İslam’da Muhasebe hakkında ayet hadis ve kıssalar

AYET-İ KERİMELER
   Haşr/18. Ey iman edenler! Allah’tan korkun ve herkes, yarına ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
 
   Araf/201. Takvâya erenler var ya, onlara şeytan tarafından bir vesvese dokunduğunda (Allah’ın emir ve yasaklarını) hatırlayıp hemen gerçeği görürler.
 
   Kıyame/2. Kendini kınayan (pişmanlık duyan) nefse yemin ederim (diriltilip hesaba çekileceksiniz).
 
   Enbiya/1. İnsanların hesaba çekilecekleri (gün) yaklaştı. Hal böyle iken onlar, gaflet içinde yüz çevirdiler.
 
   Hakka/18-21 (Ey insanlar! ) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz. Kitabı sağ tarafından verilen:” Alın, kitabımı okuyun” der. ” Doğrusu ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”  Artık o, hoşnut kalacağı bir hayat içindedir.
 
HADİS-İ ŞERİF
   * Bir gün adamın biri  Peygamberimize  gelerek “Ya Resulallah, bana bir nasihat et” der. Peygamberimiz de ona “sen gerçekten nasihat istiyor musun?” diye sorar. Adam, tabii, der. Bunun üzerine Peygamberimiz  buyurur ki, “bir iş murat ettiğin zaman akıbetini iyi düşün, doğru ise ona giriş, eğer eğri ise ondan vazgeç”
 
   * Peygamber Efendimiz buyuruyorlar ki: ”Nefislerinizi hesaba çekilmeden önce hesaba çekiniz.”
 
    Hesap görme, hesaplaşma, kendi kendini sorgulama diyebileceğimiz muhâsebe; mü’minin, hergün, her saat, iyi-kötü, yanlış-doğru, günah-sevab yaptığı şeyleri gözden geçirip hayırları, güzellikleri şükürle karşılaması; inhirafları, günahları istiğfarla gidermeye çalışması; yanlışlıkları, kötülükleri de tevbe ve nedâmetle düzeltmeye gayret göstermesi adına çok önemli bir cehd ve insanın kendini isbat etmesi mevzûunda da ciddî bir teşebbüs sayılır.
 
   Muhâsebe, mü’minin iç dünyasında bir kandil, vicdanında da bir hayırgah ve nasîhatçı gibidir. Her ferd onunla hayrı-şerri, güzeli-çirkini, Allah’ın sevdiğini-sevmediğini birbirinden tefrik eder ve hayır soluklu o nasihatçının rehberliğinde en aşılmaz gibi görünen engelleri aşar ve hiçbir şeye takılmadan gidip hedefine ulaşır.
 
   Muhâsebe; iman, kulluk, tevfik, kurbiyet ve ebedî saadete mazhariyet gibi mevzûlarda, tamamen, İlâhî inayet, İlâhî rahmet yörüngelidir.. ve ye’s gibi mutlak emniyetin de en amansız hasmıdır. Evet o, her zaman huzûr ve itmi’nana açık olmasının yanında, korku, endişe ve ürperti eksenlidir.
 
   Her müslüman en azından yatağa girdiği zaman kendisini muhasebeye çekmeli ve günün kayıplarını düşünmelidir.Bir tüccar gibi kayıplarını telafi yollarını aramalıdır.
 
HASAN BASRİ HAZRETLERİNDEN
   Hasan Basri (rahmetullahi aleyh) buyurdu: “mümin nefsine hakim olup onu Allah adına hesaba çeken kimsedir. Dünyada nefsini hesaba çekenlerin hesaplaşması kolay geçer. Nefis muhasebesi yapmadan hayat geçirenlerin, kıyamet günü hesaplaşması çetin olur.”
   Arkasından sözlerine devam eden Hasan Basri nefsi muhasebesini şöyle açıklıyor, “mümin ansızın, nefsinin hoşuna giden bir davranışla karşı karşıya gelince içinden “vallahi sen benim hoşuma gidiyorsun, sana ihtiyacım da var, fakat seninle aramda engel var” işte bu amelden önce hesap görmektir. Sonra sözüne şöyle devam etmiştir: bazen bir şeyde ifrata varırda içinden “bu davranışı niye işledim? Yemin ederim ki, buna karşı geçerli bir mazeretim yok, Allah’ın izniyle bu davranışı bir daha yapmamaya yemin ediyorum” diyerek yanlış hareketi karşısında pişmanlık belirtir. 
   “Kendini kınayan nefse yemin ederim” mealindeki ayet hakkında Hasan Basri (rahmetullahi aleyh) buyuruyor ki, “Mümin, şu sözü neye söyledim, şu yiyeceği niye yedim, şu içeceği niye içtim diye kendini devamlı olarak kınamaktan geri durmaz. Günahkar ise kendini kınamadan ömrünü geçirir”
 
HAZRETİ ÖMER VE MUHASEBE
   Hazreti Ömer (Radıyallahu anh) der ki, “hesaba çekilmeden önce kendi kendinizi hesaba çekiniz. Amelleriniz tartılmadan siz onları tartınız”
Anlatıldığına göre, Hazreti Ömer (Radıyallahu anh) her akşam ayaklarına kamçı ile vurarak kendi kendine “bu gün ne yaptın” derdi.
   Enes Bin Malik buyuruyor ki, “bir gün Hazreti Ömer  evden çıktı, ben de peşinden çıktım. Bir bahçeye girdi. Aramızda bir duvar vardı, duvarın arkasından şöyle dediğini duydum: “Hattab oğlu Ömer, müminlerin emiri, oh oh, Allah’a yemin ederim ki, ya Allah’dan korkarsın, yahut da azaba çarpılırsın”
 
BİR MUHASEBE ÖRNEĞİ
   Ahnef İbni Kays’ın arkadaşlarından biri anlatır.
   – Onunla birlikte olduğum müddetçe gece namazlarımızın büyük çoğunluğunu dua teşkil ederdi.Bu arada kandilin yanına gelir, parmağını yanasıya ateşe tutar, sonra nefsine şöyle seslenirdi:
   – Hey Huneyf, falan gün, falan günahı, filan gün filan kusuru niye işledin?
 
İPİN HESABI
   Meşhur bir kıssa da; Zenginin birisi ölümden, ve kabirdeki yalnızlıktan çok  korkuyormuş.”Öldüğüm geceyi kim kabre girerek sabaha kadar benimle geçirirse servetimin yarısını ona bağışlıyorum” diye vasiyet etmiş. Öldüğünde “Kim birlikte kabre girip sabahlamak ister?” diye araştırmışlar. Kimse çıkmamış. Nihayet bir hamal, “Benim sadece bir ipim var, kaybedecek bir şeyim yok. Sabaha kadar durursam zengin olurum.” diye düşünerek kabul etmiş.
   Vefat eden zengin ile birlikte defnetmişler. Sorgu sual melekleri gelmiş. Bakmışlar kabirde bir Ölü, bir canlı var. “Nasıl olsa bu ölü elimizde… Biz şu canlı olandan başlayalım” demişler ve hamalı sorgulamaya başlamışlar. “O ip kimin? Nereden aldın? Niye aldın? Nasıl aldın? Nerelerde kullandın?” Sabaha kadar sorgu sual devam etmiş, adamın hesabı bitmemiş. Sabahleyin kabirden çıkmış.
   -Tamam, servetin yarısı senin, demişler.
   Saçları bembeyaz olan hamal ”Aman, demiş hamal, istemem, kalsın. Ben, sabaha kadar bir ipin hesabını veremedim. O kadar servetin hesabını nasıl veririm?”
 
   Hayatın ve hayatın içerisinde istifade edilen lütufların hesabını vermek hafife alınacak şey değildir.
 
BASİT KAVGA
   Mevlâna Cami Hazretleri’nin yanına bir adam gelip:
-Şuna şöyle dedim, buna şu cevabı verdim, diye gurur­lanmış. Mevlâna Hazretleri rahatsız olmuş ve:
-O cevaplarla değil, yarın Allah’a vereceğin cevaplarla meşgul ol, demiş.
 
   Resûlullah Efendimiz de şöyle buyurmuştur:
Akıllı kişi o kimsedir ki, onun dört saat zamanı vardır:
1 — Bir saat kendisinin hesabına bakar.
2 — Bir saat Hak Teâlâ’ya münâcât kılar.
3 — Bir saat yiyeceğini, içeceğini hazırlar.
4 — Bir saat dünyada işlenmesi mubah amellerde rahat vakit geçirir.
 
   Dön Yüce Allah’a,
   Dal rahmet deryasına,
   Tutun O yüce sultana,
   Ulaş kalbî itminana
   Ve er; ebedî rıdvâna…
PAYLAŞ