaparsa yapsın, kendisine zarar vermez.” buyurmuştur.[65]

   3. Mescid-i Nebevî, insanlara dar gelmeye başlayınca Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kim, falan ailesinin arsasını cennetten daha hayırlısı karşılığında satın almak ve mescide katmak ister?” buyurmuş, müteakiben Osman (Radıyallahu Anh) o arsayı almış ve mescide dahil etmiştir.[66]

   Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir gün bir bostanın içinde, bir kuyunun başında Ebu Bekir ve Ömer (Radıyallahu Anhuma) ile beraber otururken yanlarına girmek için müsaade isteyen Osman (Radıyallahu Anh)  için: “Ona giriş için izin ver ve kendisine isabet edecek bela ve musibet karşılığında onu cennetle müjdele!” [67] buyurarak ve bir defasında da bir fitneden bahsedip: “Osman, o fitnede mazlum olarak öldürülecektir.”[68] buyurarak bir mucize olmak üzere Osman (Radıyallahu Anh) ın bir musibet netice­sinde şehit edileceğini ve cennetliklerden olduğunu bildirmiş­tir.

   Osman (Radıyallahu Anh) sahâbîler arasında da sevilir ve saygı duyulurdu: İbni Ömer (Radıyallahu Anhuma) şöyle demektedir: “Bizler Rasûlullah’ın hayatı zamanında sahâbeden hiçbirini fazilette Ebu Bekir ve Ömer hariç Osman (Radıyallahu Anh) a denk tutmazdık. O üçünden sonra diğer sahâbîleri getirir ve onların arasında fazilet farkı aramazdık.”[69]

   Osman (Radıyallahu Anh), sahâbîler arasında sözü dinlenir biri olduğu gibi Mekke müşrikleri arasında da hürmet edilen birisiydi. Hudeybiye Gazvesi’nde Mekke müşrikleri ile görüşmesi için Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından şeref ve nüfuz sahibi olarak Osman (Radıyallahu Anh) gönderilmişti. Onun dönüşü biraz gecikince de Rasûlullah (Sal­lallahu Aleyhi ve Sellem) 1400 veya 1500 sahâbîsinden[70] asla geri dönmemek şartıyla savaşmak üzere söz almış ve sahâbîler de bey’at etmiştir. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) en son olarak sağ elini işaret ederek: “Bu Osman’ın elidir.” demiş, onunla sol eli üzerine vurup: “İşte bu Osman için bey’attır.” buyurarak onun da bu Rıdvan Bey’at’ı sebebiyle sevap elde etmesini ve Fetih sûresi 18. ayette beyan edilen Allah’ ın rızasını kazanmasını sağlamıştır.[71]

   Osman (Radıyallahu Anh), Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tan 146 hadis rivayet etmiştir.[72]

   Kendisinden de çocukları Ömer, Ebban ve Said ile amcaoğlu Mervan bin Hakem, İbni Mes’ud, İbni Ömer, İbni Abbas, İmran bin Husayn, Ebu Hureyre, Ahnef, Said bin Müseyyeb ve başkaları rivayet etmişlerdir.

   Ömer (Radıyallahu Anh) in vefatı neticesinde hicrî 23 yılında halife seçilen Osman (Radıyallahu Anh) ın hilafeti toplam 11 yıl 11 ay 20 gün sürdü.[73] Onun döneminde Kıbrıs, Afrika kıtası, Afganistan, Horasan, Azerbeycan ve Türkistan İslâm topraklarına katıldı. Hilafetinin ilk 5 yılı ahlâkının yumuşaklığı sebebiyle sorunsuz olarak devam etti.

   Osman (Radıyallahu Anh) ın rahatsız olanları ikna etme çalışmaları netice vermeye başladığı anda çalınan mührü ile kendisinden habersiz olarak ağzından yazılan bir mektup sebebiyle iş çığırından çıktı. Halifelikten çekilmesi tekliflerini, Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ın: “Ey Osman! Eğer Allah sana bir gün bu işi (halifeliği) verir de, münafıklar Allah’ın sana giydirdiği bu gömleği soymaya kalkışırlarsa sakın sen o gömleği soyma!”[74] talimatı sebebiyle kabul etmeyerek reddetmiştir. Evini muhasara altına alan Mısırlıları engelleme girişimleri boşa çıkmış ve bir kısım bâğî (azgın) tarafından evinde Kur’an okurken hicrî 35 yılı 18 Zil­hicce Cuma günü 80 küsûr yaşında iken şehit edilmiş ve Cennetü’l-Bâki’ye defnedilmiştir.

Allah ondan razı olsun ve bizi kendisine komşu kılsın.
PAYLAŞ