DELİLLERİ İLE ABDESTİN FARZLARI

1-Yüzün yıkanması
   Delili Allah’u Teala’nın “yüzünüzü yıkayın”(Maide 6) kavlidir. Yüzün dışının ve bütünün bir defa yıkanması farzdır. (Müslim haricinde hadis ravileri İbn-i Abbas Radıyallahu Anh’ten şunu rivayet ettiler: “Resulüllah Aleyhisselam bir defa abdest aldı”) bu farzda icma vardır.

   Yıkama suyun damlayacak şekilde organa akıtılmasıdır. En azıda esah olan görüşe göre iki damladır. Damlama olmadan akıtma yetmez. Yıkama ile gaye uzvun yıkanmış olmasıdır. Bu yıkama abdest alanın veya başkasının fiili ile olması fark etmez. Farz olan bir defa yıkamaktır. Üç defa yıkamak ise sünnettir.

   Yüz, insanın ön cephesidir. Uzunluk olarak ölçüsü, normal başın saça bitiminden çenenin sonuna kadaro lan kısımdır. Genişlik olarak ise iki kulak yumuşağı arasıdır. Hanefi ve şafilere göre kulak ve sakalın başlangıç (favori) arasındaki kılsız bölge de yüzdendir.

   Şakaklar (kulakların üstünden, gözle kulak arası, favorilere bitişik olan yer) baş yuvarlağına dahil olduğundan baş olarak kabul edilir. Baştan az bir bölümü abdeste katmak lazımdır. Hanbeliler dediler ki: “Sakal ile kulak arasını yıkamaya özen göstermek gerekir. Çünkü orası insanların çoğu zaman gaflet ettikleri yerlerdendir. “

   Zorlanmadan görülen dudakların dışı, burnun yumuşak kısmı yüzden kabul edilir. Dudakların içten kapanan kısmı ile gözlerin içi yıkanmaz.

   Kaş, kirpik, sakal başı (favori) bıyık, yanak tüyü, alt dudak tüyü, hafif sakalın (özellikle iki çenenin birleştiği kısım, dıştan ve içten, tüy seyrek veya sık olsun) Müslim’in rivayet ettiği Resulüllah’ın ayağında tırnak kuru kadar yer bırakan adama “git abdestini güzelce al” sözüne binaen yıkanmaları vaciptir.

   Sakal, derisini göstermeyecek kadar sık ise sadece dışının yıkanması vaciptir, içinin hilallenmesi sünnetti: Ulaştırma zoruluğundan dolayı suyun sakalın altındaki deriye ulaşması gerekmez: Buhari, Resulüllah’ın bir avuç su ile yüzünü yıkadığını rivayet etmiştir “Mubarek sakallaır sıktı, bir avuç su da genelde dibine ulaşmazdı.”

2- Ellerin dirseklerle bir defa yıkanması
   Delili, Allah’u Teala’nın “Dirseklerle beraber elleriniz” ”(Maide 6)  ayeti ve icmadır.

   Dirsek: Kol ile pazunun hareket edebilen birleşme kısmıdır. Dört mezhep imamının da dahil olduğu alimlerin cumhuruna göre dirseklerde yıkamaya katılır. Çünkü ayette geçen “ila” gaye bitimi içindir. “ma’a” beraber manasınadır… Elde aslolan parmak uçlarından omuza kadar olan kısımdır. Fakat dirsekle sınırlanması, sonrasını düşürmüştür. Hadisi Şerif istenileni izah edip mücmeli beyan etmiştir. Müslim, Ebu Hureyre (Radıyallahu anh)ten Resulüllah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)in abdest şekli ile şöyle rivayet ediyor:
   “Abdest aldı, yüzünü yıkadı, iyice yıkadı sonrada pazusuna kadar sağ kolunu yıkadı, sonra da pazusuna kadar solunu.”
   Darekutni Cabirden rivayet ediyor: “Peygamber (Aleyhisselam) abdest aldığında suyu dirseklerinden ileri geçirirdi.”

   Parmaklardaki büzüklerin, parmak uçlarını örtecek kadar uzun tırnakların altını yıkamaz vaciptir. Hanefilerin dışındakilere göre, suyun ulaşmasına (çokluğundan dolayı) engel oluyorsa tırnak kirlerinin giderilmesi vaciptir. Kirin azı bağışlanır. Hanefilerde azı çoğu (zorluk olmaması için) bağışlanır. Fakat yağ ve cila gibi, suyun tırnaklara ulaşmasını engelleyen her şeyin giderilmesi ittifakla vaciptir.

   Cumhura göre dar yüzüğün oynatılması gerekir.

3- Başın meshi
   Delili Allah’u Teala’nın “başınız mezhedin” (Maide 6) ayeti ve Müslim’in “Resulüllah (Aleyhisselam) sarık üzerine ve başının üstüne meshetti.” Rivayetidir.

   Mesh. Islak elin uzvun üzerine sürülmesi demektir.

   Baş: Önden alnın üzerinde normal saç bitiminden ense çukuruna kadarki kısımdır. Yüzdeki yüksek kemiğin üzerindeki şakaklar da başa dahildir.

   Başın neresi meshedilir?

   Hanefilere göre: Vacip olan, ön alın miktarı kadar başın dörtte birinin meshidir.
   Delil: Örfen mesh manası tahakkuk etmelidir, bu da taarüfen mesh adı verilebilecek miktara hamledilir. Ayetteki “bi” harf-i cerri ıslak içindir. (Vemsehu bi ruusikum) Bu takdirde ayetin manası “Ellerinizi başınıza değdirerek meshedin” olur. Kaide: Bi (harfi9 eshedilen şeyin başına gelirse aletin (yani elin) tamamını içine almayı, aletin başına belirse meshedileni tamamen içine almayı gerektirir. Bu da el miktarı meshi ifade eder. Çünkü elin başa değdirilerek kaplayacağı saha genelde dörtte birden fazlası değildir. Bu nedenle ayetten anlaşılan bu kadar bir miktar olmuştur.

  Buhari ve Müslim’in rivayet ettiği hadis, bu delile açıklık getiriyor: “Peygamber (Aleyhisselam9 abdest aldı, başının önünü meshetti, “
   Ebu Davut’un Enes Radıyallahu anh’ten rivayeti de bu manayı açıklamaktadır:
   “Resulüllah’ı katar mamulü sarık başında bulunduğu halde abdest alırken gördüm. Elini sarığın altına soktu, başının önünü meshetti, sarığı çözmedi.” Bu hadisler Kur’an’ın mücmel ayetini açıklamaktadır.f

   Şafilere göre esah olan yıkanmasının caizliğidir, çünkü yıkamak meshtir ve fazlası da vardır. Islaklığın geçmesi kasdı hasıl olduğundan, eli çekmeden başın üzerine koymak da caizdir.

   Hadisi Şeriflerden anlaşılan bir husus ta başın bir kısmının mesh edilmesinin kafi olmasıdır.Ayette mutlak olarak istenen mesh, bir kısım ile tahakkuk eder. Ayette olduğu gibi, bu müteaddit (birçok adetli) şeyin başına gelirse teb’iz (bazısını murad) içindir, çok gibi az da yeterli olur.

4- Topuklarla beraber ayakların yıkanması
   Delilleri: Allah’u Teala’nın: “Topuklarla beraber ayaklarınız” ayetidir. (Maide 6) Ahmed’in Müsned’inde Amr b. Abse’den rivayet ettiği: “..Sonra Allah’ın emrettiği gibi başını mezheder, sonra Allah’ın ona emrettiği gibi topuklarla beraber ayaklarını yıkar.” Hadisi ve ulemanın icmasıdır. Ebu Davud ve Darekutni’deki hadiste hazreti Osman (Radıyallahu anh) ayaklarını yıkadıktan sonra: “Resulüllah’ı böyle abdest alırken gördüm.” Demiştir. Abdullah b. Zeyd ve ebu Hureyre hadisleri gibi başka hadislerde vardır.

   Topuklar ayak mafsalında iki yandan çıkan belirgin kemiklerdir.

   Fakihlerin cumhuruna göre vacip olan, topukların, yoklukları halinde de miktarlarının ayaklarla beraber bir defa yıkanmasıdır, dirseklerin yıkanması gibi. Ayetteki “ila” dan sonrası öncesine dahil olması sebebiyle bu böyledir. Ebu Hureyre (Radıyallahu anh) hadisi bu konuda delildir:
    “…sonra da baldıra başlayacak kadar sağ ayağını yıkadı, sonra baldıra başlayacak kadar sol ayağını yıkadı. Sonra dedi ki: “Resulüllah’ı böyle abdest alırken gördüm.” (Müslim)

   Cumhura göre topukların ayaklarla beraber yıkanması gerekir. Resulüllah’ın şöyle buyurmuştur Abdullah bin Ömer’den rivayet ediliyor: Dedi ki: Resulüllah bir yolculuğunda bizden geri kalmıştı, ikindi vaktinin sonuna yaklaştığımızda geldi, abdest alıp ayaklarımıza meshe başladık, sesini yükselterek buyurdu ki: “Vay topukların ateşte göreceği azaba.” İki veya üç defa…”(Ahmed, Buhari, Müslim)

   Hadisi şerife binaen meshedilmeleri yetmez; sadece meshedilmesinin azabı gerektirdiğini bildirmiştir.

   Bütün bu sebepler (ra)nın kesresiyle okunan (ve ercülikum) kıraatinin zahire muhalif olan ender bir hale hamledilmesini, bağlanmasını mucip kılmaktadır. Mutenazeunfih (zamirin nereye atfedileceği ihtilaflı olan kelime) bu nadir hale hamledilmesi caiz olmaz. (Biruusikum) üzerine cer ile atfolması yan yana bulunmasından dolayıdır. Mansub okunması yedeyn (eller) üzerine atfolunması sebebiyledir.

   Hem, Resulüllah’ın el ve ayak parmaklarının aralanmasını emretmesi, yıkaman vacip oluşuna delalet eder: İbni Abbas Radıyallahu Anh rivayet ediyor: “Abdest aldın mı el ve ayak parmaklarını hilalle” (Ahmed, ibni Mace, Tirmizi)

www.ismailaga.info

PAYLAŞ