Ebubekir Sifil Hoca’dan Neden İbn-i Teymiyye üzerine bu kadar düşüyorsun? sorusuna cevap

….Diyebilirsiniz ki; “Hocam, itikâden hatalı görüşler serdeden başkaları yok mu? Niye İbn Teymiyye’nin üstünde bu kadar duruyorsun?”

Var tabii ki; İbn Arabî de var, İbn Fârız da var, Abdülkerîm el-Cîlî de var. Konu onlara geldiğinde onları da dile getiriyorum, getireceğim de elbette.

Lâkin şu bir hakîkat ki; İbn Arâbî “Arş, Kürsî veya mahlukat aleminden bazı şeyler kadimdir” demiş ise eğer –ki demiştir-, o’nun bu görüşleri bu ülkede hatta İslâm coğrafyasında propaganda edildi, anlatıldı, benimsendi ve ümmetin akidesi ifsâd edildi, diye bir şey var mı? Hiç olmuş mu tarihte veya günümüzde?

Yallah maşallah bir “Vahdet-i Vücûd” görüşü akla geliyor önce, onu da iyi anladık mı anlamadık mı onu da bilemiyoruz ama eğer bununla “kainattaki herşey Allah’tır (hâşâ)” diyor ise, bunu kasdediyorsa, bu mahzâ küfürdür, ama İbn Arabî ekolüne mensub âlimler, İbn Arabî takipçileri “O böyle demedi, bunu kasdetmedi, Vahdet-i Mevcud başka birşeydir, Vahdet-i Vücûd başka birşeydir, bu bir felsefedir, ama bu felsefeyi de kendi kavramları içinde anlamak gerekir” diyorlar.

Hadi diyelim ki bu şirktir! İbn Arabî’nin bu şirk görüşü bugüne kadar kaç tane insanı etkiledi acaba?
Kaç insan, İbn Arabî böyle dediği için bu şirki işlemeye devam etti? Bana birkaç tane örnek zikredebilir misiniz? “İbn Arabî ‘Arş kadimdir’ dediği için tasavvuf ehlinin şu cenahı, falanca kolu ‘Arş kadimdir’ diye inanıyor, bu konuda yazılar yazıyor, kitaplar neşrediyor, insanlara bunu akide diye anlatıyor?” diyebilen var mı? Bana böyle yapan bir tane örnek isim zikredebilir misiniz? Bir tane örnek yoktur!
Eğer İbn Arabî ‘Arş kadimdir’ demişse, o ekolün mensubları, o’nun takipçileri ya binbir dereden su getirerek tevil ederler, ‘onu demek istemedi’ derler, ya da ‘bu görüş ona ait değildir, kitaplarına sokuşturma yapılmıştır’ diyerek bu görüşü reddederler.

Ama İbn Teymiyyenin itikâdî zemindeki arızalı hatalı görüşlerini onun takipçileri benimsiyorlar, savunuyorlar, ‘Selef Akîdesi’ diye önümüze koyuyorlar, ‘Ya böyle inanacaksın, ya da sen cehmîsin’ diyorlar. İbn Arabî takipçilerinden herhangi birisi bize bunu söylemiyor, bu problemli görüşleri dayatmıyor, hiçbir İbn Arabî takipçisi “İbn Arabî ‘Arş kadimdir’ dedi, sen de diyeceksin, yoksa kafirsin” diye bizim yakamıza yapışmıyor.

Ama İbn Teymiyye adına, “Selefîlik” adına ümmet birbirine düştü, tekfir ediyorlar! Çocuklar ve gençler; annelerini, babalarını, hocalarını, atalarını, ulemayı tekfir ediyorlar! Bu arıza, bir buçuk asırdan bu yana İslâm dünyasını kastı kavurdu!

Bu arızayı konuşmayacağız, söz konusu etmeyeceğiz de ne yapacağız? Akîdedir bu!..

Doç. Dr. Ebubekir Sifil Hoca
| Ruzem – Akâid Dersinden…|

PAYLAŞ

3 YORUM

  1. Avatar
    Lazgin Demir

    İbn-i Arabi hakkında yanlış anlaşılabilecek ifadeler bulunduğundan bu tashihi yapma gereği duydum.
    Evet İbn-i Arabi hazretlerinin mesleği ‘vahdetul vucud mesleği olması, ‘arş kadimdir’ ve ‘ruhun mahlukiyeti inkişafından ibarettir’ gibi fikirleri ehl-i sünnetçe küfür sayılan görüşlerdir. Fakat ibn-i arabi gibi zatlar dinden çıkmıştır manasına gelmez.

    Âlem-i İslâmda Ehl-i Sünnet ve Cemaat denilen ehl-i hak ve istikamet fırka-i azîmesi, hakaik-i Kur’aniyeyi ve imaniyeyi istikamet dairesinde hüve hüvesine Sünnet-i Seniyeye ittiba’ ederek muhafaza etmişler. Ehl-i velayetin ekseriyet-i mutlakası, o daireden neş’et etmişler. Diğer bir kısım ehl-i velayet, Ehl-i Sünnet ve Cemaatin bazı desatirleri haricinde ve usûllerine muhalif bir caddede görünmüş. İşte şu kısım ehl-i velayete bakanlar iki şıkka ayrıldılar:
    Bir kısmı ise, Ehl-i Sünnetin usûlüne muhalif oldukları için, velayetlerini inkâr ettiler. Hattâ onlardan bir kısmının tekfirine kadar gittiler.
    Diğer kısım ki, onlara ittiba’ edenlerdir. Onların velayetlerini kabul ettikleri için derler ki: “Hak yalnız Ehl-i Sünnet ve Cemaatin mesleğine münhasır değil.” Ehl-i bid’adan bir fırka teşkil ettiler, hattâ dalalete kadar gittiler. Bilmediler ki: Her hâdî zât, mühdî olamaz. Şeyhleri hatasından mazurdur, çünki meczubdur. Kendileri ise mazur olamazlar.
    Maatteessüf birinci kısım, hususan ulema-i ehl-i zahir, meslek-i Ehl-i Sünneti muhafaza niyetiyle, çok mühim evliyayı inkâr, hattâ tadlil etmeye mecbur olmuşlar. İkinci kısım olan tarafdarları ise, o çeşit şeyhlere ziyade hüsn-ü zan ettikleri için, hak mesleğini bırakıp, bid’ate hattâ dalalete girdikleri olmuş.

    Mutavassıt bir kısım ise, o velilerin velayetlerini inkâr etmediler, fakat yollarını ve mesleklerini kabul etmediler. Diyorlar ki: “Hilaf-ı usûl olan sözleri, ya hâle mağlub olup hata ettiler veyahut manası bilinmez müteşabihat misillü şatahattır.”

    İşte bu hadd-i vasat yolu ihtiyar eden zatlardan olan İmam Suyûtî “Tenbihü’l-gabî bi-tebriet-i İbn-i Arabî” ismindeki risâlesinde şöyle demiştir: “Muhyiddin İbnü’l-Arabî hakkında âlimler iki fırkaya ayrılıp birisi onun velî olduğuna, diğeri ise velî olmadığına inanmıştır. Bence iki fırkanın da razı olmayacağı bir yol vardır: Muhyiddin İbnü’l-Arabî’nin veli olduğuna inanılması, fakat kitaplarının okunmasının haram olmasıdır.”
    İmam Gazâli bazı kitaplarında; “Sufilerin bazı sözleri, Kur’ân-ı Kerim’de ve hadis-i şerifdeki yed, ayn, istivâ gibi müteşabih olan âyet ve hadîslere benzemektedir.” demiştir…

    Keza Bediüzzaman hazretleri de bu konuda şöyle buyuruyor;
    Evet Muhyiddîn, kendisi hâdî ve makbuldür. Fakat her kitabında mühdî ve mürşid olamıyor. Hakaikte çok defa mizansız gittiğinden, kavâid-i Ehl-i Sünnete muhâlefet ediyor. Ve bazı kelâmları, zâhirî, dalâlet ifade ediyor. Fakat kendisi dalâletten müberrâdır. Bazan kelâm, küfür görünür; fakat sahibi kâfir olamaz (Lemalar)
    ”…ehl-i aşkın çoğunda istiğrak ve iltibas olduğundan, hakikata muhalif telakkilerinde belki mazurdurlar. Fakat aklı başında olanlar, fikren onların esas-ı akaide münafî olan manalarını kabul edemez. Etse hata eder.’ (Sözler )

    Zaten o hazret de şöyle buyurmaktadır.
    قَالَ مُحْيِى الدِّين: تَحْرُمُ مُطَالَعَةُ كُتُبِنَا عَلَى مَنْ لَيْسَ مِنَّا
    Yâni: “Bizden olmayan ve makamımızı bilmeyen, kitaplarımızı okumasın, zarar görür.”

  2. Avatar

    Nasıl yani, ibn Arabi hz. “Arş kadimdir” mi demiş ?
    Bu söz küfür değil mi ?

  3. Avatar

    vay be… ibn arabi hazretlerinin arş kadimdir dediğini ilk defa burda öğrendim… Çok faydalı bir yazı olmuş elinize sağlık… Ebebekir sifil hocam çok seviyorum